Engelsiz Bilişim Gündemi (1. bölüm)
Emre Taşgın ve Süleyman Doğan, Engelsiz Bilişim TV’de teknoloji ve engellilik gündemini yorumluyor!
Görme engelliler otonom araç kullanabilir mi?
İlk haber ABD’nin Kuzey Carolina eyaletine bağlı Charlotte kentinden geliyor. Görme engelli bir bireyin ulaşımda yaşadığı zorluklar üzerinden otonom araç teknolojileri ve özellikle Waymo sistemi tartışılıyor. Toplu taşımanın sınırlı olduğu bölgelerde görme engellilerin çoğunlukla aile, arkadaş ya da araç çağırma uygulamalarına bağımlı olduğu ifade ediliyor. Waymo’nun sunduğu çözümler arasında aracı bulmayı kolaylaştıran sesli uyarılar, mesafe ayarları ve erişilebilir uygulama yönlendirmeleri yer alıyor. Emre Taşgın, geçmişte Amerikan Körler Birliği’nin (NFB) sensör temelli araç geliştirme girişimlerinden bahsederek otonom araç teknolojisinin bu alandaki yerini tarihsel bir bağlama oturtuyor. Günümüzde sistemin telefon üzerinden çağrılan, kornayla bulunabilen ve hedefe yönlendirilebilen bir yapıya sahip olduğu anlatılıyor. Ancak bu sistemlerin henüz şehir merkezlerinde tam kapasiteyle çalışamadığı ve gelişim sürecinde olduğu belirtiliyor. Buna rağmen gelecekte paylaşım ekonomisine dayalı otonom ulaşımın yaygınlaşacağı ve görme engellilerin bağımsız şekilde bu araçları kullanabileceği öngörülüyor.
Bu noktada otonom sürüş seviyeleri detaylı biçimde ele alınıyor. Beşinci seviyeye ulaşılmadıkça (direksiyonun tamamen ortadan kalktığı seviye) görme engellilerin tek başına araç kullanmasının mümkün olmadığı ifade ediliyor. Günümüzde sistemlerin çoğunlukla ikinci veya üçüncü seviyede olduğu, üreticilerin de güvenlik nedeniyle kendilerini olduğundan daha düşük seviyede konumlandırdığı belirtiliyor. Otonom araçların gelişiminin sadece engelliler için değil, genel trafik güvenliği açısından da büyük bir dönüşüm yaratacağı vurgulanıyor. Süleyman Doğan da teknoloji perspektifinden bakarak bu sistemlerin dikkat dağınıklığı, insan hatası ve kazaları azaltma potansiyeline dikkat çekiyor.
Tesla’nın otonom araçlarını görme engelliler kullanabilir mi?
İkinci haber Tesla’nın “Full Self Driving” (FSD) sistemi üzerine kurulu. Görme yetisi azalan bir kullanıcının bu sistemi test ettiği ve 90 dakika boyunca direksiyona dokunmadan ilerlediği aktarılıyor. Ancak sistemin resmi olarak hâlâ ikinci seviye olduğu ve sürücünün sorumluluğunun devam ettiği özellikle vurgulanıyor. Bu durum, görme engelli bireylerin mevcut sistemlerle bağımsız araç kullanamayacağını açıkça ortaya koyuyor. Emre Taşgın, 5-6 yıl içinde bu teknolojilerin olgunlaşmasıyla birlikte asıl tartışmanın “görme engelliler araç kullanmalı mı?” gibi toplumsal önyargılar üzerine kayacağını öngörüyor.
Elektrikli araçların sessizliği tehlike oluşturuyor
Üçüncü haber, elektrikli araçların sessizliği üzerinden güvenlik tartışmasına odaklanıyor. Elektrikli araçların gürültü ve hava kirliliğini azaltmasına rağmen özellikle görme engelliler, işitme engelliler, yaşlılar ve dikkat eksikliği yaşayan bireyler için ciddi riskler oluşturduğu ifade ediliyor. Bu soruna çözüm olarak geliştirilen “Akustik Araç İkaz Sistemi” (AVAS) anlatılıyor. Bu sistem belirli hızlarda araçların ses üretmesini zorunlu kılıyor. Türkiye’de TOGG gibi araçlarda bu sistemin bulunduğu, hatta yerli üretim çözümler geliştirildiği belirtiliyor. Ancak sistemin kullanıcı tarafından kapatılabilir olması önemli bir güvenlik açığı olarak değerlendiriliyor. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla bu konunun Türkiye’de de daha fazla tartışılacağı öngörülüyor.
Star Wars Outlaws erişilebilirlik seçenekleri sunuyor
Dördüncü haber oyun dünyasından geliyor. Star Wars Outlaws oyununun erişilebilirlik özellikleri ele alınıyor. Oyunun baştan itibaren erişilebilirlik düşünülerek geliştirildiği, sonradan eklenen bir eklentiye dayanmadığı özellikle vurgulanıyor. Sesli betimleme, detaylı altyazılar, arka plan seslerinin açıklanması, yüksek kontrast modları, renk körlüğü destekleri ve yeniden atanabilir kontroller gibi birçok özellik bulunduğu aktarılıyor. Oyunun gözler kapalı şekilde bile oynanabildiği ifade ediliyor. Emre Taşgın bu yaklaşımı Birleşmiş Milletler Engellilerin Hakları Sözleşmesi’nde geçen “evrensel tasarım” kavramıyla ilişkilendiriyor. Geçmişte erişilebilir oyunların çok sınırlı ve basit olduğu, son yıllarda bu alanda ciddi ilerlemeler yaşandığı anlatılıyor. Buna rağmen hâlâ daha gelişmiş, karmaşık oyunların erişilebilir hale gelmesi gerektiği vurgulanıyor.
ABD’de dijital erişilebilirlik yükümlülüğü neden ertelendi?
Beşinci haber ABD’de dijital erişilebilirlik düzenlemeleriyle ilgili. ABD Adalet Bakanlığı’nın kamu kurumlarına web siteleri ve mobil uygulamalarını erişilebilir hale getirme zorunluluğu getirdiği, ancak uygulama tarihlerinin ertelendiği belirtiliyor. Büyük kurumlar için 2027’ye, küçük kurumlar için 2028’e kadar süre uzatıldığı aktarılıyor. Emre Taşgın, bu ertelemenin özellikle Trump dönemi politikalarıyla bağlantılı olduğunu ve ABD’de engellilik alanında geriye gidiş yaşandığını ifade ediyor. WCAG standartları (özellikle 2.1 AA seviyesi) detaylı şekilde açıklanıyor. Ayrıca ABD’de erişilebilirlik üzerinden açılan davaların artışı, bazı şirketlerin cezayı ödeyip erişilebilirlikten kaçınma stratejisi ve bu alanda oluşan “hukuki sektör” de eleştiriliyor. Türkiye’de ise Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle daha yeni başlayan sürecin daha kapsayıcı olduğu ve kamu ile özel sektörü birlikte içerdiği belirtiliyor.
Eller Konuşur
Altıncı haber Türkiye’den geliyor. Anadolu Ajansı’nın “Eller Konuşur” adlı işaret dili haber platformu tanıtılıyor. Bu platform sayesinde işitme engelli bireylerin haberlere Türk işaret diliyle erişebileceği belirtiliyor. Projenin sosyal medyada başladığı ve ileride YouTube gibi platformlara genişletileceği ifade ediliyor. Emre Taşgın, işaret dili tercümanlarının görüşlerine dayanarak bunun ana dilde bilgiye erişim açısından önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Ayrıca bu girişimin bir sonraki aşamada görme engelliler için alternatif metinler ve sesli betimleme gibi çözümlerle genişletilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Dijital hastane asistanı
Yedinci ve son haber İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geliştirilen dijital danışma sistemi üzerine. Hastane girişinde bulunan kiosk aracılığıyla kullanıcıların gitmek istedikleri bölümü seçerek yönlendirme alabildiği anlatılıyor. Sistem sesli anlatım ve görsel yönlendirme içeriyor. Kullanıcıya “15 adım ilerle, sağa dön” gibi tarifler veriliyor. Bu sistemin özellikle danışma birimlerine bağımlılığı azaltmayı hedeflediği ifade ediliyor. Emre Taşgın, bunun klasik “körcül tarif” yaklaşımının dijitalleşmiş hali olduğunu belirtiyor. Henüz gerçek zamanlı navigasyon sunmasa da küçük ve orta ölçekli hastaneler için pratik bir çözüm olduğu ve olumlu geri bildirimler aldığı aktarılıyor.
