|

Yüzde 40 ve Üzeri Ortopedik Engelliler Nasıl ÖTV’siz Araç Alabilir?

 

Bu videoda, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının yüzde 40 ve üzeri ortopedik engellilik oranına sahip bireylerin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) istisnasından yararlanarak araç satın alabilmelerine ilişkin hazırladığı açıklayıcı yazı ele alındı. Anayasa Mahkemesinin, engellilik oranı yüzde 90’ın altında bulunan ve engelliliği nedeniyle araç kullanamayan bireylerin yaşadıkları mağduriyetlere dikkat çeken kararının ardından gerçekleştirilen yasal düzenleme ve bu düzenlemenin uygulama esasları değerlendirildi. Özellikle vergi dairelerinde ortaya çıkan yorum farklılıklarının giderilmesi, ortopedik engellilik oranının hangi tıbbi değerlendirmeler üzerinden belirleneceği, birden fazla engeli bulunan kişilerin durumları, sürücü belgesi alamama şartının nasıl değerlendirileceği ve ÖTV istisnasıyla satın alınan araçların kimler tarafından kullanılabileceği konularında ayrıntılı açıklamalara yer verildi.

Videonun başlangıcında, engelli bireylerin ÖTV istisnasıyla araç satın almalarına ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında gündeme geldiği hatırlatıldı. Özellikle engellilik oranı yüzde 90’ın altında olan ancak engellilik durumları nedeniyle araç kullanamayan bireylerin önceki uygulamalarda karşılaştıkları sorunların önemli bir hak kaybına yol açtığı ifade edildi. Anayasa Mahkemesinin bu mağduriyetlere dikkat çeken kararı sonrasında 17 Nisan tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle yeni bir uygulama alanı oluşturulduğu belirtildi. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklayıcı yazısının da bu düzenlemenin nasıl uygulanacağı konusunda ortaya çıkan tereddütleri gidermeyi amaçladığı aktarıldı.

Açıklayıcı yazının iki temel durumu birbirinden ayırdığı belirtildi. Bunlardan ilki, engellilik durumuna uygun özel tertibatla donatılmış bir aracı bizzat kullanabilen engelli bireylerin ÖTV istisnasından yararlanmasıdır. Bu kapsamda kişinin engellilik durumuna göre araç üzerinde özel donanım veya tertibat düzenlemesi yapılması ve aracı kendisinin kullanması esas alınmaktadır. İkinci durum ise yüzde 40 veya üzerinde ortopedik engellilik oranına sahip olmasına rağmen ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan bireylerle ilgilidir. Bu kişilerin aracı kendilerinin kullanamaması nedeniyle özel tertibatlı araç kullanımı kapsamından farklı bir değerlendirmeye tabi tutuldukları ifade edildi. Bu iki durumun birbirine karıştırılmaması gerektiği vurgulandı. Özel tertibat kullanarak araç sürebilen engelli bireylerin yararlandıkları istisna ile ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan bireyler için getirilen düzenlemenin farklı şartlara dayandığı belirtildi. Gelir İdaresi Başkanlığının yazısında da bu ayrımın özellikle açıklığa kavuşturulduğu aktarıldı.

ÖTV istisnasıyla araç satın alınmasında geçerli olan genel koşullara da değinildi. İstisnadan yararlanılarak on yılda bir araç satın alınabildiği, bu sürenin her iki uygulama açısından da geçerli olduğu ifade edildi. ÖTV istisnasıyla satın alınan bir aracın ardından yeniden aynı istisnadan yararlanılarak araç alınabilmesi için on yıllık sürenin dikkate alınması gerektiği belirtildi. Bu konuda farklı bir uygulama veya süre değişikliği bulunmadığı vurgulandı. Araç satın alma koşulları içerisinde yerli üretim oranı ve araç bedeli sınırının da bulunduğu hatırlatıldı. ÖTV istisnasıyla satın alınacak araçların en az yüzde 40 yerlilik oranına sahip olması gerektiği ifade edildi. Ayrıca araçlar için 2 milyon 873 bin 900 Türk lirası tutarında üst bedel sınırının bulunduğu belirtildi. Bu sınırın altında kalan ve diğer yasal şartları karşılayan araçların istisna kapsamında satın alınabileceği aktarıldı. Açıklayıcı yazıda motor silindir hacmine ilişkin sınırlar ve araçların teknik özellikleri konusunda da düzenlemelere yer verildiği ifade edildi.

Vergi daireleriyle engelli bireyler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün ortopedik engellilik oranının hangi sağlık kurulu değerlendirmeleri üzerinden hesaplanacağıyla ilgili olduğu belirtildi. Sağlık kurulu raporlarında farklı tıbbi branşlardan verilen engellilik oranlarının bulunabildiği, ancak bu oranların tamamının ortopedik engellilik kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Bu noktada toplam engellilik oranı ile ortopedik engellilik oranı arasındaki farkın altı çizildi. Engelli sağlık kurulu raporunda toplam engellilik oranı yüzde 40 veya üzerinde bulunan herkesin yeni düzenlemeden yararlanamayacağı belirtildi. Düzenlemenin, engellilik oranı yüzde 90’ın altında olan kişiler bakımından en az yüzde 40 ortopedik engellilik oranına sahip olan ve ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan bireylere yönelik olduğu ifade edildi. Örneğin toplam engellilik oranı yüzde 40 veya üzerinde olan, ancak engelliliği ortopedik nitelikte bulunmayan bir kişinin yalnızca bu oranı gerekçe göstererek söz konusu istisnadan yararlanamayacağı açıklandı. Benzer şekilde toplam engellilik oranı farklı engel gruplarından elde edilen oranların birleşmesi sonucunda yüzde 40’ın üzerine çıksa bile ortopedik engellilik oranının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu nedenle düzenlemenin kapsamının bütün engelli bireyleri değil, belirli şartları taşıyan ortopedik engelli bireyleri içerdiği ifade edildi.

Yüzde 90 ve üzeri engellilik oranına sahip bireylerin ÖTV istisnasından yararlanabildikleri ayrı uygulamanın devam ettiği de hatırlatıldı. Yüzde 90’ın altında engellilik oranına sahip kişiler bakımından ise yalnızca toplam engellilik oranının esas alınamayacağı, ilgili özel düzenlemenin ortopedik engellilik ve sürücü belgesi alamama şartlarına dayandığı belirtildi. Böylece yüzde 40 ve üzeri engellilik oranına sahip olan herkesin ÖTV istisnasıyla araç satın alabileceği yönündeki bilgilerin yanlış olduğu özellikle vurgulandı.

Gelir İdaresi Başkanlığının yazısında hangi tıbbi branşlardan verilen oranların ortopedik engellilik değerlendirmesinde dikkate alınabileceğinin açıklandığı belirtildi. Bu kapsamda ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, romatoloji ile beyin ve sinir cerrahisi branşlarından verilen engellilik oranlarının değerlendirilebileceği ifade edildi. Ancak yalnızca sağlık kurulu raporunda bu branşlardan birinin bulunmasının yeterli olmadığı, kişinin engel grubunun da ortopedik olarak belirtilmesi gerektiği vurgulandı. Ortopedi ve travmatoloji branşı, kas ve iskelet sistemiyle ilgili hastalıklar, yaralanmalar ve işlev kayıplarının değerlendirilmesi bakımından ilgili tıbbi alanlardan biri olarak ele alındı. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon ile romatoloji branşlarının da ortopedik engellilik oranının belirlenmesinde dikkate alınabilecek alanlar arasında bulunduğu aktarıldı. Beyin ve sinir cerrahisi branşından verilen bazı engellilik oranlarının da ortopedik engellilik kapsamında değerlendirilebileceği ifade edildi. Bununla birlikte bütün bu branşlarda temel ölçütün kişinin sağlık kurulu raporundaki engel grubunun ortopedik nitelikte olması olduğu tekrarlandı.

Açıklayıcı yazıda onkoloji ve nöroloji branşlarına ilişkin önemli ayrıntılar bulunduğu belirtildi. Bu branşlardan verilen bazı engellilik oranlarının da belirli koşullarda ortopedik engellilik oranına dâhil edilebileceği ifade edildi. Ancak her onkolojik veya nörolojik hastalığın doğrudan ortopedik engellilik kapsamında değerlendirilemeyeceği özellikle açıklandı. Onkoloji branşı bakımından kas ve iskelet sistemini etkileyen tümörler nedeniyle ortaya çıkan engellilik durumlarının değerlendirilebileceği belirtildi. Bu tür tümörlerin kişinin hareket sistemi ve kas-iskelet işlevleri üzerinde oluşturduğu etkiler nedeniyle ortopedik engellilik kapsamında değerlendirme yapılmasının mümkün olabileceği ifade edildi. Ancak bunun için sağlık kurulu raporunda ilgili engel grubunun ortopedik olarak belirtilmesi gerektiği vurgulandı. Dolayısıyla onkoloji branşından alınan her engellilik oranının doğrudan ortopedik engellilik oranına eklenemeyeceği anlatıldı.

Nöroloji branşı açısından ise periferik sinir sistemi, nöromüsküler kavşak ve kas sistemi hastalıkları üzerinde duruldu. Bu alanlardaki hastalıkların bazı durumlarda ortopedik engellilik değerlendirmesine konu olabileceği belirtildi. Ancak bu oranların dikkate alınabilmesi için sağlık kurulu raporunda engel grubunun ortopedik olarak ifade edilmesi gerektiği açıklandı. Nöroloji branşında değerlendirilmiş olmanın tek başına yeterli olmadığı, bütün nörolojik engellilik durumlarının ortopedik kabul edilemeyeceği vurgulandı.

Bu nedenle sağlık kurulu raporunun yalnızca hangi branşlardan oran alındığına bakılarak değerlendirilmesinin yanlış sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Aynı tıbbi branş içerisinde farklı hastalık ve işlev kayıplarının bulunabileceği, bunların ortopedik engellilik açısından aynı kapsamda ele alınamayacağı belirtildi. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklayıcı yazısında da engel grubunun belirlenmesinin bu nedenle önemli olduğu aktarıldı.

Üzerinde durulan özel konulardan biri de engellilik oranlarının belirlenmesinde kullanılan 4.3 numaralı tablo oldu. Bu tablonun sinir sistemi ve omurga kaynaklı bazı işlev bozukluklarına ilişkin engellilik oranlarının değerlendirilmesinde kullanıldığı belirtildi. Özellikle bağırsak işlev bozuklukları, mesane işlev bozuklukları, nörolojik kaynaklı solunum bozuklukları ve cinsel işlev bozukluklarının bu tablo kapsamında değerlendirilen temel alanlar arasında bulunduğu ifade edildi. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasına göre yalnızca 4.3 numaralı tablodan elde edilen engellilik oranlarının kendi başlarına ortopedik engellilik oranı olarak kabul edilmeyeceği aktarıldı. Bu tablodan verilen oranların sinir sistemi veya omurga kaynaklı belirli işlev kayıplarını ifade etmesine rağmen söz konusu oranların tek başına ÖTV istisnası açısından aranan yüzde 40 ortopedik engellilik şartını karşılamayacağı belirtildi. Bu ayrımın özellikle omurga ve sinir sistemiyle ilişkili hastalıkları bulunan bireyler açısından önemli olduğu vurgulandı. Kişinin sağlık kurulu raporunda 4.3 numaralı tablo üzerinden belirlenmiş oranlar bulunmasının, bu oranların doğrudan ortopedik engellilik sayılacağı anlamına gelmediği anlatıldı. Bu nedenle yalnızca söz konusu tablodan elde edilen oranlara dayanılarak ÖTV istisnasıyla araç satın alınamayacağı ifade edildi.

Ortopedik engellilik oranının sağlık kurulu raporundan açık biçimde anlaşılamadığı durumlarda nasıl işlem yapılacağı da açıklandı. Bazı sağlık kurulu raporlarında engellilik oranlarının hangi engel grubuna karşılık geldiğinin veya ortopedik engellilik oranının tam olarak ne olduğunun kolayca belirlenemeyebileceği belirtildi. Böyle durumlarda vergi dairelerinin raporu düzenleyen sağlık kuruluşundan ek bilgi ve belge talep edebileceği ifade edildi. Sağlık kuruluşundan istenecek açıklamalar doğrultusunda kişinin ortopedik engellilik oranının yeniden değerlendirilebileceği, raporda yer alan bilgilerin açıklığa kavuşturulabileceği ve istisna koşullarının karşılanıp karşılanmadığının belirlenebileceği anlatıldı. Ortopedik engellilik oranının yüzde 40 veya üzerinde olduğu açık biçimde tespit edilemiyorsa başvurunun varsayımlara dayanılarak sonuçlandırılmayacağı vurgulandı. Bu uygulamanın sağlık kurulu raporlarındaki belirsizliklerin giderilmesi açısından önemli olduğu belirtildi. Vergi dairelerinin yalnızca rapordaki toplam engellilik oranına veya branş isimlerine bakarak karar vermemeleri gerektiği, ortopedik engellilik oranının belirlenmesi için gerekli açıklamaların sağlık kuruluşlarından istenebileceği ifade edildi. Böylece hem uygulamada ortaya çıkan farklı yorumların azaltılmasının hem de başvuruların raporlardaki somut tıbbi bilgilere dayanarak değerlendirilmesinin amaçlandığı aktarıldı.

Videonun ikinci temel konusu, yüzde 40 ve üzerinde ortopedik engellilik oranına sahip bireylerin sürücü belgesi alamama şartının nasıl değerlendirileceği oldu. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklayıcı yazısında bu konunun ayrıntılı biçimde ele alındığı belirtildi. Ortopedik engeli nedeniyle araç kullanamayan ve bu nedenle ÖTV istisnasından yararlanmak isteyen kişiler bakımından yalnızca yüzde 40 ve üzerinde ortopedik engellilik oranı bulunmasının yeterli olmadığı ifade edildi. Söz konusu uygulamadan yararlanabilmek için kişinin ortopedik engellilik durumunun sürücü belgesi almasına engel olması gerektiği vurgulandı. Böylece ortopedik engellilik oranı şartı ile sürücü belgesi alamama şartının birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Özel tertibat kullanarak araç sürebilen kişilerle ortopedik engeli nedeniyle hiçbir şekilde sürücü belgesi alamayan kişilerin farklı uygulama koşullarına tabi oldukları hatırlatıldı.

Özel tertibatla araç kullanımı söz konusu olduğunda kişinin kendi aracını kullanabilmesine yönelik düzenlemelerin esas alındığı, buna karşılık sürücü belgesi alamayan ortopedik engelli bireyler için getirilen istisnanın farklı bir ihtiyacı karşılamayı amaçladığı ifade edildi. Bu nedenle özel tertibat kullanımı kapsamında bulunmayan bir kişinin, açıklayıcı yazıda belirtilen düzenlemeden yararlanabilmesi için ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamadığının anlaşılması gerektiği belirtildi.

Sürücü belgesi alamama durumunun belirlenmesinde sürücü adayları ve sürücüler için düzenlenen sağlık kurulu raporlarının esas alınacağı aktarıldı. Kişinin sürücü belgesi alıp alamayacağına ilişkin değerlendirmelerin bu raporlar üzerinden yapılacağı belirtildi. Ancak sürücü belgesi alamama kararının tek başına yeterli olmayacağı, bu kararın hangi nedenle verildiğinin de önem taşıdığı vurgulandı. Bu noktada özellikle sürücü belgesi alamama nedeninin ortopedik engellilikle bağlantılı olması gerektiği ifade edildi. Kişinin farklı bir sağlık sorunu veya başka bir engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamaması, söz konusu istisnadan yararlanabilmesi için tek başına yeterli kabul edilmeyecektir. Açıklayıcı yazıda aranan şartın, sürücü belgesi alamama durumunun ortopedik engelden kaynaklandığının anlaşılması olduğu belirtildi.

Sağlık kurulu raporunda mutlaka “ortopedik engeli nedeniyle sürücü olamaz” şeklinde birebir bir ifade bulunmasının gerekip gerekmediği sorusu da yanıtlandı. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasına göre bu ifadenin her durumda kelimesi kelimesine yazılmış olmasının zorunlu olmadığı belirtildi. Bununla birlikte rapordaki bilgilerden kişinin ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamadığının açık ve tereddütsüz biçimde anlaşılması gerektiği ifade edildi. Sağlık kurulu raporunda belirtilen hastalıklar, engel grubu ve sürücülüğe ilişkin değerlendirmeler birlikte incelendiğinde sürücü belgesi alamama nedeninin ortopedik engellilik olduğu anlaşılabiliyorsa ayrıca aynı ifadenin birebir yazılmasının gerekli olmayabileceği anlatıldı. Ancak rapordaki bilgiler bu bağlantıyı ortaya koymuyorsa raporu düzenleyen sağlık kuruluşundan açıklama istenebileceği belirtildi. Bu uygulamanın özellikle birden fazla engeli veya sağlık sorunu bulunan kişiler açısından önemli olduğu vurgulandı. Sağlık kurulu raporunda yalnızca ortopedik engellilik durumu bulunan bir kişinin sürücü olamayacağına ilişkin karar verilmişse, sürücü belgesi alamama durumunun ortopedik engellilikten kaynaklandığı anlaşılabileceği için ayrıca nedenin açıkça yazılması her durumda gerekli olmayabilir. Buna karşılık kişinin birden fazla engel grubu bulunuyorsa aynı değerlendirmeyi yapmak daha karmaşık hale gelebilir.

Birden fazla engeli bulunan kişilerin raporlarında yalnızca “sürücü olamaz” veya “sürücü belgesi alamaz” şeklinde bir ifadenin yer almasının her zaman yeterli olmayacağı belirtildi. Çünkü sürücü belgesi alamama durumunun ortopedik engellilikten mi, yoksa kişinin sahip olduğu diğer engel veya sağlık sorunlarından mı kaynaklandığının belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Örneğin kişinin hem ortopedik hem de ortopedik olmayan başka bir engel durumunun bulunabileceği, sürücü belgesi alamama kararının hangi sağlık gerekçesine dayandığının rapordan açıkça anlaşılamayabileceği anlatıldı. Bu durumda kişinin toplam engellilik oranının yüksek olması veya ortopedik engellilik oranının yüzde 40’ın üzerinde bulunması tek başına yeterli olmayacaktır. Ayrıca sürücü belgesi alamama nedeninin ortopedik engel olduğu sonucuna ulaşılması gerektiği vurgulandı. Bu nedenle birden fazla engeli bulunan bireyler açısından sağlık kurulu raporlarının daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiği ifade edildi. Raporun yeterince açık olmaması durumunda sağlık kuruluşundan ek açıklama talep edilebileceği, bu açıklamalarla kişinin sürücü belgesi alamama nedeninin belirlenebileceği aktarıldı. Böylece vergi dairelerinin yalnızca raporda sürücü olamaz ifadesi bulunduğu gerekçesiyle başvuruyu kabul etmemesi, gerekli bağlantıyı somut biçimde değerlendirmesi gerektiği anlatıldı. Bu açıklamaların, sürücü belgesi alamayan bütün engelli bireylerin ÖTV istisnasıyla araç satın alabilecekleri yönündeki yanlış bilgileri gidermek açısından önemli olduğu belirtildi. Videoda, “sürücü olamaz” raporuna sahip olmanın tek başına istisnadan yararlanma hakkı oluşturmadığı tekrarlandı. Düzenlemenin engellilik oranı yüzde 90’ın altında bulunan kişiler açısından belirli koşullara dayandığı, kişinin en az yüzde 40 ortopedik engellilik oranına sahip olmasının yanında sürücü belgesi alamama durumunun da bu ortopedik engelden kaynaklanması gerektiği vurgulandı.

Gelir İdaresi Başkanlığının açıklayıcı yazısında ÖTV istisnasıyla araç satın alan ancak ortopedik engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan kişilere ait araçların kimler tarafından kullanılabileceği konusuna da yer verildiği aktarıldı. Kişinin aracı kendisinin kullanamaması nedeniyle araç kullanımına ilişkin ayrıca bir taahhütname düzenleneceği belirtildi. Bu taahhütnamede, istisna kapsamında satın alınan aracı kullanabilecek kişilerin bilgilerinin yer alacağı ifade edildi.

Araç kullanımına ilişkin taahhütnamenin ÖTV istisnasından yararlanma sürecinin önemli unsurlarından biri olduğu belirtildi. Araç sahibi engelli bireyin sürücü belgesi alamaması nedeniyle aracın başka kişiler tarafından kullanılması söz konusu olduğunda, bu kişilerin bilgilerinin ilgili taahhütnamede gösterileceği anlatıldı. Böylece aracın kullanımına ilişkin kişilerin belirlenmesi ve bu bilgilerin kayıt altına alınmasının amaçlandığı ifade edildi. Açıklayıcı yazının araç kullanımına ilişkin kişilerin bilgilerinin taahhütnameye yazılması gerektiğini ortaya koyduğu belirtildi. Bu nedenle ÖTV istisnasından yararlanarak araç satın alacak ve aracı kendisi kullanamayacak kişilerin taahhütnameye ilişkin işlemleri de dikkate almaları gerektiği ifade edildi.

Engelli bireylerin ÖTV istisnasıyla araç alımına ilişkin kamuoyunda yaygınlaşabilecek yanlış bilgilerin önüne geçilmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle yüzde 40 ve üzerinde engellilik oranına sahip herkesin ÖTV istisnasından yararlanabileceği yönündeki açıklamaların doğru olmadığı belirtildi. Bu tür ifadelerin düzenlemenin kapsamını olduğundan geniş gösterdiği ve başvuruda bulunacak kişilerin yanlış beklentilere girmelerine neden olabileceği ifade edildi. Söz konusu düzenlemenin yüzde 40 ve üzerinde genel engellilik oranına sahip bütün bireyleri kapsamadığı, belirli koşulları karşılayan ortopedik engelli bireyler için geçerli olduğu tekrarlandı. Bu nedenle yüzde 40 genel engellilik oranı ile yüzde 40 ortopedik engellilik oranı arasındaki farkın özellikle dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Benzer biçimde sürücü belgesi alamayan bütün engelli bireylerin istisnadan yararlanabilecekleri yönündeki bilgilerin de yanlış olduğu ifade edildi. Sürücü belgesi alamama durumunun ortopedik engelle bağlantılı olması gerektiği, farklı sağlık sorunları nedeniyle sürücü belgesi alamayan kişilerin yalnızca bu gerekçeyle söz konusu düzenleme kapsamına girmeyecekleri açıklandı.

Paylaş: