Görme Engelliler İçin Coğrafya Nasıl Erişilebilir Hale Getirilir?
Görme engelli Sosyal Bilgiler Öğretmeni Seda Kitapçıoğlu ve öğrencisi Doğa Güneş Kaya ile geliştirdikleri Dünya Parmaklarının Ucunda projesini paylaşıyoruz!
Seda Kitapçıoğlu hakkında
Seda Kitapçıoğlu kendisini tanıtırken doğuştan görme engelli olduğunu, öğretmenlik mesleğini severek yaptığını, öğrencilerine akademik bilginin yanında özellikle empati duygusunu kazandırmayı temel hedeflerinden biri olarak gördüğünü vurguluyor. Uzun yıllardır öğretmenlik yaptığını, geçmişte sporla da ilgilendiğini ve iki çocuk annesi olduğunu belirtiyor. Öğrencisi Doğa Güneş Kaya ise kendisini tanıtırken 6. sınıf öğrencisi olduğunu, karate ve tiyatroyla ilgilendiğini, öğretmenlerine yardımcı olmaktan keyif aldığını söylüyor ve “normal öğrenci” ifadesi üzerinden normallik kavramının göreceliliğine kısa bir vurgu yapılıyor.
Ekvator, paralel ve meridyenler erişilebilir oluyor
Projenin çıkış noktası detaylı biçimde anlatılırken, müfredat değişikliği sonrası 6. sınıf coğrafya konularının yoğunlaşmasıyla birlikte öğrencilerin özellikle Ekvator, paralel ve meridyen gibi konularda zorlandığı ifade ediliyor. Seda öğretmen, görsel anlatımla kısa süreli anlama sağlansa da kalıcılığın düşük olduğunu, bir hafta sonra öğrencilerin konuyu unuttuğunu gözlemliyor. Bu noktada öğrencilerine balon, top gibi küreye benzeyen nesneler üzerinde bu kavramları modelleme ödevi veriyor. Bu süreçte hem öğrencilerin zorlandığını hem de konunun somutlaştırılması gerektiğini fark ediyor. Aynı dönemde sorumlu olduğu Sosyal Sorumluluk Kulübü’nü de sürece dahil ederek projeyi büyütme fikri ortaya çıkıyor.
Seda öğretmen, projeye başlarken amacının “yeni bir şey icat etmek” değil, erişilebilirliğin küçük adımlarla da sağlanabileceğini göstermek olduğunu özellikle vurguluyor. Öğrencilerinin empati kurmasını, erişilebilirlik ve eşitlik kavramlarını deneyimleyerek öğrenmesini hedefliyor. Proje kapsamında düşük maliyetli, herkesin yapabileceği materyaller kullanmaya özellikle dikkat ediliyor; çünkü devlet okulunda çalıştığını ve herhangi bir bütçe talep etmeden bu işi yapmak istediklerini belirtiyor.
Coğrafya dokunsal hale geliyor
Ortaya çıkan ürünler, farklı dokularla zenginleştirilmiş küreler oluyor. Ekvator, paraleller ve meridyenler farklı dokularla işaretleniyor; Ekvator daha kalın bir yapı ile belirgin hale getiriliyor. Türkiye’nin konumu sticker ile işaretleniyor. Bazı modellerde kıtalar kabartma yüzeylerle gösteriliyor. PVC kaplama gibi dayanıklı malzemeler kullanılarak dokunsal algının kalıcı olması sağlanıyor. Süreç boyunca ilk yapılan denemelerde hatalar yapılıyor; iplerle yapılan çizimler yamuk oluyor, küreler dönmüyor ya da dengede durmuyor. Ancak her denemeden sonra model geliştiriliyor, farklı malzemeler deneniyor ve ürünler aşamalı olarak iyileştiriliyor.
Öğrenci Doğa Güneş Kaya, süreci kendi perspektifinden anlatırken önce araştırma yaptıklarını, hangi malzemelerin kullanılacağını belirlediklerini, ardından alışveriş yaparak üretime başladıklarını söylüyor. Strafor kürelerin boyandığını, iplerle meridyen ve paralellerin işlendiğini, ilk denemelerde hatalar olduğunu ancak bunların düzeltilerek ilerlediklerini anlatıyor. Kürelerin dönmemesi ve sabit durmaması gibi sorunlara çözüm olarak telden mekanizmalar geliştirildiğini, böylece kürenin hem dönebilir hem de dengede durabilir hale getirildiğini ifade ediyor.
Aşık Veysel Görme Engelliler Ortaokulu ziyareti
Üretilen materyaller daha sonra İzmir’deki Aşık Veysel Görme Engelliler Okulu’na götürülüyor. Bu ziyaret hem öğretmen hem öğrenciler için oldukça duygusal ve öğretici bir deneyim oluyor. Oradaki öğretmenin küreyi eline alıp “dünyalar benim oldu” demesi, projenin amacına ulaştığını gösteren en önemli an olarak aktarılıyor. Öğrenciler görme engelli akranlarıyla doğrudan iletişim kuruyor, materyalleri tanıtıyor ve birlikte deneyimleme fırsatı buluyor. Ziyaret sonrasında Ankara’daki okullara da benzer materyaller gönderiliyor.
Üretilen çıktılar gerçekten işe yarıyor mu?
Bir görme engelli birey küreyi eline aldığında paralel, meridyen ya da Türkiye’nin konumunu 3 saniye içinde bulabiliyorsa materyalin başarılı olduğu kabul ediliyor. Bu kriter önce gören öğrenciler üzerinde gözleri kapalı şekilde deneniyor, ardından görme engelli öğrencilerle test ediliyor ve başarılı sonuçlar alınıyor.
Doğa Güneş, Aşık Veysel Okulu’ndaki deneyimini anlatırken başlangıçta heyecanlı olduğunu ancak öğretmeninin “onlara acıyarak değil, eşit bireyler olarak yaklaşın” uyarısıyla doğal bir iletişim kurduğunu söylüyor. Görme engelli öğrencilerle konuşurken kendisini onların sınıf arkadaşı gibi hissettiğini, ortamda güven duygusunun oluştuğunu ve hiçbir yabancılık yaşamadığını ifade ediyor. Bu deneyim, öğrencinin erişilebilirlik ve eşitlik kavramlarını içselleştirmesinde önemli bir rol oynuyor.
Güneş’e göre erişilebilirlik nedir?
Erişilebilirlik kavramı öğrenciye sorulduğunda, Güneş bunu “zengin-fakir, engelli-engelsiz ayrımı olmadan herkesin ulaşabileceği imkanlar” olarak tanımlıyor. Bu tanım programda özellikle vurgulanıyor ve resmi tanımların ötesinde sade ama güçlü bir ifade olarak değerlendiriliyor.
Proje yaygınlaşıyor
Projenin medyada yer alma süreci de beklenmedik şekilde gelişiyor. Önce okulun kendi sitesinde paylaşım yapılıyor, ardından sosyal medyada yayılıyor ve yerel basın üzerinden hızla büyüyerek ulusal medyada yer buluyor. Öğrenciler ve öğretmenler hiçbir hazırlık yapmadan röportaj veriyor; tamamen doğal ve süreç odaklı bir anlatım ortaya çıkıyor.
Programın son bölümünde Seda öğretmen, erişilebilirlik ve fırsat eşitliği için küçük de olsa katkı sunmaya devam edeceğini, bunu bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade ediyor. Öğrencilerini empati duygusuyla yetiştirmeyi hedeflediğini, onların ileride hangi mesleği seçerlerse seçsinler bu bilinçle hareket edeceklerine inandığını söylüyor. Ayrıca gelecekte satranç veya mangala gibi zeka oyunlarının da erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini ve bu yönde yeni projeler yapmak istediğini belirtiyor.
Emre Taşgın ise bu projenin bir devlet okulunda, sınırlı imkanlarla, büyük bütçeler olmadan gerçekleştirilmiş bir çalışma olduğunu vurguluyor. Ancak kısa vadede doğrudan fayda sağlayan, uzun vadede ise öğrencilerin bakış açısını değiştiren bir etki yaratıyor. Bu öğrencilerin gelecekte doktor, mühendis, avukat olduklarında erişilebilirlik perspektifini mesleklerine taşıyabilecekleri vurgulanıyor. Program, öğretmen ve öğrencilerin emeğinin takdir edilmesi ve erişilebilirlik bilincinin yaygınlaşması temennisiyle sona eriyor.
Formun Üstü
Formun Altı
