|

Görme Engelli Bir Çocuğu Bulunan Aileler İlk Yıllarda Ne Yapmalı?

 

Bu videoda, görme engelli bir çocuğun doğumundan itibaren özellikle 0-6 yaş aralığında ailesinin nasıl bir tutum benimsemesi gerektiği ele alınıyor.

Programın başında, konuk olarak yer alan Canan Çam Yücel’in hem okul öncesi öğretmeni olması hem de engellilik araştırmaları alanında akademik çalışma yürütmesi nedeniyle bu alanda güçlü bir deneyime sahip olduğu vurgulanıyor. Aynı zamanda sivil toplum faaliyetlerinde aktif rol aldığına değinilerek, özellikle Eğitimde Görme Engelliler Derneği bünyesinde düzenlenen ve ailelerle doğrudan temas kurulan “Çocuğumla Büyümek” atölye serisinin önemine değiniliyor.

 

Canan Çam Yücel Hakkında

Canan Çam Yücel kendi eğitim ve mesleki geçmişini anlatırken Boğaziçi Üniversitesi okul öncesi öğretmenliği mezunu olduğunu, yaklaşık 15 yıl boyunca görme engelli çocuklar ve aileleriyle çalıştığını, daha sonra yetişkin görme engellilerle de bağımsız hareket eğitimi alanında deneyim kazandığını aktarıyor. 2017-2021 yılları arasında engellilik araştırmaları yüksek lisansını tamamladığını ve özellikle eğitim hakkı temelli savunuculuk faaliyetlerinde yer aldığını belirtiyor.

 

Görme Engelli Bir Bebek Ebeveynlerine Sesleniyor

Söyleşinin önemli bir kısmı, yazdığı kitabın ortaya çıkış sürecine ayrılıyor. Bu kitapta anlatımın görme engelli bir bebeğin ağzından yapılmasının bilinçli bir tercih olduğu ifade ediliyor. Bu fikrin doğuşu ise Gaziantep’ten kendisine ulaşan bir ebeveynin yaşadığı yoğun kaygı, belirsizlik ve soru işaretlerinden kaynaklanıyor. Mevcut çocuk gelişimi kitaplarının genel çerçeve sunduğu, ancak doğrudan görme engelli çocukların gelişimi ve ebeveynlerin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair spesifik kaynakların eksik olduğu fark ediliyor. Bunun üzerine önce bir dergide sekiz yazılık bir yazı dizisi hazırlanıyor, ardından bu içerik editöryal düzenlemelerle kitaba dönüştürülüyor. Kitabın yaklaşık 60 sayfalık olduğu, büyük ölçüde yazı dizisinin aynısı olduğu ve farklı formatlarda erişilebilir şekilde sunulduğu belirtiliyor.

 

Bir Bebeğin Görme Engelli Olduğu Ne Zaman Fark Edilir?

Konuşmanın devamında, görme engelliliğin ne zaman fark edildiği konusu ele alınıyor. Tam görme kaybı olan durumlarda doğumdan hemen sonra ya da ilk günlerde anlaşılabileceği, ancak az gören çocuklarda bunun ilk üç ay içinde daha net fark edildiği ifade ediliyor. Görmenin derecesinin zaman içinde çocuğun davranışları ve yaptığı aktiviteler arttıkça daha iyi anlaşılabildiği, hatta bazı durumlarda görmenin işlevsel kullanımının geliştirilebildiği vurgulanıyor.

 

Ailenin Bebeğin Görme Engelli Olduğunu Öğrendiği An

Ailenin çocuğun görme engelli olduğunu öğrendiği anda yaşadığı şok, şaşkınlık ve suçluluk duygularının doğal olduğu belirtiliyor. Ancak bu duyguların uzun süre devam etmesinin hem aile hem de çocuk açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği, bu nedenle mümkün olan en erken aşamada kabullenme sürecine geçilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu noktada en kritik vurgulardan biri, “ortada bir suç olmadığı” gerçeği. Görme engelliliğin bir suç ya da ceza değil, bir farklılık olduğu ve bu farklılıkla nasıl yaşanacağının öğrenilmesi gerektiği açık bir şekilde dile getiriliyor.

 

Görme Engelli Bebek İçin Eğitim Planlaması

Tanı konulduktan sonra izlenecek yol açısından önemli bir ayrım yapılıyor. Tıbbi süreçlerin elbette takip edilmesi gerektiği, ancak yalnızca tedavi arayışına odaklanmanın ciddi zaman kayıplarına yol açabileceği belirtiliyor. Bu nedenle tıbbi süreçle eş zamanlı olarak eğitsel sürecin başlatılması gerektiği vurgulanıyor. Özellikle 0-6 yaş aralığının bilimsel olarak kritik bir dönem olduğu ve bu dönemde yaşanan gecikmelerin ileride telafisinin zorlaştığı ifade ediliyor.

 

Göz Doktorları Çok Önemli

Burada doktorların rolü ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. Çünkü ailelerin karşılaştığı ilk uzman genellikle doktor oluyor. Bu nedenle doktorun yalnızca tıbbi bilgi vermekle kalmayıp aileyi eğitime yönlendirmesinin son derece kritik olduğu ifade ediliyor. Aksi durumda ailelerin uzun süre yalnızca tıbbi çözüm arayışı içinde kalabileceği ve eğitsel süreci kaçırabileceği belirtiliyor.

 

Görme Engelli Çocuğu Bulunan Aileler Birbirinden Öğreniyor

Bunun yanında sivil toplum kuruluşlarının ve ebeveynler arası etkileşimin önemi özellikle vurgulanıyor. Ailelerin birbirlerinden öğrendikleri deneyimlerin, kitaplarda bulunamayacak kadar somut ve değerli olduğu ifade ediliyor. Bu durum “ebeveyn öğrenmesi” olarak tanımlanıyor ve farklı ailelerin bir araya gelebileceği ortamların oluşturulmasının kritik olduğu belirtiliyor.

 

Görme Engelli Bebekler İçin 0–3 Yaş Dönemi

0-3 yaş dönemi ayrı bir başlık olarak ele alınıyor ve bu dönemin “bebeklik ve ilk karşılaşmalar dönemi” olduğu ifade ediliyor. Bu süreçte hem çocuğun ailesiyle hem de ailenin çocuğun farklılığıyla tanıştığı, adaptasyonun gerçekleştiği bir dönem olduğu belirtiliyor. Görme engelli çocukların da yaşıtlarıyla aynı gelişim basamaklarından geçtiği, ancak bu süreçlerin zamanlamasında farklılıklar olabileceği ifade ediliyor. Bu farklılıkların her zaman bir problem anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor.

Bu dönemde ailelere önerilen en önemli yaklaşım, çocuğun gelişimini genel çocuk gelişimi normları üzerinden takip etmek ve hangi alanlarda destek gerektiğini fark edebilmek. Bunun için gelişim kitapları, resmi programlar ve uzman desteği öneriliyor. Aynı zamanda görme farklılığına özgü yöntemler konusunda da araştırmacı olunması gerektiği belirtiliyor.

0-3 yaşın kritikliği, bu dönemde yürümeye başlama, konuşma, tuvalet eğitimi, ince ve kaba motor becerilerin gelişimi ve beyin gelişiminin hızlanması gibi temel süreçlerin gerçekleşmesiyle açıklanıyor. Bu süreçte yapılan ya da yapılmayan her şeyin çocuğun gelecekteki bağımsızlığı üzerinde doğrudan etkili olduğu ifade ediliyor. Aşırı koruyucu yaklaşımın çocuğun beceri geliştirmesini engelleyebileceği ve ileride bağımlı bir birey olmasına yol açabileceği açık şekilde dile getiriliyor.

 

Görme Engelli Bebeğin 3-6 Yaş Dönemi

3-6 yaş dönemine geçildiğinde ise artık kazanılan becerilerin kullanılmaya başlandığı bir süreçten bahsediliyor. Bu dönemde görme engelli çocukların en temel farkının, öğrenme biçimlerinde ortaya çıktığı ifade ediliyor. Gören çocukların taklit yoluyla öğrendiği birçok şeyin, görmeyen çocuklarda dokunarak, deneyimleyerek ve birebir rehberlikle öğretilmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu dönemde öz bakım becerileri özellikle öne çıkıyor. Giyinme, yemek yeme, kişisel bakım gibi becerilerin çocuğa fırsat verilerek kazandırılması gerektiği vurgulanıyor. Ailenin zamandan kazanmak adına çocuğun yerine işleri yapmasının, bu becerilerin gelişimini engellediği ve ileride sosyal ortamlarda çekingenlik ya da yetersizlik hissine yol açabileceği ifade ediliyor. Ayrıca karar verme, seçim yapma ve sorumluluk alma becerilerinin de bu dönemde desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Bu süreçte çocuğu tamamen serbest bırakmak değil, doğru yöntemlerle rehberlik ederek beceri kazandırmak gerektiği özellikle vurgulanıyor.

 

Görme Engelli Çocukların Beyaz Bastonla Tanışması

Söyleşinin son bölümünde bağımsız hareket ve beyaz baston konusu gündeme geliyor. Baston kullanımının tek başına bir başlangıç noktası olmadığı, öncesinde çocuğun duyusal farkındalıklarının, motor becerilerinin ve çevreyle etkileşiminin geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Baston kullanımına geçişin çocuğun gelişimine bağlı olduğu, ancak mümkün olan en erken dönemde başlanmasının bağımsız yaşam açısından büyük avantaj sağladığı belirtiliyor.

Paylaş: