|

Engellilerin Gündemi (72. bölüm)

 

Engellilerin Gündemi programının 72. Bölümünde, geride bırakılan iki haftalık dönemde engellilik alanında yaşanan gelişmeler izleyicilerle paylaşıldı.

 

Sağlık Raporları Yönetmeliği

Programın ilk gündem maddesi Sağlık Raporları Yönetmeliği oldu. Yönetmeliğin 19 Mayıs tarihinde yürürlüğe girdiği hatırlatılarak engellileri ilgilendiren önemli değişiklikler özetlendi.

ÖTV muafiyetiyle araç almak isteyen bedensel engelli bireyler açısından önemli düzenlemeler yapıldığı belirtildi. Artık raporlarda engel oranlarının açık şekilde yer alacağı ifade edildi. Örneğin raporda yüzde 40 görme engelli ya da yüzde 30 bedensel engelli gibi oranların yazılması gerektiği anlatıldı. Bunun özellikle bedensel engelliler açısından önemli olduğu vurgulandı. Çünkü yapılan son düzenlemelerle birlikte yüzde 40 ve üzeri bedensel engelli bireylerin ehliyet sahibi olup olmamalarına, araçlarına özel tertibat taktırıp taktırmamalarına bakılmaksızın ÖTV muafiyetinden yararlanabilecekleri ifade edildi. Bu nedenle raporların daha ayrıntılı hale getirildiği belirtildi.

Yeni düzenleme kapsamında üst beden ve alt beden engel durumlarının da raporlarda ayrıntılı olarak yer alacağı aktarıldı. Engelli sporcuların ayrıca farklı bir rapor almak zorunda kalmayacakları, lisans işlemlerini mevcut Engelli Sağlık Kurulu raporlarıyla yürütebilecekleri ifade edildi. Uzaktan rapor yenileme işlemlerinin mümkün hale getirildiği, raporlara itiraz süreçlerinin de ayrıntılı biçimde düzenlendiği belirtildi. Ayrıca yeni yönetmeliğin dijital rapor sistemini daha kapsamlı hale getirdiği ifade edildi. Ancak geçmiş yıllarda alınmış ve elektronik sistemde kaydı bulunmayan süresiz raporlarla ilgili gelecekte nasıl bir uygulama yapılacağının belirsizliğini koruduğu, bu durumun çok sayıda engelli birey tarafından merak edildiği dile getirildi. Geçmiş tarihli süresiz rapor sahiplerinin mağdur olmamasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması temenni edildi.

 

Engellilere Bayramda İdari Görev Verilebilir Mi?

Programın ikinci gündem maddesi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen bir karar oldu. Kayseri Şehir Hastanesi’nde görev yapan engelli bir ebenin, 2025 Kurban Bayramı döneminde tercih hakkı tanınmadan zorunlu mesaiye bırakıldığı gerekçesiyle Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu aktarıldı. Başvurucu, engelli kamu personelini koruyan düzenlemeler bulunduğunu ve kendisine danışılmadan mesai yazılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştü.

Kamu Denetçiliği Kurumunun her zamanki usul doğrultusunda önce Kayseri İl Sağlık Müdürlüğünün görüşünü aldığı belirtildi. Sağlık Müdürlüğü savunmasında, mevzuatta engelli personelin resmi tatillerde çalıştırılamayacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, sağlık hizmetlerinin 24 saat kesintisiz devam ettiğini, engelli personelin zaten gece nöbetlerinden muaf tutulduğunu ve başvurucunun çalışma planına karşı resmi bir itirazının bulunmadığını ifade etti.

Kamu Denetçiliği Kurumu ise sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından engelli personelin bayramda görevlendirilebileceğini kabul etmekle birlikte, ilgili hastanede çok sayıda ebe bulunduğunu ve başvurucunun bayram mesaisine zorunlu olarak yazılmamasının hizmeti aksatmayacağını değerlendirdi. Bu nedenle engelli personele yönelik makul düzenleme yapılması gerektiği yönünde tavsiye kararı verdi.

Bu noktada programda kararın felsefi ve hukuki boyutları sorgulandı. Bir kişinin yalnızca engelli olması nedeniyle bayram tatillerinde mesai yapmamasının makul uyumlaştırma mı yoksa pozitif ayrımcılık mı olduğu tartışıldı. Engelli personelin engel durumunun gerçekten yoğun çalışma koşullarında ek bir güçlük oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Başvuruda böyle bir gerekçenin yer almadığı, yalnızca engelli olunmasının öne sürüldüğü belirtildi.

Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de yer alan “makul uyumlaştırma” kavramının uygulamada ne anlama geldiğinin her zaman tartışmalı olduğu vurgulandı. Ölçülülük ilkesinin nasıl yorumlanacağı sorusu gündeme getirildi. Engelli personele yönelik bu yaklaşımın makul uyumlaştırma mı yoksa pozitif ayrımcılık mı olduğu konusunda farklı değerlendirmelerin yapılabileceği ifade edildi. Ayrıca bu kararın ilerleyen dönemlerde benzer başvurular açısından emsal niteliğinde değerlendirilebileceği belirtildi. KDK kararlarının tavsiye niteliğinde olduğu, bağlayıcı olmadığı ancak uygulayıcı kurumlar üzerinde kamuoyu baskısı oluşturabileceği ve olası yargı süreçlerinde başvurucular lehine kullanılabileceği ifade edildi.

 

2026 Engelsiz Üniversite Ödülleri

Daha sonra 2026 Engelsiz Üniversite Ödülleri gündeme taşındı. YÖK Başkanı Erol Özvar’ın açıklamalarına yer verildi. Geçen yıl 1768 olan başvuru sayısının bu yıl 2624’e yükseldiği bilgisi paylaşıldı. Ayrıca bu yıl ilk kez web erişilebilirliğinin de değerlendirme kriterleri arasına alındığı belirtildi.

Taşgın, bu haber üzerinden yıllardır Engelsiz Üniversite çalışmalarında yer alan bir aktivist olarak kişisel deneyimlerini aktardı.  Üniversite yıllarından itibaren engelsiz üniversite çalıştaylarına katılım sağlandığını, Eğitimde Görme Engelliler Derneği bünyesinde çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü, raporlar hazırlandığını, kısa filmler çekildiğini ve engelli üniversite öğrencilerine yönelik önemli projeler gerçekleştirildiğini anlattı. Bununla birlikte, pandemi sonrasında Engelsiz Üniversite Çalıştaylarının artık yapılmadığına dikkat çekildi. Oysa bu çalıştayların engelli öğrenci birimlerini, öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren önemli platformlar olduğu ifade edildi. Üniversiteler arasında deneyim paylaşımının gerçekleştiği, öğrencilerin sorunlarını doğrudan dile getirebildiği ve sivil toplumun ürettiği verilerin bu platformlarda paylaşıldığı hatırlatıldı.

Engelsiz Üniversite Ödüllerinin teşvik edici yönlerinin bulunduğu kabul edilirken, sistemin önemli eksiklikler taşıdığı savunuldu. Ödüllerin büyük ölçüde beyana dayalı verildiği, yerinde denetim yapılmadığı ifade edildi. Üniversitelerin fotoğraflar göndererek değerlendirmeye tabi tutulduğu, ancak bazı durumlarda fotoğrafların erişilebilir görünen fakat gerçekte erişilebilir olmayan alanları gizleyebildiği vurgulandı. Bu nedenle binlerce başvurunun doğrudan denetlenmesi mümkün olmasa bile kısa liste oluşturulabileceği ve bölgesel ekiplerle yerinde incelemeler yapılabileceği önerildi. Böylece ödüllerin gerçekten hak eden üniversitelere verilmesinin sağlanabileceği ifade edildi.

Web erişilebilirliğinin değerlendirme kriterlerine dahil edilmesinin olumlu bulunduğu belirtildi. Ancak bunun da yalnızca otomatik test araçlarıyla değil, engelli kullanıcı testleri ve manuel denetimlerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı. YÖK’ün son yıllarda daha kapalı bir yapıya büründüğü, şeffaflık konusunda geriye gittiği yönünde eleştiriler dile getirildi.

 

Engelli Öğrencilere Taşımalı Eğitim

Programın bir sonraki bölümünde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen taşımalı eğitim hizmeti ele alındı. 2023 yılından itibaren engelli öğrencilerin taşınması için 16 milyar 839 milyon liralık kaynak kullanıldığı bilgisi paylaşıldı. Programın 2004-2005 eğitim öğretim yılından beri devam ettiği ve tüm engel gruplarını kapsadığı belirtildi. Bu hizmetin engelli öğrencilerin eğitime erişimi açısından son derece önemli olduğu ifade edildi. Geçmiş yıllarda ailelerin çocuklarını okula ulaştırabilmek için büyük fedakârlıklar yapmak zorunda kaldıkları, servis ücretlerinin önemli bir yük oluşturduğu anlatıldı. Servis bulmanın her zaman mümkün olmadığı, güzergâh sorunlarının yaşandığı belirtildi.

Günümüzde iki sokak ötede yaşayan öğrencilerin bile bu hizmetten yararlanabilmesinin önemli olduğu vurgulandı. Özellikle bedensel engelli bireyler açısından kısa mesafelerin bile ciddi erişilebilirlik sorunlarına dönüşebildiği ifade edildi. Bununla birlikte uygulamada çeşitli aksaklıklar yaşandığına da dikkat çekildi. İhalelere yeterli sayıda firmanın katılmaması, erişilebilir araç şartlarını karşılayan firmaların bulunamaması ve bütçe yetersizlikleri nedeniyle bazı bölgelerde servis hizmetlerinde gecikmeler yaşandığı belirtildi. Bir ay veya daha uzun süre okula gidemeyen öğrencilerin bulunduğu örneklerden bahsedildi. Buna rağmen taşımalı eğitim sisteminin kesinlikle korunması ve daha da geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

 

Malatya Depremi ve Engelli Öğrenciler

Programın devamında Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yaşanan deprem sırasında öğretmenlerin engelli öğrencilere yardım etmesiyle ilgili haber ele alındı. Ali Kuşçu Özel Eğitim Uygulama Okulunda görev yapan öğretmen Gökhan Aydoğdu’nun merdivenlerden inmekte zorlanan öğrencileri dışarı taşıdığı, Battalgazi Görme Engelliler Okulunda görev yapan öğretmen Yunus Güngördü’nün ise görme engelli öğrencilere rehberlik ederek tahliyelerini sağladığı anlatıldı. Bu olay vesilesiyle engellilik ve afet konusunun önemi üzerinde duruldu. Olası büyük bir depremde bu tür bireysel kahramanlıkların yeterli olmayabileceği, sistematik hazırlıklara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. AFAD tarafından çeşitli çalıştaylar düzenlendiği belirtilmekle birlikte artık çalıştaylardan çok somut uygulamaların görülmesi gerektiği savunuldu.

Engelli bireylerin ilk yardım eğitimlerine erişemediği, bazı durumlarda eğitimlere katılabilseler dahi  sertifika alamadıkları ifade edildi. Bu uygulamaların değiştirilmesi gerektiği vurgulandı. Okullarda yapılan deprem tatbikatlarının gerçekten erişilebilir olup olmadığı sorgulandı. “Çök-kapan-tutun” gibi uygulamaların tüm engel gruplarına uygun biçimde öğretilmesi gerektiği belirtildi. Deprem tırları ve simülasyon merkezlerinin erişilebilir hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Engelli öğrencilerin teorik eğitimle yetinmeyip gerçekçi deneyimler yaşayabilecekleri uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiği savunuldu. Ayrıca afet yönetimi alanında sivil toplum temsilinin de hâlâ ciddi bir sorun olduğu, çalıştaylara katılan kuruluşların her zaman sahadaki deneyimi yeterince yansıtamadığı eleştirisi yapıldı.

 

İşitme Engelliler Futbol Takımı Şampiyon!

Programın son haberinde Sırbistan’da düzenlenen 23 Yaş Altı Dünya İşitme Engelliler Futbol Şampiyonası’nda şampiyon olan Türkiye İşitme Engelliler Milli Futbol Takımı ele alındı. Takımın yurda dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda federasyon yetkilileri ve aileleri tarafından karşılandığı belirtildi. Engelli sporlarının kamuoyunda yeterince görünür olamadığı ifade edildi. Özellikle futbolun büyük bir endüstri haline geldiği günümüzde, engelli sporcuların elde ettiği başarıların hak ettiği ilgiyi göremediği vurgulandı. İşitme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Dursun Gözel’in açıklamalarına yer verilerek takımın yaş ortalamasının yalnızca 17 olduğu belirtildi. Bu genç sporcuların ileride A Milli Takımı oluşturabilecekleri ve yeni başarılar elde edebilecekleri ifade edildi.

TRT Spor Yıldız’da geçmiş yıllarda görme engelliler futbol liglerinin yayınlandığı hatırlatıldı ve bunun önemli bir uygulama olduğu vurgulandı. Birçok ülkede benzer yayınların yapılmadığı belirtilerek Türkiye’deki bu örneğin değerli olduğu ifade edildi.

Engelli sporunun yalnızca madalya veya gelir elde etme aracı olarak görülmemesi gerektiği dile getirildi. Sporun özgüven geliştirme, sosyal hayata katılım sağlama, kişisel gelişimi destekleme ve fiziksel sağlığı koruma gibi işlevlerinin bulunduğu vurgulandı. Bu nedenle yalnızca başarılı sporculara yatırım yapılmasının yeterli olmadığı, tüm engelli bireylerin spor yapma hakkının desteklenmesi gerektiği belirtildi. Engelli bireylerin zaman zaman spor tesislerine erişimde ayrımcılığa uğradıkları, yüzme havuzlarına alınmadıkları yönünde haberlerin geldiği hatırlatıldı.

Program, İşitme Engelliler Milli Takımı’nın başarısının kutlanması ve engelli sporlarının daha görünür hale gelmesi temennisiyle sona erdi.

Paylaş: