| |

Türkiye’de engelli bir kadın olmanın zorlukları – Dr. Öğretim Üyesi Elif Emir Öksüz

 

Bu videoda Engelli Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Elif Emir Öksüz, Türkiye’de engelli kadınların karşılaştığı zorlukları ve bunların cinsiyet kimlikleriyle nasıl kesiştiğini anlatıyor. Videoda ayrıca engellilik ve cinsiyetin kesişimine, engelli kadın ve erkekler arasındaki eğitim ve istihdam eşitsizliğine ve engelli kadınların sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere temel hizmetlere erişimde karşılaştığı zorluklara değiniliyor. Emir Öksüz, engelli kadınların homojen bir grup olmadığını, deneyimlerinin büyük farklılıklar gösterdiğini vurguluyor. Aynı zamanda kadın haklarının tarihsel bağlamını ve feminist hareketlerin ortaya çıkışını tartışıyor ve engelli kadınlara yönelik daha kapsayıcı politikalara ve toplumsal tutumlara olan ihtiyaca dikkat çekiyor. Video, Öksüz’ün engellileri sivil toplum kuruluşlarına katılmaya ve önemli değişime yönelik küçük adımlar atmaya teşvik etmesiyle son buluyor.

Videonun ilk bölümünde engellilik ve cinsiyetin kesişiminin ne şekilde ek zorluklar yarattığına ve bu konuların son yıllarda nasıl daha fazla ilgi görmeye başladığına değiniliyor. Emir Öksüz, engelli kadınların homojen bir grup olmadığını, kendilerine özgü deneyimlerinin kültür, sosyoekonomik durum, konum gibi faktörlere bağlı olarak büyük ölçüde farklılık gösterdiğini vurguluyor.

Emir Öksüz, engelli kadınların sosyal hayata katılım imkanlarına erişimde karşılaştığı güçlükleri gösteren istatistiklere dayanarak engelli kadın olmanın dezavantajlarını anlatıyor. Engelli kadınlar, engelli erkeklerle karşılaştırıldığında eğitim ve istihdamda daha az yer buluyor. Emir Öksüz ayrıca engelli kadınların sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere temel hizmetlere erişimde karşılaştığı engelleri belirtiyor. Ayrıca engelli kadınların, özellikle de zihinsel ve psikolojik engeli olanların şiddet ve cinsel sömürüye maruz kalma oranlarının fazlalığına dikkat çekiyor. Emir Öksüz, Türkiye’de kadınlarda engellilik oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu ancak sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere temel hizmetlere erişimlerinin daha az olduğunu belirtiyor. Öksüz, engelli kadınların bu hizmetlere erişimde kendilerine özgü zorluklarla karşılaştıklarını, bunun da ihtiyaç duydukları desteği almalarını zorlaştırdığını vurguluyor.

Emir Öksüz, kurum bakımındaki engelli kadın ve erkek sayısı arasındaki eşitsizliği ele alıyor. Emir Öksüz’e göre bu kurumlardaki nüfusun yaklaşık yüzde 45’ini engelli kadınlar, yüzde 55’ini erkekler  oluşturuyor. Ancak bu bir tercihin sonucu değil, engelli kadınların bu hizmetlere eşit şekilde erişememesinden kaynaklanmaktadır. Videoda 2010’lu yılların başında BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin Türkiye’de uygulanmaya başladığı dönemde, aralarında Engelli Kadın Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının kurulduğu ve ilerleyen yıllarda engelli bireylerin haklarının savunulmasında önemli bir rol oynadığı vurgulanıyor. Ayrıca feminist hareket içinde engelli kadınların varlığı ve tanınma konusunda karşılaştıkları zorluklar da tartışılıyor. Emir Öksüz, 1995 yılında engelli kadınların feminist harekete dahil olmaya başladığı bir konferansı ve buna paralel olarak engelli hakları savunuculuğunun ilerlediğini hatırlatıyor. Emir Öksüz genel olarak engelli kadınların ihtiyaçlarının daha geniş kadın hakları bağlamında ele alınmasının önemini ve Türkiye’de bu konuda kaydedilen ilerlemeyi değerlendiriyor.

Emir Öksüz, Türkiye’de engelli kadınların COVİD-19 pandemisi ve 6 Şubat depremi dönemlerinde karşılaştığı zorlukları anlatıyor. Bu krizler sırasında engelli bireylerin temel kaynak ve destekten nasıl mahrum bırakıldıklarını, toplumsal norm ve beklentilerin onları nasıl daha da dezavantajlı hale getirdiğini aktarıyor. Emir Öksüz, engelli bireylere yönelik politikaların ve düzenlemelerin eksikliğine, toplumda değişim ve kapsayıcılık ihtiyacına da değiniyor. Türkiye’de engelli kadınların karşılaştığı sorunların çözümünde dayanışmanın ve kolektif eylemin önemini vurguluyor.

Elif Emir Öksüz, videonun son bölümünde sivil toplum kuruluşlarına katılmanın ve başkalarına rol model olmanın önemini vurguluyor. Küçük adımların önemli değişikliklere yol açabileceğine ve herkesin kendine göre katkıda bulunması gerektiğine inandığını söylüyor.

Paylaş: