|

Engellilerin gündemi (10. bölüm)

 

Bu sayfada Engellilerin gündemi yayınının 10. bölümüne ait videoyu ve yazılı dökümünü bulabilirsiniz. Sözü edilen haberlere ait linkler videonun açıklamalar bölümünde yer alıyor.

 

Yazılı döküm

Soğuk bir Ankara akşamından herkese merhabalar. Engellilerin gündemi yayınının yeni yıldaki ilk bölümüyle sizlerle birlikteyiz. Bu program, engellilerin gündeminin 10. yayını oluyor. Yeni yıla girdiğimiz için gündemimiz biraz kalabalık. Bu yüzden, istediğiniz haberle ilgili zaman damgasına tıklayarak ilgili bölüme gidebilirsiniz. Ayrıca, videonun açıklamalar bölümünde de her haberin linki var. O linke giderek detaylara ulaşabilirsiniz. Arkadaşlar, bu videoyu beğenerek, paylaşarak ve yorumlayarak destek olabilirsiniz. Ayrıca, kanala abone olursanız hem bundan sonra gelecek videolardan anlık olarak haberdar olursunuz hem de beni motive edersiniz, memnun edersiniz. İsterseniz, başlayalım.

 

EKPSS atamaları

Gündemin sıcak haberi, EKPSS atamaları. Bildiğiniz üzere, geçen aylarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı bir atama yapılacağını söylemişti zaten. 10 Ocak tarihinde ise en güncel haber yayınlandı. Bu tarihte, ÖSYM internet sitesinde bir yerleştirme kılavuzu yayınlandı. 10-19 Ocak tarihleri arasında EKPSS yerleştirmeleri yapılacak. 2020 ve 2022 yıllarında EKPSS’ye girmiş kişilerin başvuru yapabileceği yerleştirmelere toplamda 2.392 kişi alınacak. En fazla lisans mezunu adaylar alınacak. Aile Bakanı’nın geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu açıklamanın ardından, sayının yetersiz olduğu yönünde tepkiler vardı sosyal medyada. Açıkçası ben bu atamanın da biraz bu baskı neticesinde gerçekleştiğini düşünüyorum. Çünkü nereden baksanız, bir yıla yakındır böyle bir tepki vardı. Sosyal medyada ciddi kampanyalar yapılıyordu. “Atama yapılsın” deniliyordu. Muhalefetin de desteği alınıyordu zaman zaman. Özellikle genel seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu’na bile “12.000 engelli ataması yapılması gerektiğini” söyletmeyi başarmışlardı. Sonuçta bir atama yapılacak. Fakat sayı, yine tatmin edici bulunmadı bu kitle tarafından. Önceki yıllarla kıyaslandığında gerçekten 2 binli rakamların düşük olduğunu söyleyebiliriz. Acaba Nisan ayında yapılacak EKPSS’nin ardından da bir atama yapılır mı bu yıl içerisinde, yoksa bu gelecek seneye mi sarkar, bilemiyoruz. Fakat mevcut halde, sosyal medyada örgütleniyor engelliler ve daha fazla atama yapılmasını talep ediyorlar. Ha, şimdi 2.392 sayısı açıklandı. Bu sayı artar mı, değişir mi? Daha önceki yıllarda böyle şeyler oldu. Önce bir sayı açıklanıyordu, nabız yoklanıyordu. Deniliyordu ki bu önceki yılın Ekim ayında verilen bir sayı o yüzden değişmez. Fakat eğer tepkiler yüksek olursa, sert olursa, değiştiği de oluyordu. Bakalım, bundan sonraki günlerde böyle bir farklılık olacak mı, değişiklik yaşanacak mı? Hele de seçim dönemindeyiz. Kısa vadede bunların hepsini yaşayıp göreceğiz.

 

2024 yılı engellilere sağlanan sosyal destekler

Memur zammının %49 olarak açıklanmasının ardından, sosyal desteklerde de yeni güncellemeler yaşandı. Bakalım, 2024 yılında hangi sosyal destek ne kadar artmış? “65 yaş maaşı” diye geçiyor halk arasında, herhangi bir emekliliği olmayanlara verilen bir maaş bu. Daha önce 2.348 TL iken, güncel tutar 3.504 TL 39 kuruşa yükselmiş. Evde bakım aylığına bakalım, daha önce 5.098 TL iken, güncel tutar 7.608 TL 76 kuruş olmuş. %40 ile %69 engellik oranına sahip olanların aldığı engellilik maaşında, daha önceki tutar 1.875 TL iken, güncel tutar 2.798 TL 43 kuruş olmuş. %70 ve üzeri engelli olanların aldığı maaş ise, daha önce 2.812 TL iken, günümüzde 4.196 TL 91 kuruş olmuş. Gördüğünüz gibi, desteklerle bir artış söz konusu. Memur zammıyla paralel bir yükseliş oldu. Fakat bunlar, gerçekten insan onuruna yaraşır şekilde tutarlar mı? Bu tutarlarla geçim sağlanabilir mi? Bunun ötesinde, nasıl daha başka yaşam kalitesini geliştirişi önlemler alınabilir, destekler sağlanabilir, Erişilebilirlik olanakları mümkün kılınabilir? Bunların düşünülmesi gerekiyor. Yoksa, bu artışlar %49 oranında bile olsa, kimseyi memnun edecek tutarlar değil. Sizler de görüyorsunuz zaten. Üstelik, bu maaşları, bu destekleri almak da her geçen gün daha da zorlaştırılıyor.

 

Engelli otoparkını işgal etmenin cezası ne kadar?

Bu sefer, trafik cezalarıyla ilgili bir haberimiz var. Bununla ilgili bilgi vermek istedim çünkü engelli otoparkıyla alakalı bir ceza tutarı var. Birkaç tane ceza aldım. Bakın, engelli otoparkına bir araç park ederse yazılacak ceza ile benzer tutarlarda hangi cezalar var veya hangi cezalar daha yüksek, daha düşük onlara bir bakalım istedim. Mesela, alkollü araç kullanmanın cezası ilk yakalanıldığı zaman 6.440 TL, ehliyetsiz araç kullanma cezası 12.978 TL, şerit izleme değiştirme kurallarına uymama 1.507 TL, yasak yerde sollama yapma cezası yine 1.507 TL, kırmızı ışıkta geçme cezası yine aynı şekilde 1.507 TL, engelli için ayrılan yere park etme cezası ise 1.383 TL. Gördüğünüz gibi, kırmızı ışıkta geçme gibi, hatalı sollama gibi tutarlardan biraz düşük olacak biçimde bir ceza yaptırımı uygulanıyor engelliler için ayrılmış otoparklara park etme durumunda. Engelliler için ayrılan otoparklara park etmeyle alakalı şunu söyleyelim; yeterli sayıda engelli otoparkı hala bulunmuyor ve bulunanlar işgal ediliyor. Engelli aracı çekilemiyor ve böyle bir halde gerçekten engelli aracına sahip kişiler nereye park edeceğini bilemiyor. Ciddi problemlerle karşılaşıyorlar. Eğer hareket kabiliyetlerinde bir sınırlılık söz konusuysa, park ettikleri yer onlar için ayrılan alan değil de başka bir bölge olduğu için, inip de istedikleri yere ulaşmakta ciddi şekilde zorlanıyorlar. Yani burada, hazır yeri gelmişken, iki tane sorundan bahsedelim; birincisi, şehirlerde, kamu kurumlarında, farklı yerlerde yeterli engelli otoparkı bulunmuyor. İkincisi de, bulunanlar işgal edilmiş durumda. Dolayısıyla, bu ceza yaptırımının uygulanması gerekir. Bakalım, nasıl sonuç alınacak? Örneğin, geçen sene engelliler için ayrılmış yere park edenler için kesilen ceza ne kadardı? Böyle bir istatistik var mı? Varsa, bu istatistik bize verilir mi? Bir bilgi edinme kanunuyla denemekte fayda var. Deneyen arkadaşlarımız olursa, bizlere sonucu yazsınlar. Ben de merak ediyorum açıkçası.

 

Trabzon’da zihinsel engelli kızını öldürüp intihar eden baba

Gelelim Trabzon’a. Yerel haberlerimizin ilki bugün Trabzon’da. 2023 yılının son günlerinde düştü bu haber. Bir baba intihar ediyor. Öncesinde de kızını öldürüyor tabancayla. Haberin detay metnine bakalım. Edinilen bilgiye göre, Toplu Mahallesi’nde bulunan Gül Sitesi’nin altıncı katında yaşayan Yaşar Aytekin, (80) ve engelli kızı Gülgün Aytekin’e ulaşamayan yakınları çilingir’le eve geldi. Eve giren yakınları, Yaşar ve kızını kanlar içinde görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Daha sonra yapılan otopsi sonucunda, babanın önce kızını öldürdüğünü, daha sonra da kendisine kıydığını gösteriyor tabancayla ateş etmek suretiyle. Sonrasında bakınız, babanın bir vasiyeti ortaya çıkıyor. İki sayfalık bir metinmiş bu ama biz kısa bir bölümünü alalım, bizi ilgilendiren kısmı burası çünkü çocukları arasında birikimi olan bir miktar para, ev, arsa ve arabasının kimde kalacağını vasiyet eden Aytekin’in imzası da yer alan yazıda, “Ben ölürsem kızım kim bakacak? Ortada kalır, birbirinize sahip çıkın. Sizleri çok seviyorum. Hakkınızı helal edin.” dediği de görüldü. Şimdi, bu çok acı. Bedensel engelli, zihinsel engelli, hareket kabiliyeti sınırlı olan otizmli, Down sendromlu birçok çocuğu olan ebeveynin içten içe yaşadığı ve bir araya geldiklerinde kendi aralarında dertleştiği konulardan bir tanesi budur. “Ben ölürsem çocuğum ne olacak? Ben öldüğümde çocuğuma kim bakacak?” Bu ciddi bir sorun, bu büyük bir problem. Evet, aileler arasında korumacı olanlar çok. Çocuklarının bağımsız yaşam becerilerini geliştirmektense, onların her işini kendileri yapmak isteyen aileler epey fazla. Hatta, bunlar arasına görme engelli çocuğu bulunan ebeveynler katılmaya başladılar. Onlar da çocuklarının bağımsız hareket becerilerini geliştirmekte ihtiyatlı davrandıkları için, çocukları güçlenemiyor ve onlar da içten içe böyle bir soruyu soruyorlar kendilerine.

Fakat, az önce de söylediğim gibi, zihinsel ve fiziksel bakımdan engeli daha ağır olan, bakıma daha fazla ihtiyaç duyan kişilerin ebeveynleri böyle bir soruyu soruyorlar. Neden soruyorlar? Çünkü gerçekten bir sosyal devlet ilkesi uygulanmadığı için soruyorlar. Bakım hizmetleri ile ilgili ciddi problemler var. Bakımevlerinin gerek kalitesi gerekse hizmet olanakları sorgulanır durumda. Zaman zaman buralarda şiddet olayları görünüyor. Ciddi istismar vakaları konuşulabiliyor. Dolayısıyla engelli çocuğu bulunan ebeveynlerin bir kısmı “Ben ölürsem çocuğuma ne olacak?” sorusunu soruyor. İşte bu soruyu soranlardan bir tanesi de Yaşar Aytekin. Çözümü nerede buluyor? Kızını öldürmekle ve sonra da intihar etmekte buluyor. Bu mudur çözüm? Engelli çocuğu bulunan ebeveynlerin “Ben ölürsem çocuğuma ne olacak?” sorusunu sormaktan vazgeçmelerini sağlayacak devlet güvencesi sağlanmalıdır. Bu ciddi bir problemdir. Sorulan sorunun haklılık payı yüksektir. Diğer yandan, çocuklarının olabildiğince bağımsız yaşam becerilerini geliştirmeye dayalı desteklenmesi için de ebeveynlerin bilgilendirilmesine önem verilmesi lazım. Çünkü evet, böyle bir soru soruluyor, bir kısımda haklı ama yine de, bağımsız yaşam becerilerini, kişisel öz bakımlarını, sokakta hareket edebilmelerini, özgüvenlerini geliştirebilmelerini sağlamaktansa, kısa günü kurtarıcı, onların her işini yapmaya çalışan, onları pamuklara sarıp sarmalayan bir tutum gerçekten zarar veriyor. Burada yine de söylemekte fayda görüyorum.

 

Bursa’da görme engelli bir kişinin cinayetle yargılanması

Şimdi Bursa’ya geldik. “Görme engelli adama cinayetten hapis.” Bursa’da bir sporcu, başarılı, ödüller de almış. Futbol maçı izlemek için bir araya geldiği Arkadaşı Kadir Şahin’i çıkan tartışmada öldürüyor. Sedat Erdem’i de yaralayan %90 görme engelli sporcu Suat Öner’in Tutuklu yargılandığı davada karar belli oldu. Mahkeme, Öner’i 22,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Öner, son savunmasında, olayın kendini savunmak isterken yaşandığını iddia etti. Haberin linkini açıklama bölümünde verdim. Detaylarını oradan bakabilirsiniz. Olay şöyle: Fenerbahçe ile Giresun arasında oynanan maçta Giresun, Fenerbahçe’yi yenince, cinayeti işleyen Suat Öner’in asabı bozuluyor. Arkadaşları Başakşehir Galatasaray maçını izlemek istiyorlar, ona izin vermiyor. Alkol de alınıyor ve bir kavga yaşanıyor. Bu aşamada da bıçakla bir kişiyi öldürüp diğerini yaralıyor. Savunmasında, gerek kendisi gerekse de avukatı ısrarla %90 görme engelli olduğunu vurguluyorlar. Şimdi, eğer ortada bir suç varsa, bunun görme engelli olmakla veya olmamakla bir alakası yoktur. Nedir yani, %90 görme engelli olduğunda suçun hafiflemesi gerekir mi, gerekmez mi? bence gerekmez. Şimdi bir de şöyle bir şey var: Toplumda engelliler melek olarak nitelendiriliyor. Engelliler zararsız olarak görülüyor. Engelliler sanki hiçbir suç işlemezmiş, Sadece onlar sevap aracıymış gibi nitelendiriliyor ya, işte bakın böyle şeylerle yaşanabiliyor. Demek ki görme engelli bir kişi de yakın arkadaşlarından birini kavga esnasında kendisini de belki kaybederek öldürebiliyor, diğerini yaralayabiliyor. Ben bir yargı mercii değilim fakat söylemek istediğim şey şu: Hem avukat hem de cinayeti işleyen kişinin kendisi %90 görme engelli olduğunu vurgulayarak, mahkemeyi etkilemeye çalışıyorlar ve bu doğru değil birincisi. İkincisi de demek ki engelliler arasında da suçlu olabilenler çıkıyormuş. Dolayısıyla engellilerden bahsederken onların temiz kalpli, masum, mazlum, dualarının kabul edileceği kişiler olarak nitelendirilmekten vazgeçilmesi gerekiyor. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Böyle haberler, söylediklerimizi somut olarak destekliyor. Keşke böyle bir olay yaşanmasaydı. Bu arkadaşı tanımıyorum ama haberde geçtiğine göre Bursa’da bir spor kulübünde spor borcuymuş. Aynı zamanda başarılıymış da. Keşke böyle bir olayla anılmasaydı da başarılarına devam edebilseydi. Ancak böyle bir durum yaşandıysa, adalet yerini bulmalı. Engel, burada bir belirleyici olmamalı diye düşünüyorum.

 

Bursa’da zihinsel engelli gencin otobüs şoförünü bıçaklaması

Yine Bursa’dayız ve yine bir adli vakayla beraberiz. Bugün Bursa’da iki haber var, ikisi de gerçekten suç işleyen engellilerle alakalı. Bu sefer bir otobüs şoförüyle yaşanıyor olay. ben videosunda izledim. Otobüs şoförü, refakatçi kartı olan zihinsel engelli kişiyi, yanında refakatçisi olmadığı için otobüse almak istemiyor ve aralarında bir tartışma geçiyor. Şoförün üslubu da son derece itici, rahatsız edici. Tabii ki bu noktada zihinsel engelli kişi de sesini yükseltiyor. Kullandığı kelimeler kabalaşıyor ve aralarında bir tartışma yaşanıyor. Sonra yolcular araya giriyorlar. Zihinsel engelli yolcu otobüsten iniyor ama aşağıda da tartışma devam ediyor. Devamında da zihinsel engelli kişi, şoförü bıçaklayıp kaçıyor. Şimdi burada tabii ki zihinsel engellinin yaptığını doğru bulmuyoruz ama diğer taraftan şoför de video izlediğinizde nasıl sert yaklaşıyor bunu görebiliyorsunuz. Son zamanlarda farklı illerde, refakatçi kartı olan engellilerin tek başına otobüse alınmadığı vakalarla karşılaşıyoruz. Bu aslında doğru değil. Ülkemizde bir rapor sistemi sürdürülebilirliği olmadığı için, zamanında ağır engelli bulunan herkese bu refakatçi kartı verilmiş. Şimdi yeni rapor yönetmeliği geçti. “Ağır engelli”nin yerine farklı ifadeler var. Dolayısıyla bu refakatçi kartı verilmesinde eskisi kadar cömert davranılmıyor ama zamanında bu kartı alanlar oldu. Fakat herkes bunu refakatçi ile kullanmıyor. Birçok görme engellinin de var mesela bu kart fakat çoğu refakatçiye ihtiyaç duymuyor. Son zamanlarda, özellikle de indirim meselesi çok fazla tartışıldığı için, otobüs şoförleri ile engelliler çok fazla karşı karşıya geliyorlar. Bu karşı karşıya gelişlerden bir tanesi de böyle bir şey olmaya başladı. Refakatçi kartı olanları yalnız başına bindirmeyen şoförler türemeye başladı. Üstelik bu sadece Bursa’da değil, başka illerde de oluyor. Ankara’da da bir kişinin başına gelmiş, yakın zamanda duydum. Ben daha karşılaşmadım ama böyle şeyler ilerleyen zamanlarda çok olacak gibi. Şunu açıkça söylemek lazım, kemer sıkma politikaları gündemde olduğu zaman sosyal destekler zayıflar. Hizmet sağlayıcılarla hizmet alanlar çok fazla karşı karşıya gelirler. Birisi hakkını talep eder, diğeri ise bu hakkı kısıtlamaya çalışır. Yani yakın zamanda örneğin Ankara’da çok defa halk otobüsleri, ücretsiz taşıma yapmak istemedikleri için Büyükşehir Belediyesi’ne karşı gelmişlerdi. Başka illerde de benzer şeyler olduğunu biliyoruz. İşte bu tür durumlarda da gerçekten hizmet alanlar mağdur olabiliyor. Keşke az önce söylediğim adli olaydaki gibi; burada da aynısını söyleyeyim, böyle bir şey olmasaydı, bir bıçaklama vakası yaşanmasaydı. Diğer yandan da, bu tür karşı karşıya gelmelerin önüne geçecek tedbirler alınmalı. Hem şoförler daha fazla bilgi sahibi yapılmalı hem de bu tür desteklerin nasıl sağlanacağı net bir şekilde kararlaştırılmalı ve ona göre de bir uygulama hayata geçirilmeli.

 

İspanya’da down sendromlu bir kişinin parlamenter olması

Gelin, hep beraber İspanya’ya gidelim. İspanya’da Down sendromlu bir kişi parlamenter oldu. Haberin özetine bir bakalım; Mar Galcerán, İspanya’da Down sendromlu ilk parlamenter olarak tarihe geçti. Galcerán, engeli ile değil, bir insan olarak görülmek istediğini söylüyor. Galcerán, 18 yaşındayken Muhafazakar Halk Partisi’ne katıldı ve sonrasında da partide yükseldi. Geçen Mayıs ayında, partinin Valencia’daki bölgesel seçimlerde aday listesine 20. isim olarak eklendi. Bölgesel parlamentoda bir sandalye elde ettiği haberi kısa süre sonra geldi. Şimdi bu haber önemli. İspanya’da Down sendromlu bir kişi artık siyaset mekanizmasında. Biz ise ne genel seçimlerde ne de yerel seçimlerde temsil edilemiyoruz. Arkadaşlar, bu değişmeli. Bakın, ben 2 tane program yaptım yakın zamanda, belediye meclisi üyesi adayı olmaya çalışıyorlardı. Olabilecekler mi, emin değilim. Geçtiğimiz genel seçim döneminde birçok partiden engelli milletvekili aday adayı oldu ama bunların çok büyük bir kısmı aday bile yapılmadı. Aday yapılanlar ise seçilebilecek yerden gösterilmediler. Engelliler Türkiye’de siyaset mekanizmasına dahil olamazken, İspanya’da Down sendromlu bir kişinin parlamenter olarak tarihe geçmesi önemlidir. Türkiye’de, Down sendromlu deyince şeker çocuklar, melek insanlar deniliyor, onlar çok sempatik, sevimli… Ama onun ötesine geçilemiyor. Bu konuda da bazı sivil toplum örgütleri var, onları istihdama katmak, kendi başına bağımsız bireyler haline getirmek için alanlarında önemli projeler gerçekleştiriyorlar. Kim bilir, belki bir gün bizim ülkede de Down sendromlu, otizmli kişilerin mecliste, siyasetin farklı kademelerinde etkin rol oynadığı zamanları görürüz diyorum.

Değerli izleyiciler, 2024 yılının ilk ‘Engellilerin Gündemi’ yayınını bitiriyoruz. Bu videoyu beğenerek, yorumlayarak ve paylaşarak bana destek olabilirsiniz. Ayrıca kanala abone olursanız hem beni memnun edersiniz hem de bundan sonra yayınlanacak videolardan anlık olarak haberdar olabilirsiniz.

Bir sonraki videoda görüşene kadar, kendinize iyi bakın.

Paylaş: