|

Android işletim sistemi engelliler için erişilebilir mi?

 

Bu programda, Android işletim sisteminin engelli bireyler açısından ne ölçüde erişilebilir olduğu, farklı engel gruplarının Android cihazlardan nasıl yararlanabildiği, Android erişilebilirliğinin geçmişten bugüne nasıl geliştiği, ekran okuyuculardaki çeşitlenme, yapay zekâ entegrasyonu, navigasyon ve belge okuma uygulamaları ile Engelsiz Android platformunun çalışmaları ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Söyleşinin konuğu Engelsiz Android yürütücüsü Ömer Göktaş.

 

Android işletim sistemini engelliler kullanabilir mi?

Söyleşinin temel sorusu “Android engelliler için erişilebilir mi ve engelli bireyler Android’i nasıl kullanabilir?” şeklinde ortaya konuluyor. Ömer Göktaş, Android’in geçmişe kıyasla çok farklı bir noktaya geldiğini belirtiyor. Özellikle son yıllarda erişilebilirlik araçlarına yapay zekâ özelliklerinin eklenmesiyle Android’in yalnızca görme engelli bireylere değil işitme engelliler, renkleri ayırt etmekte güçlük yaşayan kişiler, renk körlüğü bulunan kullanıcılar, dikkat eksikliği yaşayan kişiler ve farklı ihtiyaçlara sahip başka kullanıcı gruplarına da çeşitli çözümler sunabildiğini ifade ediyor. Geçmiş yıllardaki deneyimiyle bugünkü Android arasında erişilebilirlik açısından önemli bir fark bulunduğunu ve mevcut durumun çok daha iyi olduğunu söylüyor.

Android’in erişilebilirlik açısından önemli avantajlarından birinin maliyet olduğu üzerinde duruluyor. Ömer Göktaş, Android cihaz çeşitliliğinin son derece geniş olduğunu hatırlatıyor. Apple’da tek bir üreticinin kapalı ekosistemi bulunurken Android’de çok sayıda marka ve model olduğu için giriş seviyesi, orta segment ve amiral gemisi olarak adlandırılan üst segment cihazlara kadar geniş bir fiyat aralığı bulunuyor. Bu nedenle bir görme engelli kişinin bütçesi çok yüksek olmasa bile uygun fiyatlı bir Android cihaz satın alarak erişilebilirlik özelliklerinden yararlanabileceğini belirtiyor. Android’in maliyet açısından iPhone’a göre daha ulaşılabilir seçenekler sunmasının önemli bir avantaj olduğu vurgulanıyor.

 

TalkBack ekran okuyucu nedir?

Söyleşi daha sonra Android erişilebilirliğinin tarihsel gelişimine yöneliyor. Göktaş, geçmişte Android tarafındaki temel ekran okuyucu TalkBack’in bugünkü kadar gelişmiş olmadığını anlatıyor. Samsung cihazlarda ise bir dönem TalkBack’ten ayrı olarak Voice Assistant isimli bir ekran okuyucu bulunduğunu belirtiyor. Voice Assistant, Samsung’un kendi cihazları için geliştirdiği ekran okuyucu olarak kullanılırken zaman içerisinde bu sistem TalkBack ile birleştirilmiş ve 2021 itibarıyla Voice Assistant tamamen kaldırılarak yerini TalkBack’e bırakmış.

Programda TalkBack’in ne olduğu da açıklanıyor. TalkBack, iPhone’daki VoiceOver’ın Android tarafındaki karşılığı olarak tanımlanıyor. Ekrandaki öğeleri sesli olarak kullanıcıya bildiren ve görme engelli bireyin dokunmatik ekranı çeşitli parmak hareketleriyle kullanmasını sağlayan yerleşik bir ekran okuyucu olduğu ifade ediliyor. Kullanıcının ekrandaki düğmeleri, metinleri, menüleri ve diğer arayüz öğelerini sesli geri bildirim aracılığıyla algılamasına imkân sağlıyor.

Bugün Android tarafında iki farklı TalkBack sürümünden söz edilebileceği belirtiliyor. Bunlardan biri Google’ın geliştirdiği ve Android cihazların büyük bölümünde yerleşik olarak bulunan Google TalkBack. Diğeri ise Samsung’un kendi cihazlarına entegre ettiği Samsung TalkBack. Samsung TalkBack yalnızca Samsung cihazlarda kullanılabiliyor. Google TalkBack ise çok daha geniş bir Android cihaz yelpazesinde yerleşik veya kullanılabilir durumda. Android cihazı satın alan bir kullanıcı herhangi bir ek uygulama kurmadan cihazın erişilebilirlik menüsü üzerinden TalkBack’i etkinleştirebiliyor.

Göktaş’a göre Android ekran okuyucularındaki en önemli son dönem gelişmelerinden biri yapay zekâ desteği. Özellikle son yaklaşık iki yılda TalkBack’in yalnızca ekrandaki metinleri ve düğmeleri okuyan klasik bir ekran okuyucu olmaktan çıkıp yapay zekâ desteğiyle görselleri de yorumlayabilen bir sisteme dönüştüğünü söylüyor. Eskiden görme engelli kullanıcıların bir fotoğrafı betimletebilmek için Be My Eyes gibi ayrı uygulamalardan yararlanması gerekirken, artık TalkBack’in kendi içerisinde görüntü açıklama özellikleri bulunabildiğini belirtiyor.

TalkBack’in bu görsel betimleme sisteminin Google Gemini ile entegre biçimde çalıştığı aktarılıyor. Kullanıcı bir fotoğrafın üzerindeyken ilgili parmak hareketini yaparak “bu resmi açıkla” komutunu verebiliyor. TalkBack görüntüyü Gemini’ye gönderiyor ve Gemini fotoğrafın içeriğini ayrıntılı şekilde açıklıyor. Örneğin fotoğrafta sandalyede oturan bir kişi, kişinin önünde bulunan masa, masanın üzerindeki çay bardağı, kişinin üzerindeki kıyafetler, saç rengi, genel görünümü ve tahmini yaş aralığı gibi ayrıntılar aktarılabiliyor.

Bu işlemin yalnızca tek seferlik bir görsel açıklamayla sınırlı olmadığı belirtiliyor. Gemini açıklama yaptıktan sonra kullanıcı sohbet penceresi üzerinden görsel hakkında yeni sorular sorabiliyor.

 

Android işletim sisteminde diğer erişilebilirlik özellikleri

Android’de farklı engel gruplarına yönelik yerleşik erişilebilirlik çözümleri de ele alınıyor. Görme engelli kullanıcıların temel aracı ekran okuyucu. Bunun yanında “Seç ve Dinle” benzeri özellikler sayesinde kullanıcı belirli bir metni seçerek metin okuma sistemi aracılığıyla seslendirebiliyor. Bu özelliğin özellikle az gören kişiler tarafından tercih edilebildiği ifade ediliyor.

Az gören kullanıcılar açısından ekran büyütme özelliklerinin de önemli olduğu hatırlatılıyor. Android’in erişilebilirlik menüsünde büyütme veya büyüteç sistemlerinin bulunduğu ve kullanıcıların ekranın belirli bölümlerini yakınlaştırarak daha rahat okuyabildiği belirtiliyor. Programda bu özelliğin zaman zaman ekran okuyucu kadar görünür olmadığı ancak az gören bireyler açısından son derece temel bir erişilebilirlik aracı olduğu vurgulanıyor.

Kontrast ayarları, renklerin ters çevrilmesi ve benzeri görüntü düzenleme seçeneklerinin de farklı kullanıcı grupları açısından önemli olduğu belirtiliyor. Renk körlüğü bulunan kişiler, bazı renklerden veya yoğun görsel uyaranlardan olumsuz etkilenebilen otistik bireyler ve dikkat eksikliği yaşayan kullanıcılar için renk ve kontrast ayarlarının faydalı olabileceği ifade ediliyor.

Metni seçip seslendirme özelliğinin yalnızca görme engelli veya az gören kullanıcılar açısından değil otistik bireyler açısından da kullanılabildiği belirtiliyor. Bazı otistik bireylerin metne odaklanmakta veya uzun yazılı içerikleri okumakta güçlük yaşayabildiği, bu nedenle metin okuma yani TTS sistemlerinden destek alabildikleri ifade ediliyor. Ekran okuyucu teknolojilerinin yalnızca görme engelli kişiler tarafından kullanıldığı şeklindeki yaygın düşüncenin tam olarak doğru olmadığına dikkat çekiliyor.

İşitme engelli bireyler açısından Android’in canlı altyazı desteği sunduğu belirtiliyor. Telefon veya farklı medya içeriklerinde konuşmaların yazıya dönüştürülmesi sayesinde işitme engelli veya az duyan kullanıcıların içerikleri takip edebilmesi mümkün hâle geliyor. Göktaş ayrıca işitme cihazlarının Android telefonlarla doğrudan eşleştirilebildiğini, böylece telefon görüşmeleri veya medya seslerinin işitme cihazına aktarılabildiğini kaynaklardan bildiğini belirtiyor. Ancak bu özelliği kendi çevresinde doğrudan deneyimleyen kişilerle fazla karşılaşmadığını da açıkça söylüyor.

Ortopedik engelli veya ellerini kullanmakta güçlük yaşayan kişiler açısından sesle kontrol özellikleri de konuşuluyor. Android’de Google’ın Voice Access adı verilen bir sistemi bulunduğu belirtiliyor. Voice Access ile kullanıcı “menüye tıkla”, “hesabıma gir”, “şu uygulamayı aç” gibi sözlü komutlarla telefonu yönetebiliyor. Bu sistemin özellikle ellerini hareket ettirmekte güçlük yaşayan kişiler için önemli olduğu ancak Türkçe dil desteğinin bulunmamasının Türkiye’deki kullanıcılar açısından ciddi bir engel oluşturduğu ifade ediliyor.

Göktaş, Engelsiz Android’in Telegram grubunda ellerini kullanmakta güçlük yaşayan bir kullanıcının Voice Access’i denediğini ancak Türkçe desteği bulunmadığı için uygulamadan yararlanamadığını hatırlatıyor. Bu örnek üzerinden bir erişilebilirlik özelliğinin teknik olarak mevcut olmasının tek başına yeterli olmadığı, dil desteğinin de erişilebilirliğin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanıyor.

Voice Access gibi sistemlerin doğru çalışabilmesi için üçüncü taraf uygulamaların da erişilebilir biçimde geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bir uygulamadaki düğmeler ve diğer arayüz öğeleri erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde tanımlanmamışsa sesle kontrol sistemi kullanıcının hangi öğeye gideceğini anlayamayabiliyor. Yapay zekâ teknolojilerinin bu konuda ileride bazı iyileştirmeler getirebileceği ancak temel olarak uygulama erişilebilirliğinin hâlâ önemli olduğu ifade ediliyor.

Erişilebilirlik özelliklerinin geliştirilmesinde kullanıcı taleplerinin önemine de değiniliyor. Göktaş, erişilebilirlik topluluğunda kampanya veya toplu geri bildirim oluşturmanın Türkiye’de çoğu zaman zor olduğunu söylüyor. Örneğin 200 kişinin bulunduğu bir toplulukta geri bildirim kampanyası yapılması istendiğinde yalnızca 10 kişinin e-posta gönderebildiğini ve geri kalan kullanıcıların katılmadığını anlatıyor. Bu nedenle büyük teknoloji şirketleri üzerinde yeterli kullanıcı baskısı oluşturulamadığını düşünüyor.

Apple tarafında geçmiş yıllarda erişilebilirlik konusunda yapılan bazı kullanıcı kampanyalarına imrenerek baktığını ifade ediyor. Android tarafında ise örneğin WhatsApp’ta zaman zaman ortaya çıkan odak kayması gibi sorunların uzun süredir geri bildirilmesine rağmen tamamen çözülemeyebildiğini söylüyor. Şirketlere sorun bildirmekle sorunun gerçekten çözülmesi arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmadığını belirtiyor.

 

Android işletim sisteminde bağımsız ekran okuyucu projeleri

Söyleşinin önemli bölümlerinden biri Android’de ortaya çıkan yeni bağımsız ekran okuyucu ekosistemi. Yapay zekâ destekli kodlama araçlarının ve “vibe coding” olarak anılan, profesyonel düzeyde kodlama bilgisi olmadan yapay zekâ aracılığıyla yazılım geliştirme yaklaşımının yaygınlaşmasıyla bireysel geliştiricilerin kendi ekran okuyucularını oluşturmaya başladığı belirtiliyor.

Google TalkBack’in açık kaynak kodlu olmasının bu süreci kolaylaştırdığı ifade ediliyor. Geliştiriciler TalkBack’in kaynak kodunu alarak kendi ekran okuyucularını oluşturabiliyor, gereksiz gördükleri bazı kodları çıkarabiliyor, parmak hareketlerini değiştirebiliyor, yeni özellikler ekleyebiliyor veya sistemi daha hızlı hâle getirmeye çalışabiliyor.

Göktaş, Engelsiz Android’de yurtdışından bir ekran okuyucu geliştiricisini konuk ettikleri yayında geliştiriciye yöneltilen bir soruyu aktarıyor. Katılımcılardan biri, geliştiricinin TalkBack’in yavaşlığından şikâyet ederken neden TalkBack’in aynı açık kaynak kodunu kullanarak yeni bir ekran okuyucu geliştirdiğini sormuş. Geliştirici ise TalkBack kaynak kodunu doğrudan olduğu gibi kullanmadığını, kodu temizlediğini, bazı tekrarları kaldırdığını ve böylece daha hızlı tepki süreleri elde ettiğini açıklamış.

Bazı yeni ekran okuyucularda TalkBack’te bulunan belirli parmak hareketlerinin tamamen kaldırıldığı, bazılarında ise hareket sistemlerinin yeniden tasarlandığı anlatılıyor. Dolayısıyla temel kaynak kod aynı olsa bile geliştiricilerin yaptıkları değişikliklerle farklı kullanıcı deneyimleri ortaya çıkabiliyor.

Göktaş, yeni ekran okuyucuların erişilebilirliğe katkı sağlayabileceğini kabul ediyor. Bununla birlikte uzun vadede sürdürülebilirlik problemi ortaya çıkacağını düşünüyor. Bir geliştirici bir ekran okuyucuyu uzun süre geliştirip daha sonra projeden vazgeçerse uygulamanın zaman içerisinde güncelliğini kaybedeceğini ve yeni Android sürümleriyle çalışamaz hâle gelebileceğini söylüyor. Önümüzdeki yıllarda çok sayıda ekran okuyucunun ortaya çıkabileceğini ancak bunların önemli bir bölümünün terk edilmiş projelere dönüşebileceğini öngörüyor.

Bugün bilinen ekran okuyucu sayısının dahi oldukça yüksek olduğunu, Türkiye’de geliştirilen birkaç farklı ekran okuyucunun yanı sıra yurtdışında geliştirilen çok sayıda alternatif bulunduğunu söylüyor. Huawei cihazlarda da ayrı bir yerleşik ekran okuyucu bulunduğunu sonradan hatırlatıyor. Gelecekte Huawei gibi şirketlerin de kendi ekran okuyucu kaynak kodlarını açması hâlinde yeni türevlerin ortaya çıkabileceğini ifade ediyor.

Android ekosisteminin genel olarak üretici bazında parçalı olduğu da vurgulanıyor. Samsung cihazlarda Samsung Internet, Xiaomi cihazlarda Mi Browser gibi üreticiye özgü uygulamalar bulunuyor. Apple tarafında kullanıcı çoğunlukla Apple hesabı ve Apple’ın kendi servisleriyle tek bir ekosistem içerisinde hareket ederken Android tarafında Tecno hesabı, Huawei hesabı, Nothing hesabı gibi her üreticinin kendi hizmetleri bulunabiliyor. Ömer kendisinin o sırada Nothing marka bir cihaz kullandığını ve bu cihazın da kendi hesap sistemine sahip olduğunu ifade ediyor.

Türkiye’de geliştirilen alternatif ekran okuyucular arasında Duygör, Ferda ve Accessible Mind’dan söz ediliyor. Duygör’ün Eray Bolat tarafından TalkBack kaynak kodları temel alınarak geliştirildiği ve kendi kullanıcı kitlesinin bulunduğu belirtiliyor. Ferda’nın Mustafa Doğan tarafından geliştirildiği, çıkış noktasının iPhone’daki bazı VoiceOver hareketlerini Android’e uyarlamak olduğu anlatılıyor. Accessible Mind’ın ise Sarper Arıkan Erkan tarafından geliştirildiği ve yine TalkBack tabanlı bir çalışma olduğu ifade ediliyor.

Bu üç ekran okuyucunun hangisinin daha iyi olduğu konusunda bir sıralama yapılmıyor. Kullanıcıların kendi cihazlarında deneyerek kendilerine uygun olan ekran okuyucuyu tercih etmelerinin daha doğru olduğu belirtiliyor. İsteyenlerin hiçbir alternatif kullanmayıp Google TalkBack’e dönmesinin de tamamen doğal olduğu ifade ediliyor.

Yabancı alternatif ekran okuyucular arasında Prudence, Jieshuo ve TalkForward’dan söz ediliyor. Bazılarının Google Play Store üzerinden indirilebildiği, bazılarının ise mağaza dışında dağıtıldığı belirtiliyor.

Bu alternatifler içerisinde Jieshuo’nun özellikle Türkiye’de önemli bir kullanıcı kitlesi oluşturduğu vurgulanıyor. Uygulamanın Çinli bir geliştirici tarafından geliştirildiği ve uzun süredir kullanımda olduğu ifade ediliyor. Engelsiz Android çevresinde de TalkBack’ten sonra en çok tercih edilen alternatiflerden biri hâline geldiği belirtiliyor.

Jieshuo’nun en önemli avantajlarından biri yüksek tepki hızı olarak gösteriliyor. Kullanıcılar parmak hareketlerini ayrıntılı biçimde özelleştirebiliyor. Örneğin iki parmakla çift dokunmanın medya oynatma ve duraklatma işlevine atanması veya ekran karartma özelliğinin belirli yön hareketlerine bağlanması gibi çok sayıda kişiselleştirme yapılabiliyor. Çok parmaklı hareketlerin de özelleştirilebildiği belirtiliyor.

Ekran karartma özelliğinin, görme engelli kullanıcının ekranı görsel olarak kapatmasına rağmen ekran okuyucu aracılığıyla cihazı kullanmaya devam edebilmesini sağladığı açıklanıyor. Böylece çevredeki kişilerin ekrandaki özel bilgileri görmesi engellenebiliyor.

Jieshuo’nun ücretli premium özellikleri de bulunuyor. Göktaş bir yıl süreyle premium sürümü satın alarak denediğini anlatıyor. Premium özelliklerden biri çift konuşma sentezleyicisi kullanabilme imkânı. Örneğin bildirimler bir metin okuma motoruyla seslendirilirken ekranın geri kalanı başka bir TTS motoruyla okunabiliyor.

Jieshuo’da beğendiği başka bir özellik olarak, bir WhatsApp sohbetindeyken karşı taraf yeni mesaj gönderdiğinde kullanıcının mesajın üzerine parmağıyla gitmesine gerek kalmadan gelen mesajın otomatik olarak seslendirilebilmesini örnek veriyor. Kullanıcı yazı alanında beklerken karşı tarafın mesajı doğrudan okunabiliyor.

Prudence isimli ekran okuyucunun da bir dönem Play Store’a girdiği ve kullanıldığı ancak daha sonra geliştirme hızının ciddi biçimde düştüğü ifade ediliyor. Uygulamanın hâlâ kullanıcıları olabileceği ancak eskisi kadar yenilik almadığı ve bunun sürdürülebilirlik sorununa örnek olduğu belirtiliyor.

TalkForward isimli daha yeni bir ekran okuyucunun Paris’te yaşayan, uzun yıllardır yazılım geliştirdiği belirtilen bir geliştirici tarafından hazırlandığı aktarılıyor. Aynı kişinin iPhone için alternatif bir Telegram istemcisi de geliştirdiği ifade ediliyor. Geliştiricinin, kullanıcıların yalnızca Apple çözümlerine bağımlı kalmaması gerektiği düşüncesinden hareket ettiği anlatılıyor.

TalkForward’da TalkBack’in bazı karmaşık parmak hareketlerinin kaldırıldığı belirtiliyor. Örneğin önce sağa sonra aşağı gibi L şeklinde yapılan hareketlerin sistem açısından bir bekleme ve karar verme süresi oluşturduğu, ekran okuyucunun kullanıcının yalnızca sağa kaydırmak mı yoksa hareketi devam ettirerek L biçiminde bir komut mu vereceğini anlamak için zaman harcadığı savunuluyor. TalkForward geliştiricisinin bu tür hareketleri kaldırarak daha hızlı tepki alınabileceğini düşündüğü aktarılıyor. Göktaş uygulamayı denediğini ve genel olarak başarılı bulduğunu söylüyor.

Alternatif ekran okuyucuların sayısının artmasının olumlu olduğu ancak projelerin daha sonra terk edilme riskinin kullanıcıları endişelendirebildiği konuşuluyor. Programda bunun yalnızca ekran okuyuculara özgü olmadığı, yazılım ve sivil toplum gibi pek çok alanda yeni girişimlerin ortaya çıktığı, bunların bir bölümünün devam ederken bir bölümünün zaman içerisinde sona erdiği belirtiliyor. Uzun süre devam edebilen projelerin genellikle maddi gelir, manevi motivasyon, kişisel heves veya başka bir sürdürülebilirlik nedeni bulabildiği ifade ediliyor.

 

Ekran okuyucular yapay zeka ile özellik kazanıyor

Yeni ekran okuyucuların önemli özelliklerinden birinin Gemini API entegrasyonu olduğu belirtiliyor. Bazı Türk geliştiricilerin kullanıcıya kendi Google AI Studio API anahtarını ekran okuyucuya tanımlama imkânı verdiği anlatılıyor. Kullanıcı kendi Gemini API anahtarını sisteme girdiğinde ekran okuyucu yapay zekâ destekli görsel açıklama ve benzeri işlevleri gerçekleştirebiliyor. Böylece Google’ın TalkBack içerisinde sunduğu yapay zekâ özelliklerine benzer çözümler bağımsız ekran okuyucularda da uygulanabiliyor.

 

iOS mi, Android mi?

Söyleşi daha sonra sıkça tartışılan Android mi iOS mu sorusuna geliyor. Göktaş’a göre iOS’un en büyük avantajı erişilebilirliğin hazır, temiz ve standart biçimde sunulması. Apple hem donanımı hem işletim sistemini kontrol ettiği için farklı iPhone modellerinde VoiceOver deneyimi büyük ölçüde aynı kalıyor. Kullanıcı iPhone 13, iPhone 15 veya daha yeni bir iPhone satın aldığında temel erişilebilirlik yaklaşımı ve VoiceOver kullanım mantığı değişmiyor. Bir görme engelli kullanıcının yeni bir iPhone’u kutusundan çıkardıktan sonra herhangi bir gören kişinin yardımına ihtiyaç duymadan erişilebilirlik özelliklerini açarak cihazı kendi başına kurabilmesinin çok önemli olduğu belirtiliyor. Apple’ın tek cihaz ailesi ve tek erişilebilirlik standardı kullanmasının büyük avantaj sağladığı ifade ediliyor.

Android tarafında ise çok sayıda üretici ve model bulunduğu için deneyimin daha parçalı olduğu belirtiliyor. Samsung, Xiaomi, Nothing ve çok sayıda başka üretici farklı Android özelleştirmeleri kullanabiliyor. Aynı ekran okuyucudaki belirli bir parmak hareketinin bir cihazda sorunsuz çalışırken başka bir cihazda farklı tepki verebilmesi mümkün. Bu nedenle Android’de cihaz uyumluluğu sorunu daha fazla yaşanabiliyor.

Bunun karşılığında Android çok daha geniş fiyat seçenekleri sunuyor. Uygun fiyatlı Android cihazlarda bazı erişilebilirlik ayarlarının kullanıcı tarafından yapılandırılması gerekebilse de cihazın yine de erişilebilir biçimde kullanılabileceğini söylüyor. Dolayısıyla iOS’un güçlü tarafı standart, kapalı ve hazır erişilebilirlik sistemi iken Android’in güçlü tarafı çeşitlilik, fiyat avantajı ve yüksek özelleştirme imkânı. Buna karşılık Android’in dezavantajı parçalanmış ekosistem ve cihazlar arasındaki farklılıklar; Apple’ın dezavantajı ise kapalı ekosistem, sınırlı donanım seçeneği ve yüksek maliyet olarak değerlendiriliyor. Hangi sistemin daha iyi olduğunun kişinin bütçesine, beklentilerine, teknik bilgi düzeyine ve kullanım alışkanlıklarına göre değiştiği sonucuna varılıyor.

 

Android işletim sisteminde navigasyon uygulamaları

Günlük kullanım uygulamalarına geçildiğinde navigasyon önemli bir başlık olarak ele alınıyor. Geçmişte Android’in erişilebilir navigasyon konusunda iOS’un gerisinde olduğu yönünde yaygın bir düşünce bulunduğu hatırlatılıyor. Göktaş, kendisinin rehabilitasyon sürecinde Google Haritalar kullanmayı öğrendiğini ve uygulamayı erişilebilir bulduğunu söylüyor. Google Maps’in Android’de görme engelli kişiler tarafından rahatlıkla kullanılabildiğini ifade ediyor. Bunun yanında görme engelli kullanıcılara daha özel yönlendirme sunan uygulamalar da bulunuyor. Göktaş kendisinin günlük navigasyonda daha çok Google Maps’i tercih ettiğini, bunun büyük ölçüde alışkanlıkla ilgili olduğunu söylüyor.

Lazarillo görme engelliler için hazırlanmış navigasyon çözümlerinden biri olarak anılıyor. Uygulamanın bir dönem geliştirilmesi durmuş veya mağazada kaybolmuş gibi göründüğü, daha sonra yeniden kullanıma döndüğü ifade ediliyor. Seeing Assistant Go adı verilen başka bir uygulamadan da bahsediliyor. Kullanıcıların bu alternatifleri deneyerek kendileri için en uygun navigasyon uygulamasını seçebileceği ifade ediliyor.

 

Android işletim sisteminde belge okuma uygulamaları

Belge ve kitap okuma tarafında Android’in oldukça geniş seçeneklere sahip olduğu belirtiliyor. En bilinen uygulamalardan biri @Voice Aloud Reader adlı uygulama. Diğer önemli seçeneklerden biri ise iPhone’daki Voice Dream Reader’a benzer biçimde kullanılan Legere Reader. Legere Reader’ın tek seferlik ücretle satın alınabildiği, @Voice tarafında da lisans seçeneği bulunduğu ancak ücretsiz biçimde de kullanılabildiği belirtiliyor. Bu uygulamalarla PDF ve Word belgelerinin okunabildiği ifade ediliyor. Ömer ise kendi belge okuma alışkanlığında bu iki uygulamayı çok kullanmadığını, daha çok Tech-Freedom benzeri çok işlevli bir uygulamadan yararlandığını söylüyor. Tech-Freedom adlı uygulamanın yalnızca belge okumakla sınırlı olmadığı belirtiliyor. Para tanıma gibi farklı erişilebilirlik işlevleri bulunduğu, navigasyon özelliği dahi içerdiği ifade ediliyor.

 

Engelsiz Android platformu hakkında

Söyleşinin son bölümünde Engelsiz Android platformunun geçmişi ve çalışmaları anlatılıyor. Engelsiz Android projesinin 2013 yılında Sarper Arıkan ve Hakan Kılıç tarafından kurulduğu belirtiliyor.

Ömer Göktaş Engelsiz Android’e 2021 yılında katılıyor. Platforma geldiğinde farklı bir yönetim ekibi bulunduğunu ve içerik üretiminin büyük ölçüde Uygulama Akademisi isimli YouTube kanalı üzerinden yürütüldüğünü anlatıyor. 17 Haziran 2021 tarihinde Engelsiz Android’in kendi YouTube kanalını kurduğunu belirtiyor. O tarihten itibaren Engelsiz Android YouTube kanalında Android erişilebilirliği konusunda çok farklı düzeylerde içerikler üretildiğini söylüyor. En temel konulardan başlayarak daha ileri teknik konulara kadar çok sayıda video hazırlandığını belirtiyor. “Sizden Gelenler” isimli bir kategorilerinin bulunduğunu ve kullanıcıların dışarıdan gönderdiği içeriklerin burada yayımlandığını anlatıyor. Bu bölümde yaklaşık 40 içerik bulunduğunu ifade ediyor.

Geçmişte Engelsiz Android yönetiminde görev yapan farklı kişilerin ürettiği videoların da YouTube kanalında korunmaya devam ettiği belirtiliyor. Böylece platformun yıllar içerisindeki içerik birikiminin kaybolmadığı ifade ediliyor.

Engelsizandroid.com web sitesinin de yazılı anlatımlar için kullanıldığı anlatılıyor. Web sitesinin YouTube kadar aktif olmadığı ancak zaman zaman yayınların yazılı özetlerinin burada paylaşıldığı belirtiliyor. Platformun ayrıca Telegram grubu bulunuyor. Burada Android kullanan görme engelli kişiler birbirleriyle doğrudan iletişim kurabiliyor. Kullanıcılar Android’le ilgili herhangi bir sorun yaşadığında gruba soru sorabiliyor ve yöneticiler bildikleri ölçüde yardımcı oluyor. Ancak zamanla grubun yalnızca yöneticilerin cevap verdiği bir destek alanı olmaktan çıkarak kullanıcıların birbirlerinin sorularını cevapladığı gerçek bir topluluğa dönüştüğü belirtiliyor.

Ömer Göktaş, Engelsiz Android’in yürütücülüğünü 14 Ağustos 2024 tarihinde Sarper Arıkan’dan devraldığını anlatıyor. Platformun tarihinde çok sayıda kişinin emeği bulunduğunu özellikle vurguluyor. Geçmiş yönetim ekiplerini tek tek araştırdığında Engelsiz Android’in bugüne kadar toplam yaklaşık 38 kişinin katkısından geçtiğini tespit ettiğini söylüyor. Bu katkıların yalnızca yönetici olmak veya düzenli içerik üretmek şeklinde değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Kimi kişiler yönetimde görev almış, kimi video veya yazı üretmiş, kimi yalnızca belirli bir teknik iş yapmış, kimi de platformun logosunu tasarlamış. Ömer birkaç ay önce “Biz kimiz?” sayfasını baştan sona düzenlediğini ve en küçük katkıdan en büyük katkıya kadar geçmişte emeği bulunan kişileri mümkün olduğunca kayda geçirmeye çalıştığını anlatıyor.

Programda Engelsiz Android’in 2013’ten beri varlığını sürdürüyor olması önemli bir sürdürülebilirlik örneği olarak değerlendiriliyor. Yaklaşık 13 yıllık süreçte yönetim ekipleri değişmiş, kişiler gelip gitmiş ancak platformun kendisi devam etmiş. Bunun bir topluluğun farklı kuşaklar tarafından sahiplenilmesinin güzel bir örneği olduğu ifade ediliyor.

Engelsiz Android’in WhatsApp, Telegram, YouTube, web sitesi, Instagram, Spotify ve Apple Podcasts gibi farklı kanallarda bir erişilebilirlik topluluğu oluşturduğu belirtiliyor. Android kullanmayı düşünen veya Android’de karşılaştığı bir erişilebilirlik sorunuyla ilgili destek arayan kişilerin bu kanallardan yararlanabileceği ifade ediliyor.

Paylaş: