Göksu Lunapark’ta görme engelli gence gondol ayrımcılığı

 

Bu programda, görme engelli üniversite öğrencisi Gökçe Nil Şahin’in Ankara’nın Eryaman semtindeki Göksu Parkı içerisinde faaliyet gösteren lunaparkta gondola alınmaması ve bu olayın ardından yaşanan gelişmeler ele alınıyor.

Emre Taşgın, Gökçe’nin sıradan bir vatandaş olarak kardeşiyle birlikte eğlenmek amacıyla lunaparka gittiğini, ancak farklı alanlarda sık sık karşılaşılan engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalardan birinin bu kez Göksu Lunapark’ta ortaya çıktığını belirtiyor. Gökçe kendisini Kırıkkale Üniversitesinde Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören ve Ankara’da yaşayan bir öğrenci olarak tanıtıyor.

 

Göksu Lunapark’ta ne oldu?

Gökçe, olay günü kardeşiyle birlikte Göksu Parkı’ndaki lunaparka gittiğini anlatıyor. Bilet alınırken kardeşi, Gökçe’nin talebi veya yönlendirmesi olmaksızın çalışanlara engellilere yönelik bir indirim bulunup bulunmadığını soruyor. Gökçe, kardeşinin bu soruyu sormasını istemediğini, ancak soru aniden yöneltildiği için müdahale edemediğini ifade ediyor. Çalışanlar engelli ziyaretçilerin ücretsiz yararlanabildiğini söylüyor ve hangi eğlence aracına binmek istediklerini soruyor. Gökçe ve kardeşi gondola binmek istediklerini söylediklerinde ise çalışanlar Gökçe’yi gondola alamayacaklarını bildiriyor.

Gökçe ve kardeşi bu kararın nedenini sorduklarında, çalışanlar güvenlik gerekçesini ve işletmenin kurallarını öne sürüyor. Gökçe, daha önce farklı yerlerde defalarca gondola ve benzeri eğlence araçlarına bindiğini, görme engelli kişilerin gondola alınamayacağı yönünde bildiği herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını ve bu yasağın hukuki bir dayanağının olmadığını çalışanlara anlatmaya çalışıyor. Buna rağmen çalışanların kendisini dinlemediğini, kararlarını açıklamak veya bireysel durumunu değerlendirmek yerine “İstediğiniz yere şikâyet edin” ve “Nereye şikâyet ederseniz edin” biçiminde ters ve kaba bir üslupla karşılık verdiklerini söylüyor.

 

Daha tehlikeli oyuncaklara bindim

Gökçe, güvenlik gerekçesinin gerçekçi olmadığını göstermek için daha önce gerçekleştirdiği faaliyetlerden örnekler veriyor. Gençlik Parkı’nda gondola bindiğini, ayrıca gondoldan daha yüksek risk içerdiği düşünülebilecek adrenalin ve kamikaze gibi eğlence araçlarını kullandığını anlatıyor. Millet Bahçesi’nde zipline yaptığını, ilerleyen dönemde yamaç paraşütü yapmayı da planladığını belirtiyor. Sosyal medyada tekerlekli sandalye kullanan bedensel engelli bir kişinin yamaç paraşütü yaptığını gördüğünü hatırlatıyor. Kendi çevresinde de dalış ve yamaç paraşütü yapan görme engelli kişilerin bulunduğunu söylüyor. Buna rağmen kendisinin, yalnızca görme engelli olması gerekçe gösterilerek çocukların dahi kullandığı küçük bir gondola alınmamasının anlaşılabilir olmadığını ifade ediyor.

 

Görme engelliler yalnızca refakatçi olursa gondola binebilir

İlk çalışanlarla yaptıkları görüşmeden sonuç alamayan Gökçe ve kardeşi, durumu hangi yetkiliye şikâyet edebileceklerini soruyor. Kendilerine lunaparkın arka tarafında bir idari bina bulunduğu söyleniyor. Ancak söz konusu binaya gittiklerinde görüşebilecekleri herhangi bir yetkili bulamıyorlar. Bunun üzerine yeniden lunapark alanına dönerek başka çalışanlarla konuşuyorlar. Diğer çalışanlar da görme engelli bir kişinin gondola tek başına alınamayacağını, ancak yanında bir refakatçi bulunması durumunda binebileceğini söylüyor.

Gökçe, refakatçi koşulunun da ayrımcı, mantıksız ve kişinin bağımsızlığını yok sayan bir yaklaşım olduğunu savunuyor. O gün kardeşi yanında olsa da lunaparka tek başına gelmiş olabileceğini veya yanında yalnızca başka görme engelli arkadaşlarının bulunabileceğini belirtiyor. Bir yetişkine kendi isteği dışında refakatçi zorunluluğu getirilmesini, onu çocuk yerine koyan ve kendi yaşamı hakkında karar verme hakkını sınırlayan bir uygulama olarak değerlendiriyor. Gondola binen kişilerin yapabileceği temel şeyin önlerindeki demir mekanizmaya tutunmak olduğunu, görme engelli bir kişinin de bunu yapabildiğini söylüyor. Gondolu kullanan veya hareket ettiren kişinin yolcu olmadığını, bu nedenle aracın çalışmasına ilişkin görsel bir müdahalede bulunma gerekliliği bulunmadığını hatırlatıyor.

Gökçe’ye göre refakatçinin bulunması iddia edilen güvenlik riskini de ortadan kaldırmıyor. Gondolda düşme veya başka bir kaza yaşanması hâlinde gören bir refakatçinin, kendisi de aynı tehlikenin içinde olacağı için görme engelli kişiyi kurtarma veya düşmesini engelleme imkânı bulunmayacağını ifade ediyor. Kardeşinin görmesi, olası bir mekanik arıza veya düşme durumunda Gökçe’yi otomatik olarak koruyabilecek olması anlamına gelmiyor. Aynı durum lunapark çalışanı refakatçi olarak görevlendirilse bile geçerli oluyor. Dolayısıyla yanında gören bir kişinin bulunmasının hangi somut güvenlik ihtiyacını karşılayacağı açıklanamıyor.

 

Yetkililer kaba bir üslup kullanıyor

Olayın sosyal medyada duyurulmasının ardından Gökçe’nin bir arkadaşı lunaparkı telefonla arıyor. Telefona, gondol ve diğer eğlence araçlarını çalıştırdığını söyleyen bir görevli cevap veriyor. Gökçe’nin aktardığına göre görevli, arkadaşına da ters bir üslupla konuşuyor ve hiçbir lunaparkta görme engelli kişilerin gondola alınmadığını iddia ediyor. Gökçe bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığını, kendisinin daha önce farklı lunaparklarda gondola ve daha yüksek riskli araçlara bindiğini tekrar hatırlatıyor. Görme engelli kişilerin dalış ve yamaç paraşütü gibi etkinlikler gerçekleştirebildiği bir ortamda, hiçbir lunaparkın görme engellileri gondola almadığı yönündeki genellemenin işletmenin kendi uygulamasını savunmak amacıyla geliştirildiğini düşünüyor.

 

Görme engelliler Google Haritalar uygulaması üzerinden tepki gösteriyor

Gökçe ve arkadaşları daha sonra Google Haritalar üzerinden işletmeye yorum yazıyor. İşletmenin verdiği yanıtlarda Gökçe’nin gondola alınmadığı inkâr edilmiyor. Aksine işletme, Gökçe’yi istediği başka bir eğlence aracına ücretsiz olarak bindirebileceklerini ve kendisini misafir edebileceklerini, ancak gondola bindiremeyeceklerini belirtiyor. Gökçe, bu teklifin sorunu çözmediğini vurguluyor. Lunaparktaki diğer eğlence araçlarının büyük ölçüde küçük çocuklara hitap ettiğini, bir yetişkin olarak bunların kendisi için uygun olmadığını söylüyor. Gondolun dahi diğer lunaparklardaki gondollara kıyasla küçük olduğunu ve çoğunlukla çocuklar tarafından kullanıldığını anlatıyor. Kendisinden yaşça ve fiziksel olarak daha küçük çocukların gondola binebilmesine rağmen yalnızca görmediği için kendisinin alınmamasını açık bir eşitsizlik olarak değerlendiriyor.

İşletme çalışanlarının kendisini gondol yerine “balon” olarak adlandırılan ve daha küçük çocuklara yönelik olan bir eğlence aracına bindirmeyi teklif ettiğini de aktarıyor. Gökçe, söz konusu araca ilkokul yıllarında bindiğini, yetişkin bir kişiye böyle bir alternatif sunulmasının çözüm sayılamayacağını dile getiriyor. Gökçe’nin istediği şey, işletmenin uygun gördüğü çocuk araçlarından birine ücretsiz bindirilmek değil, diğer yetişkinlerle eşit koşullarda kendi seçtiği hizmetten yararlanmak olarak açıklanıyor.

Emre Taşgın, işletmenin “Sizi korumaya çalışıyoruz” şeklindeki yaklaşımının gerçekte engelli kişiyi değil, işletmenin kendisini güvence altına alma isteğinden kaynaklanabileceğini değerlendiriyor. Gondolda gerçek bir güvenlik zafiyeti bulunuyorsa bunun yalnızca görme engelli yolcuları değil, bütün kullanıcıları etkileyeceğini belirtiyor. Görme engelli bir kişinin, aynı araçta bulunan diğer kişilerden farklı biçimde zarar göreceğine ilişkin somut bir açıklama yapılmadığını söylüyor. Engellilik söz konusu olduğunda genel ve kanıta dayanmayan güvenlik gerekçelerinin kolaylıkla yasaklama aracına dönüştürülebildiğine dikkat çekiyor.

Gökçe’nin Eğitimde Görme Engelliler Derneği’nin iletişim grubunda olayı paylaşmasının ve sosyal medyada duyurmasının ardından farklı kişiler de işletmeye tepki göstermeye başlıyor. Google Haritalar üzerinden çok sayıda eleştirel yorum yapılıyor ve işletmenin puanında düşüş yaşanıyor. Gökçe, olayın yaşandığı gün işletmenin Google sayfasını takip ettiklerini, daha önce az sayıda yorumu bulunan işletmeye eleştirilerin başlamasından sonra arka arkaya beş yıldızlı yorumlar geldiğini söylüyor. Bazı yorumların gerçek kullanıcı deneyimi gibi görünmediğini düşündüğünü ifade ediyor.

Örnek olarak bir kullanıcının “Gondolun bakımları tamdı” biçiminde yorum yazdığını aktarıyor. Gökçe, sıradan bir müşterinin gondolun teknik bakımlarının eksiksiz yapılıp yapılmadığını bilemeyeceğini söyleyerek bu yorumu inandırıcı bulmadığını belirtiyor.

 

Ankara Büyükşehir Belediyesi ne diyor?

Olayın Ankara Büyükşehir Belediyesine de iletilmesi üzerine belediyenin Mavi Masa birimi sosyal medya üzerinden bir açıklama yapıyor. Bir kullanıcı, olayı X hesabında Ankara Büyükşehir Belediyesini etiketleyerek paylaşıyor ve belediye bu paylaşıma cevap veriyor. Belediye açıklamasında, 1 Ağustos 2026 tarihinde yaklaşık 12.30 ile 14.30 arasında aktarılan saatlerde Göksu Parkı içerisindeki lunapark işletmesinde kontrol gerçekleştirildiği belirtiliyor. Kontrol sırasında işletmeyle şikâyet konusu hakkında görüşüldüğü ve işletmenin, gondol platformu ile gondol arasındaki mesafe nedeniyle engelli kişileri tek başlarına gondola alamadığını, ancak yanlarında başka bir kişi bulunması hâlinde kabul edebileceğini beyan ettiği aktarılıyor.

Belediye yanıtında Gökçe’nin Google yorumunda yer verdiği, kendisine tek başına binemeyeceğinin ve yanında biri varsa binebileceğinin söylendiği yönündeki anlatımı da paylaşılıyor. İşletme, gondolun hareket edebilmesi için platform ile araç arasında belirli bir boşluğun bulunmasının zorunlu olduğunu belediyeye bildiriyor. Ayrıca gondolun bulunduğu alanda uyulması gereken kuralların yazılı olduğu bir levha bulunduğu ve bu levhada gondolun görme engelli bireylerin kullanımına uygun olmadığının belirtildiği ifade ediliyor. Belediye, işletmenin belediyeyle kira sözleşmesi yaptığını, ruhsat birimine başvurduğunu ve henüz ruhsatlandırma aşamasında bulunduğunu da açıklamasına ekliyor.

Gökçe, belediye açıklamasının işletmenin uygulamasını haklı hâle getirmediğini savunuyor. Parasını ödediği veya genel koşulları karşıladığı sürece kendisine diğer kişilerle eşit biçimde hizmet sunulması gerektiğini belirtiyor. Lunaparka yanında bir kişiyle, on kişiyle veya tek başına gitmesinin işletmeyi ilgilendirmemesi gerektiğini, bunun kendi özgür iradesine bırakılması gereken bir karar olduğunu söylüyor. Refakatçi şartının bağımsız hareket etme hakkına doğrudan müdahale ettiğini düşünüyor. Ayrıca gondol platformuyla araç arasındaki boşluğun neden yalnızca görme engelli kişiler için risk oluşturduğunun açıklanamadığını ifade ediyor.

Gökçe’ye göre söz konusu boşluk gerçekten ciddi bir güvenlik riski yaratıyorsa küçük çocukların gondola bindirilmesi de sorgulanmalıdır. Çocukların ve diğer ziyaretçilerin kullanabildiği bir aracın yalnızca görme engelli yetişkinlere kapatılmasını tutarsız buluyor. Gerçek bir risk bulunması hâlinde işletmenin yapması gerekenin engelli kişileri bütünüyle dışlamak değil, gerekli düzenlemeleri yaparak hizmeti erişilebilir hâle getirmek olduğunu belirtiyor. Erişilebilirliğin işletmenin isteğine bağlı bir ayrıcalık veya keyfî bir talep olmadığını, temel bir hak olduğunu vurguluyor. İşletmenin bu hakkı sağlamadığını, belediyenin açıklamasının da söz konusu uygulamayı doğruladığını söylüyor. Bu nedenle yaşananların kendisine göre yalnızca olumsuz bir müşteri deneyimi değil, engelliliğe dayalı bir hak ihlali ve ayrımcılık olduğunu ifade ediyor.

 

Gökçe hak arama mekanizmalarını kullanmaya hazırlanıyor

Gökçe, olayı yalnızca sosyal medyada duyurmakla yetinmeyeceğini ve farklı hak arama mekanizmalarını kullanacağını açıklıyor. Erişilebilirliğin bir hak olması ve varsa güvenlik risklerinin engelli kişileri dışlamadan giderilmesi gerektiği düşüncesiyle Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvurmayı planladığını söylüyor. Gerekli olması hâlinde dava açmayı da düşündüğünü belirtiyor. Ayrıca CİMER’e başvurduğunu ve Ankara Büyükşehir Belediyesinin yanı sıra Ankara Valiliğine de şikâyette bulunduğunu açıklıyor. Başvurabileceği diğer ilgili kurumlara da müracaat etmeye devam edeceğini ifade ediyor.

 

Engelliler dışarı çıkmasın mı?

Gökçe, bir kişinin çocukların da bindiği bir eğlence aracına alınmamasının bazı insanlar tarafından basit bir mesele olarak değerlendirilebileceğini, ancak asıl sorunun yaşamın en küçük alanında bile engelli yetişkinlerin ayrımcılıkla karşılaşması olduğunu söylüyor. 2026 yılında hâlâ sıradan bir eğlence etkinliğinde bu tür bir engellemeyle karşılaşılıyorsa bunun kabul edilemeyeceğini vurguluyor. Güvenlik gerekçesi bu kadar geniş ve temelsiz biçimde kullanılacaksa görme engelli kişilerin sokağa çıkmaması, metroya binmemesi veya hiçbir günlük faaliyete katılmaması gerektiği gibi mantıksız bir sonuç ortaya çıkacağını belirtiyor. Metro peronundan düşme ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görme engelli kişilerin metro kullanmasının yasaklanamayacağı gibi, gondolda varsayımsal bir risk bulunduğu gerekçesiyle de doğrudan dışlanamayacaklarını savunuyor.

Programda işletmeye, yaşanan hatayı kabul etmesi ve gerekli düzenlemeleri yapması çağrısında bulunuluyor. Görme engelli kişilerin tek başlarına gondola binmesini engelleyen uygulamanın kaldırılması, aynı ayrımcılığın başka bir kişiye yeniden yaşatılmaması ve hizmetin eşit şekilde sunulması isteniyor.

Gökçe, son değerlendirmesinde yaşadığı olaydan büyük rahatsızlık ve üzüntü duyduğunu ifade ediyor. Göksu Parkı’nı normalde sevdiğini, daha önce parkta veya başka bir lunaparkta bu tür bir sorun yaşamadığını belirtiyor. Küçük çocukların dahi binebildiği bir eğlence aracına yalnızca görme engelli olduğu için alınmamasının kendisini özellikle incittiğini söylüyor. Yetkili kurumların seslerini duymasını, işletmenin uygulamasının incelenmesini ve gerekli yaptırımın uygulanmasını beklediğini dile getiriyor.

Paylaş: