Engellilerin Gündemi (69. bölüm)
Engellilerin Gündemi programının 69. Bölümünde, Emre Taşgın 3 ila 17 Nisan tarihleri arasında engellilik alanında yaşanan gelişmeleri paylaşıyor.
%40 ortopedik engellilere ÖTV muafiyeti Resmi Gazete’de
İlk gündem maddesi ÖTV muafiyetiyle ilgili Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme oluyor. Daha önceki programda Meclis’ten geçtiği belirtilen bu düzenlemenin yaklaşık 15 günlük bir bekleme sürecinin ardından yürürlüğe girdiği aktarılıyor. Özellikle yüzde 40 ve üzeri ortopedik engeli bulunan bireylerin araç alımında yaşadığı ciddi bir sorun olduğu, hatta Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yazısıyla bu kişilerin araç almasının fiilen kısıtlandığı hatırlatılıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte bu sorunun kısmen çözüldüğü ifade ediliyor. Buna göre yüzde 40 ve üzeri ortopedik engeli bulunan bireyler, ister tertibatlı ister tertibatsız araç alabilecek; ayrıca araçlarını kendileri kullanamasalar bile başkaları onların adına kullanabilecek. Düzenlemenin arka planında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın bulunduğu vurgulanıyor. Mahkemenin, yüzde 90 altındaki engelliler için tertibatlı araç kullananlarla kullanmayanlar arasında yapılan ayrımı hukuka uygun bulmadığı, ayrıca ehliyeti iptal edilen bireylerin mağduriyetlerinin de bu süreci tetiklediği ifade ediliyor. Dokuz aylık düzenleme süresinin aşılması ve ardından gelen kısıtlayıcı yazının sivil toplumun tepkisini artırdığı, bunun da Meclis’te hızlı bir düzenlemeyi beraberinde getirdiği anlatılıyor. Yeni durumda ehliyeti olmayan ya da araç kullanamayan bireylerin de ÖTV muafiyetine başvurabileceği açıkça belirtiliyor, ancak ehliyeti iptal edilen bireylerin başkalarına bağımlı hale gelmesi yönündeki eleştirilerin sürdüğü de dile getiriliyor.
ÖTV muafiyeti ile alınan araçlar 5 yıl sonra satılabilecek ama…
ÖTV konusundaki ikinci gelişme ise araçların satış ve yeniden alım sürelerine ilişkin Meclis düzenlemesi oluyor. Bu düzenlemenin henüz Cumhurbaşkanı onayında olduğu ve Resmî Gazete’de yayımlanmasının beklendiği belirtiliyor. Yeni sisteme göre engelli bireyler araçlarını beş yıl sonunda ceza ödemeden satabilecek, ancak yeni bir araç almak için on yıl beklemek zorunda kalacak. Buna göre 2021’de alınan bir araç 2026’da satılabilecek, fakat yeni araç için 2031 beklenecek; 2026’da alınan araç 2031’de satılabilecek, yeni araç ise 2036’da alınabilecek. Bu düzenlemenin sivil toplumun beklentilerini karşılamadığı, özellikle sürenin beş yıla düşürülmesi yönündeki taleplerin karşılık bulmadığı açıkça dile getiriliyor. Taşgın, bu süreçte kamunun istediğinin gerçekleştiğini ve sivil toplumun yeterince etkili olamadığını ifade ediyor. Bundan sonraki süreçte mahkemelerden çıkabilecek kararların belirleyici olacağı, aksi yönde kararlar gelirse konunun yeniden Meclis gündemine gelebileceği değerlendiriliyor. Ayrıca 2026 yılı için ÖTV’siz araç alım üst limitinin 2.873.972 TL olduğu bilgisi paylaşılıyor.
ÖTV’siz araç tescil edilmeden engelli birey ölürse ne olacak?
Üçüncü ÖTV başlığı Danıştay’ın verdiği önemli bir kararla ilgili oluyor. Engelli birey adına alınan aracın tescil işlemi tamamlanmadan önce kişinin vefat etmesi durumunda, mevcut uygulamada mirasçılardan ÖTV talep edildiği hatırlatılıyor. Ancak Danıştay’ın verdiği kararla bu uygulamanın hukuka uygun bulunmadığı, mirasçılara vergi borcu çıkarılmasının doğru olmadığı yönünde hüküm kurulduğu aktarılıyor. Bu kararın, bölge idare mahkemeleri arasındaki çelişkileri gidermeyi amaçladığı belirtiliyor. Taşgın, bu kararın önemli bir emsal oluşturduğunu ancak ilerleyen süreçte yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulabileceğini ifade ediyor. Çünkü farklı mahkeme kararları ve idari uygulamalar arasında uyumsuzluk devam ederse konunun yeniden yargı ya da Meclis gündemine taşınabileceği değerlendiriliyor.
Kahramanmaraş okul saldırganı engelli mi?
Programın bir diğer önemli başlığı Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları oluyor. Her iki olayın da çocuklar tarafından gerçekleştirilmiş olması özellikle vurgulanıyor. Şanlıurfa’daki saldırganın 19 yaşında olduğu, açık öğretime yönlendirildiği ve kin güttüğü ifade edilirken; Kahramanmaraş’taki saldırganın 14 yaşında olduğu, babasının emniyet müdürü, annesinin öğretmen olduğu bilgisi paylaşılıyor. Bu olayların ardından bazı çevrelerin saldırıları engellilikle ilişkilendirmeye çalıştığı, özellikle Maraş’taki çocukla ilgili otizm, şizofreni veya zihinsel engel iddialarının ortaya atıldığı belirtiliyor. Taşgın, engelliliğin bu tür suçlarla ilişkilendirilmesinin kesinlikle kabul edilemez olduğunu açık bir şekilde vurguluyor. Engelli bireylerin davranış farklılıkları gösterebileceğini ancak bu tür planlı ve sistematik şiddet eylemlerinin engellilikle açıklanamayacağını ifade ediyor. Bu noktada sorumluluğun aile, eğitim sistemi ve toplumsal yapı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Özellikle ailelerin çocuklarını yeterince denetlememesi, evde silah bulundurulması ve şiddet eğilimlerinin göz ardı edilmesi eleştiriliyor. Okullardaki güvenlik zafiyetleri ve öğretmenlerin yetkisiz bırakılması da önemli bir sorun olarak dile getiriliyor. Öğretmenlerin en küçük müdahalede bile şikayet edilme korkusu yaşadığı, bu nedenle görevlerini etkin şekilde yerine getiremedikleri anlatılıyor. Geçmişte yapılan hatalı söylemler ve politikaların bugünkü sorunlara zemin hazırladığına dikkat çekiliyor. Engelliliğin suçla ilişkilendirilmesinin toplumsal önyargıları artıracağı ve bu nedenle sivil toplumun bu konuda daha görünür ve etkili bir şekilde mücadele etmesi gerektiği ifade ediliyor.
Engelli çocuğu bulunan annelere MHRS kolaylığı
Sağlık Bakanlığı’nın engelli çocuğu olan annelere yönelik MHRS düzenlemesi de programda yer alıyor. ÇÖZGER raporu olan, yani 18 yaş altı engelli çocuğa sahip annelere randevu sisteminde öncelik tanındığı belirtiliyor. Bu düzenlemeden yaklaşık 433 bin annenin faydalanabileceği ifade ediliyor. Annelerin hem kendi randevularında hem de çocuklarının randevularında öncelikli olacağı aktarılıyor. Ancak bu düzenlemenin yalnızca 18 yaş altı çocukları kapsamasının eleştirildiği, 18 yaş üstü engelli bireylerin ailelerinin de benzer zorluklar yaşadığı ve kapsamın genişletilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca yalnızca annelerin değil, bakım sorumluluğunu üstlenen babaların da bu haktan yararlanabilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bakım veren aile bireylerinin sağlık hizmetlerine erişimde ciddi zorluklar yaşadığı ve bu tür düzenlemelerin bu yükü hafifletebileceği dile getiriliyor.
2026 Engelsiz Filmler Festivali başlıyor!
Programda kültürel bir etkinlik olarak Engelsiz Filmler Festivali’ne de yer veriliyor. Festivalin 24-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirileceği, kısa ve uzun metrajlı filmlerin gösterileceği belirtiliyor. Festivalde sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı gibi erişilebilirlik uygulamalarının bulunacağı, böylece görme ve işitme engelli bireylerin etkinliğe katılımının sağlanacağı ifade ediliyor. Ayrıca farklı engel grupları için de çeşitli düzenlemelerin yapılacağı aktarılıyor. Taşgın, Ankara’da bulunan izleyicileri festivale davet ediyor.
