|

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öğretmen konuşması metni

Rehber Öğretmen internet sitesinde yer alan, öğretmenlerin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yararlanabilmesi amacıyla yazdığım öğretmen konuşması metnidir.

***
Mustafa Kemal ATATÜRK her fırsatta “Milli İrade” kavramını öne çıkartarak bir ilke haline getirdi. Demokratik bir yönetim sistemine geçilmesi için var gücüyle çalıştı.
İçerisinde bulunduğumuz coğrafyada mutlak monarşinin yetkilerini başka bir iradeyle paylaşması süreci, 1876 yılında geçilen 1. Meşrutiyet dönemi ve Kanuni Esasiye ile başladı. Ne var ki Osmanlı Rus savaşında elde edilen başarısız sonucun ardından meclis kapatıldı. 30 yıllık yeniden mutlak monarşi döneminin ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti öncülüğünde Meşrutiyet 2. defa ilan edildi. Bu dönemde ilk defa konuşulmaya başlanan “Milli İrade” kavramını Atatürk bir ilke haline getirdi. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sonucunda demokratik bir yönetim sistemine geçilmesi için çaba harcadı ve bunun bir sonucu olarak Cumhuriyet ilan edildi. Peşi sıra yapılan devrimlerle birlikte demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramların ülkemizde içselleşmesi için gayret sarf edildi.
Hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olması fikri, ülkemizde çok yeni ve kimi çevrelerce kabul edilmesi zaman isteyen bir olgudur. Halkın kendi temsilcilerini seçebilmesine imkan tanıyan demokrasi, Cumhuriyet döneminde çeşitli zamanlarda kesintiye uğramıştır.
Atatürk, henüz İttihat ve Terakki üyesi iken ordunun siyasi meselelerle ilgilenmemesi fikrini savunmuş, bu düşüncesi kabul görmeyince zamanla İttihat ve Terakki oluşumundan uzaklaşmıştır. Ancak düşüncesi değişmemiş, Cumhuriyetin kurulmasını takiben milletvekillerinden askeriyede mi yoksa siyasette mi yollarına devam edeceklerini belirlemesini istemiştir. Ne var ki O’nun ölümünden sonraki idareciler bu vizyonu takip edememiş, süreçte ordu – siyaset ilişkisi iç içe geçmiş, demokrasimiz askeri darbeler ile kesintiye uğramıştır.
Ülkemizde demokrasinin askeri bir darbe ile kesintiye uğradığı ilk tarih 1960’tır. Türkiye’nin kültüründe ve demografik yapısında önemli bir etki bırakan ikinci büyük darbe ise 1980 yılında gerçekleşmiştir. Bu iki darbenin yanı sıra çeşitli tarihlerde ordunun siyasi gündemi belirleme girişimleri olmuş ve etkileri demokrasimizin gelişimine olumsuz etki bırakmıştır.
Demokrasi, uygar medeniyetler seviyesine yükselebilmemizi sağlayan en önemli araçtır. Halkın kendi yöneticilerini seçmesi, adil ve eşit bir düzende yaşayabilmesini sağlamaktadır. Çağdaş ve bilim yolunda ilerlemenin temeli demokrasidir. Her ne şartta olursak olalım demokrasimize sahip çıkmak, her türlü darbenin karşısında olmak, hakimiyetin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun bilincinde olmak ve bunu gelecek nesillere hatırlatmak, en önemli yurttaşlık vazifemizdir. 100 yaşına yaklaşan Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli demokrasidir ve bunun devamlılığını sağlamak bizim elimizdedir.

Yazı kaynağını görüntüleyin

Paylaş: