|

Engellilerin gündemi (41. bölüm)

 

Engellilerin Gündemi programının 41. bölümünde, engelliliğin istismarı, erişilebilirlik sorunları, yerel yönetimlerin olumlu uygulamaları ve engellilik-yoksulluk ilişkisi gibi konular detaylı örneklerle ele alınıyor, Emre Taşgın tarafından yorumlanıyor!

 

Eskişehir’de Sahte Engelli Dilenci Vakası ve Engelliliğin İstismarı

Programın gündeminde ilk olarak, Eskişehir’de yakalanan sahte görme engelli bir dilenci vakası ele alınıyor. Bu kişinin üzerinde 32.100 TL bulunmuş ve sadece dilencilikten dolayı para cezası kesilebilmiş. Taşgın, bu olay üzerinden engelliliğin istismarı konusunu gündeme getiriyor. Türkiye’de hâlihazırda “engelliliğin istismarı” diye bir suç tanımının bulunmadığını, ancak gerek BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 16. maddesi gerekse Engelliler Hakkında Kanun’un 4. maddesinin (e) fıkrasının bu konuyu düzenlemek için yeterli dayanak sağlayabileceğini ifade ediyor.

Taşgın, özellikle Ramazan ayında insanların yardım etme isteğinin artmasıyla birlikte, kötü niyetli kişilerin bu duyguları sömürerek engelli taklidi yaptığını, bunun da gerçek engellilere zarar verdiğini belirtiyor. Engelliliğin “yardıma muhtaçlık” algısıyla özdeşleşmesinin bu tür olaylarla daha da pekiştiğini vurguluyor. Yardıma muhtaç gibi görünmenin daha çok para getirdiği bu sistemde, hem bireyler hem de bazı STK’lar engelliliği istismar edebiliyor.

Bu bağlamda yardım etmenin tamamen yanlış olmadığı ama kime yardım edildiğinin önemli olduğu ifade ediliyor. Vatandaşlara yardım etmeden önce karşılarındaki kişi veya kurumun gerçekliğini sorgulamaları, ofislerine gitmeleri, sosyal medya hesaplarını incelemeleri ve bağışlarını bu doğrultuda yapmaları öneriliyor.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden İşaret Dili ile Çağrı Merkezi Hizmeti

Bir diğer önemli gelişme, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işitme ve konuşma engelliler için sunduğu “Erişilebilir İstanbul” projesi. Bu proje kapsamında Alo 153 çözüm merkezlerine Türk İşaret Dili desteği entegre edilmiş. Sağır ve işitme engelli bireyler, bu dijital platform üzerinden işaret dili tercümanları aracılığıyla kamu hizmetlerine ulaşabiliyor.

Bu hizmetten faydalanmak isteyenlerin %40 ve üzeri engelli raporu olması ve Özgem (Özel Gereksinimler Merkezi) şubelerinden başvuru yapması gerekiyor. Taşgın, bu hizmeti olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, “özel gereksinim” gibi kavramların da sorgulanması gerektiğini vurguluyor.

Bu tür çağrı hizmetlerinin diğer illere de yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Taşgın, İzmir ve İstanbul örneklerini hatırlatarak, yerel yönetimlerin erişilebilirlik konusunda daha fazla sorumluluk almasını istiyor.

 

Yalova’dan Engelsiz FM Projesi

Yalova’da Altınova İlkokulu öğrencileri, Radyo Gold ile işbirliği içinde görme engelli öğrenciler için kitap seslendirdi. Müdür yardımcısı Duygu Karakaya’nın önderliğinde gerçekleştirilen bu proje sayesinde, öğrenciler hem toplumsal farkındalık kazandı hem de somut bir fayda sağladılar. Taşgın, bu tarz projelerin anlamlı olduğunu çünkü doğrudan ihtiyaç odaklı ve öğrenci emeğiyle gerçekleştiğini belirtiyor. Yardım toplamak yerine emek vermekle yapılan bu katkıların, toplumsal duyarlılığı artırmak açısından daha etkili olduğunu vurguluyor.

 

Kayseri’de Akülü Araç Kullanıcısının Trafik Kazasında Ölümü

Kayseri’de 52 yaşındaki bir engelli birey, akülü aracıyla yolun karşısına geçerken otomobil çarpması sonucu hayatını kaybetti. Bu olay üzerinden, erişilebilirliğin sadece bir hak değil, aynı zamanda yaşamsal bir ihtiyaç olduğu dile getiriliyor. Kaldırımların uygunsuzluğu, geçitlerin yetersizliği, sürücülerin duyarsızlığı gibi sorunlar, engelli bireylerin hayatlarını tehlikeye atıyor. Taşgın, bu tarz kazalardan sonra kamuoyunun ve STK’ların yeterince tepki göstermediğini, erişilebilirlik konusunda daha fazla örgütlenilmesi gerektiğini belirtiyor.

 

Mersin’de Yoksullukla Mücadele Eden Engelli Aile

Mersin’de 61 yaşındaki bedensel engelli bir kadın ve zihinsel engelli oğlu, ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Yıllar önce tedavi masrafları için evlerini satmak zorunda kalmışlar. Bu hikâye üzerinden “yoksulluk mu engelliliği doğurur, engellilik mi yoksulluğu?” sorusu tartışmaya açılıyor. Taşgın, sosyal devletin bu tür ailelere yeterli desteği sağlayamadığını, verilen bakım paralarının ihtiyaçları karşılamadığını ifade ediyor. Bu tür durumların toplumda çok yaygın olduğunu, ancak görünür olmadığını belirterek, hak temelli desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Antalya’da Protez Masrafı Yüzünden İcra Şoku

Antalya’da doğuştan el ve ayak anomalisi olan ve bacakları diz altından kesilen 9 yaşındaki Aras Çelik’in ailesi, üçüncü protez bacak için çektikleri kredi borcunu ödeyemedikleri için icralık oldu. Aras, büyüme çağında olduğu için sık sık yeni proteze ihtiyaç duyuyor. İlk iki protez yardım kampanyalarıyla alınmış, ancak üçüncüsü için banka kredisi çekilmek zorunda kalınmış. Aile, borcun bir kısmını ödemiş ama tamamını ödeyemeyince icra süreci başlamış.

Taşgın, bu durumun erişilebilirlik meselesiyle doğrudan ilgili olduğunu belirtiyor. Protez gibi hareket kabiliyeti artıran desteklerin bağımsız yaşamı kolaylaştırdığını ve bireyin topluma katılımını sağladığını ifade ediyor. Bu nedenle bu tür araçların devlet tarafından ücretsiz sağlanması gerektiğini savunuyor. Yardım toplamakla bir yere kadar gelinebildiğini, kalıcı çözümün ise sosyal devlet ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Taşgın, bu bölümde ağırlıklı olarak yerel haberleri gündeme taşıdıklarını, çünkü yerel haberlerin Türkiye’deki engellilik durumunu anlamak açısından çok daha çarpıcı ve somut veriler sunduğunu ifade ediyor. Engellilik ve yoksulluk ilişkisi, erişilebilirliğin hayati önemi, engelliliğin istismarı ve hak temelli yaklaşım gibi temel meseleler detaylı şekilde ele alınıyor.

Paylaş: