|

Dünya genelinde görme engellilerin ekran okuyucu kullanımı araştırması

 

Bu video, Emre Taşgın’ın sunum ve değerlendirmeleriyle, görme engellilerin ve az gören bireylerin dijital dünyaya erişiminde merkezi bir rol oynayan ekran okuyucuların bugünkü durumunu, dünya genelindeki kullanım eğilimlerini ve bu alanın erişilebilirlik politikalarıyla ilişkisini ele almaktadır. Görme engelliler uzun yıllardır bilgisayar, cep telefonu, tablet, televizyon ve benzeri etkileşimli araçlara ekran okuyucu adı verilen yazılımlar aracılığıyla erişmektedir. Dijital cihaz çeşitliliği arttıkça ve işletim sistemleri çoğaldıkça ekran okuyucuların da farklılaştığı, çeşitlendiği ve her platform için ayrı ayrı önem kazandığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede WebAIM’in 2009 yılından beri düzenli olarak yayımladığı uluslararası ekran okuyucu kullanım anketinin onuncusunun 2024 Şubat ayında yayımlandığı belirtilmekte; 1539 kişinin katıldığı bu araştırmanın, güncel eğilimleri anlamak açısından oldukça değerli bir kaynak sunduğu ifade edilmektedir.

 

Ekran okuyucu nedir?

Ekran okuyucu, görme engelli ve az gören bireylerin bilgisayar, telefon ve tablet gibi cihazları sesli ya da braille çıktısı aracılığıyla kullanmasını sağlayan bir yardımcı teknoloji olarak tanımlanmaktadır. Ekranda yer alan metinsel öğeler bu yazılımlar aracılığıyla sese ya da Braille alfabe çıktısına dönüştürülmekte, böylece görsel olarak erişilemeyen arayüzler kullanıcılar için anlamlı hale gelmektedir.

 

WebAim nedir?

WebAim, web ve mobil erişilebilirlik alanında araştırmalar yapan, uluslararası ölçekte kabul gören rehberler ve analizler üreten, Utah Üniversitesi’ne bağlı bir yapıdır. WebAIM’in yalnızca araştırma yayımlayan bir kuruluş olmadığı, aynı zamanda erişilebilirlik araçları geliştirdiği, danışmanlık sunduğu ve dijital erişilebilirlik denildiğinde dünyada en çok başvurulan yapılardan biri olduğu vurgulanmaktadır.

 

Katılımcıların profili

Katılımcıların yüzde 47,2’sinin Kuzey Amerika’dan, yüzde 30’unun Avrupa’dan geldiği; Asya’nın yüzde 6,4, Güney Amerika’nın yüzde 6, Afrika’nın yüzde 4,8 ve Okyanusya’nın yüzde 3,3 ile temsil edildiği aktarılmaktadır. Özellikle Kuzey Amerika’dan gelen katılımın ilk kez yüzde 50’nin altına düştüğünün WebAIM sayfasında ayrıca vurgulandığı belirtilmektedir. Bu veri, geçmiş yıllara kıyasla ankete daha farklı bölgelerden katılım olmaya başladığını gösterse de yine de Kuzey Amerika ve Avrupa ağırlığının çok belirgin olduğu, bu nedenle sonuçların tüm dünyayı eşit biçimde temsil ettiğini söylemenin zor olduğu düşüncesi öne çıkmaktadır. Katılımcıların yaş dağılımı incelendiğinde ise 20 yaş altı grubun yüzde 6,1, 21-40 yaş grubunun yüzde 37,9, 41-60 yaş grubunun yüzde 35,9 ve 60 yaş üzerinin yüzde 20 oranında yer aldığı görülmektedir. Buradan hareketle ekran okuyucuların yalnızca genç ya da teknolojiye yakın kullanıcıların değil, her yaş grubundan bireyin kullandığı araçlar olduğu sonucuna varılmaktadır. Özellikle 60 yaş üzeri kullanıcıların da dikkat çekici bir oranda ankete katılmış olması, ekran okuyucuların ileri yaştaki görme engelliler arasında da yaygınlaşmaya başladığını göstermektedir. Bu durumun Türkiye’de de gözlemlendiği, az sayıda da olsa 60 yaş üzeri görme engellilerin ekran okuyucularla temas kurmaya başladıklarının görüldüğü ifade edilmektedir.

 

Ekran okuyucu yazılımları kimler kullanıyor?

Katılımcıların engellilik durumlarına ilişkin veriler ise ekran okuyucuların yalnızca körler tarafından kullanılan araçlar olmadığını açıkça göstermektedir. Ankete katılanların yüzde 89,9’u engelli, yüzde 10,1’i ise engelli olmayan bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların yüzde 76,6’sı görme engelli, yüzde 19,9’u az gören olarak kendisini tanımlamaktadır. Bunun yanında işitsel engellilik yüzde 6,8, bilişsel engellilik yüzde 5,2, motor becerilerde engellilik yüzde 2,2 ve “diğer” kategorisi yüzde 4,9 oranında yer almaktadır. Burada oranların toplamının yüzde 100’ü geçmesinin nedeni, katılımcıların birden fazla seçeneği işaretleyebilmiş olmasıdır. Bu veri üzerinden, ekran okuyucuların yalnızca görme engellilerin araçları olduğu yönündeki yaygın kanının eksikliği dikkat çekmektedir. Özellikle bilişsel ya da motor beceri alanında zorluk yaşayan bazı kullanıcıların, ekran okuyucuların gezinme ve form doldurma gibi işlevlerinden ziyade metinleri sentezleyici aracılığıyla dinleme özelliğinden yararlanabildikleri ifade edilmektedir. Böylece ekran okuyucuların daha geniş bir kullanıcı grubuna hizmet eden destek teknolojiler olduğu gösterilmektedir.

 

Ekran okuyucu ve internet kullanım düzeyleri

Ekran okuyucu kullanım düzeyine ilişkin veriler, ankete katılan kitlenin bu alanda oldukça deneyimli olduğunu göstermektedir. Katılımcıların yüzde 58,3’ü kendisini ileri düzey kullanıcı olarak tanımlarken, yüzde 36’sı orta düzey, yüzde 5,7’si ise başlangıç seviyesinde görmektedir. Bu oranlar, ankete cevap veren kitlenin büyük ölçüde ekran okuyucularla yakından çalışan, bu teknolojileri bilen ve değerlendirmelerini deneyime dayalı biçimde yapan kişilerden oluştuğunu düşündürmektedir. Aynı durum internet kullanım düzeyi için de geçerlidir. Katılımcıların yüzde 71,8’i internet kullanımında kendisini ileri düzey, yüzde 26,4’ü orta düzey, yalnızca yüzde 1,8’i başlangıç seviyesinde tanımlamaktadır. Dolayısıyla elde edilen bulguların, interneti aktif kullanan ve dijital erişilebilirlik konusunda yüksek farkındalığa sahip bir kitlenin değerlendirmelerini yansıttığı söylenmektedir.

 

Birincil ekran okuyucular

Masaüstü bilgisayarlarda birincil ekran okuyucu tercihine geçildiğinde, JAWS ile NVDA arasındaki rekabetin dikkat çekici olduğu görülmektedir. Katılımcılara bilgisayarlarında birden fazla ekran okuyucu olsa bile hangisini birincil olarak kullandıkları sorulmuş; verilen cevaplarda JAWS yüzde 40,5 ile ilk sırada, NVDA ise yüzde 37,7 ile hemen arkasında yer almıştır. Mac kullanıcıları açısından VoiceOver yüzde 9,7 oranında görünürken diğer seçenekler yüzde 12,1 olarak aktarılmıştır. Bu dağılım, Windows işletim sisteminin baskınlığını ve özellikle JAWS ile NVDA’nın masaüstü ekran okuyucu pazarında birbirine oldukça yakın konumlandığını göstermektedir. Ücretli bir ekran okuyucu olan JAWS ile ücretsiz ve açık kaynak kodlu NVDA arasındaki farkın artık çok daraldığı belirtilmekte, WebAIM’in açıklamalarında da NVDA’nın son yıllarda hızla yükselerek JAWS ile başa baş hale geldiğinin not düşüldüğü aktarılmaktadır. Bu durum, ekran okuyucu alanında erişilebilir fiyat ve topluluk desteği gibi unsurların da çok belirleyici hale geldiğini düşündürmektedir.

Bölgelere göre birincil ekran okuyucu tercihi incelendiğinde ise daha çarpıcı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Kuzey Amerika’da JAWS kullanımının yüzde 55,5’e ulaştığı, NVDA’nın ise burada yüzde 24’te kaldığı belirtilmektedir. Avustralya’da da JAWS yüzde 45,8 ile önde, NVDA ise yüzde 37,5 düzeyindedir. Avrupa’da ise tablo tersine dönmekte; JAWS yüzde 29,7’de kalırken NVDA yüzde 37,2 ile öne geçmektedir. Afrika ve Ortadoğu’da JAWS yüzde 23,3 düzeyindeyken NVDA yüzde 69,9’a ulaşmaktadır. Asya’da da benzer biçimde JAWS yüzde 22,9 iken NVDA yüzde 70,8 oranına çıkmaktadır. Bu veriler ayrıntılı biçimde yorumlanmakta ve maliyet faktörünün burada güçlü biçimde devreye girdiği savunulmaktadır. Özellikle JAWS’ın anavatanı sayılabilecek Kuzey Amerika’da ve nispeten yüksek gelirli bölgelerde ücretli yazılımın baskın kalabildiği, buna karşılık Asya, Afrika ve Ortadoğu gibi bölgelerde ücretsiz oluşu nedeniyle NVDA’nın çok daha yaygın tercih edildiği belirtilmektedir. Bu noktada ekran okuyucu seçiminin yalnızca alışkanlık ya da özelliklerle açıklanamayacağı, ekonomik koşulların erişilebilirlik deneyimini doğrudan şekillendirdiği görüşü öne çıkmaktadır.

 

Yaygın ekran okuyucu kullanım verileri

Yaygın ekran okuyucu kullanımına bakıldığında, yani kullanıcıların bilgisayarlarında hangi ekran okuyucuları genel olarak kullandıkları sorulduğunda tablo biraz daha farklılaşmaktadır. NVDA yüzde 65,6 ile ilk sırada yer almakta, JAWS yüzde 60,5 ile onu izlemektedir. VoiceOver yüzde 43,9, Windows’un yerleşik ekran okuyucusu Narrator ise yüzde 37,3 oranında kullanılmaktadır. Buradan hareketle, JAWS birincil kullanımda az farkla önde görünse de, yaygın kullanım açısından NVDA’nın daha geniş bir kullanıcı tabanına yayıldığı anlaşılmaktadır. Kullanıcıların çoğunun bilgisayarlarında birden fazla ekran okuyucu bulundurduğu, programdan programa ya da web sitesinden web sitesine göre bu araçlar arasında geçiş yapabildiği anlatılmaktadır. Özellikle açık kaynak kodlu NVDA’nın eklentiler sayesinde her geçen gün geliştiği, JAWS’a yakın özellikler sunmaya başladığı ve bu yüzden giderek daha güçlü bir alternatif haline geldiği vurgulanmaktadır. Aynı zamanda Mac’te yer alan VoiceOver’ın da güçlü bir yükseliş içerisinde olduğu belirtilmektedir.

 

Hangi tarayıcılar ve işletim sistemleri daha çok kullanılıyor?

Masaüstü tarayıcı tercihleri incelendiğinde Google Chrome’un yüzde 52,3 ile açık ara önde olduğu görülmektedir. Microsoft Edge yüzde 19,3 ile ikinci sırada, Firefox yüzde 16, Safari ise yüzde 8 oranında yer almaktadır. Bu veri, Windows kullanıcılarının çoğunluğunun Microsoft’un kendi tarayıcısından ziyade Google Chrome’u tercih ettiğini göstermesi bakımından ilginç bulunmaktadır.

İşletim sistemi dağılımı ise beklenildiği üzere Windows’un ezici üstünlüğünü ortaya koymaktadır. Katılımcıların yüzde 86,1’i Windows kullandığını belirtirken, MacOS yüzde 6, Linux yüzde 2,9 ve diğer işletim sistemleri yüzde 1,4 oranında kalmaktadır. Linux tarafında Orca gibi ekran okuyucuların giderek geliştiği kabul edilmekle birlikte, yaygın kullanımda henüz sınırlı bir yerde bulunduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte Türkiye bağlamında yerli işletim sistemi tartışmaları ve özellikle kamu kurumlarında Linux tabanlı Pardus gibi sistemlerin gündeme gelmesi nedeniyle, gelecekte Linux’un erişilebilirlik alanındaki payının artabileceği ihtimali de dile getirilmektedir.

 

Ekran okuyucuların tercih edilme nedenleri

Kullanıcıların masaüstü ekran okuyucularını tercih etme nedenleri incelendiğinde en baskın unsurun alışkanlık olduğu görülmektedir. Katılımcıların yüzde 45,8’i ekran okuyucusunu alışkanlık nedeniyle tercih ettiğini belirtmiştir. Ekran okuyucunun özellikleri yüzde 26,5 ile ikinci sırada gelirken, erişilebilirlik durumu yüzde 11,7, maliyet yüzde 9,2, destek alabilme imkânı ise yüzde 6,9 oranında belirtilmiştir. Ancak burada yine katılımcı kitlesinin büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa’dan oluştuğu hatırlatılmakta, bölgesel dağılıma bakıldığında maliyet unsurunun çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olabileceği söylenmektedir.

 

Kullanıcılar ekran okuyuculardan ne kadar memnun?

Ekran okuyuculardan memnuniyet düzeyi de ankette önemli bir başlık olarak yer almaktadır. Katılımcıların yüzde 63,8’i ekran okuyucusundan çok memnun olduğunu, yüzde 31,4’ü memnun olduğunu, yüzde 3,7’si az memnun kaldığını, yüzde 1,2’si ise memnun olmadığını belirtmiştir. Bu veriler ilk bakışta oldukça olumlu görünmekle birlikte, özellikle “memnunum” diyen yüzde 31’lik kesimin yüksekliğine dikkat çekilmektedir. Buna göre insanlar ekran okuyucu gibi bir teknolojinin var olmasından doğal olarak memnundur; ancak bu memnuniyet, teknolojinin tüm beklentileri eksiksiz karşıladığı anlamına gelmemektedir. Tam da bu noktada yapay zekâ gündemi devreye girmekte ve ekran okuyucuların hızla dönüşen teknoloji dünyasına ne kadar uyum sağlayabildiği sorgulanmaktadır. Yapay zekâ destekli ekran okuyucuların ortaya çıkıp çıkmayacağı, çıkarsa JAWS ve NVDA gibi geleneksel araçların yerini alıp alamayacağı, ya da bu köklü ekran okuyucuların daha fazla yapay zekâ desteğiyle yeniden şekillenip şekillenmeyeceği ileriye dönük tartışma başlıkları arasında yer almaktadır. Bunun yanında, yapay zekâ desteğinin maliyeti artırıp artırmayacağı ve erişilebilirlik teknolojilerini daha pahalı, dolayısıyla daha az ulaşılabilir hale getirip getirmeyeceği de önemli bir soru olarak bırakılmaktadır.

 

Mobilde ekran okuyucu kullanımı

Mobil cihazlara geçildiğinde, ekran okuyucu kullanımının çok daha yüksek bir yaygınlığa sahip olduğu görülmektedir. Katılımcıların yüzde 91,3’ü mobil cihazlarda ekran okuyucu kullandığını belirtmiş, kullanmadığını söyleyenler ise yüzde 8,7’de kalmıştır. Mobil işletim sistemi tercihinde iOS yüzde 70,6 ile açık ara önde görünürken, Android yüzde 27,6, diğer sistemler ise yüzde 1,8 oranında kalmaktadır. Mobil işletim sistemlerinin bölgesel dağılımı, masaüstündeki ekran okuyucu tercihlerine benzer biçimde ekonomik gerçeklerle ilişkilendirilmektedir. Kuzey Amerika’da iOS kullanımının yüzde 84, Avustralya’da yüzde 75, Avrupa ve İngiltere’de yüzde 72 oranında baskın olduğu aktarılmaktadır. Buna karşılık Asya’da iOS yüzde 40’ta, Afrika ve Ortadoğu’da yüzde 34’te, Güney Amerika’da ise yüzde 31’de kalmaktadır. Bu dağılım yorumlanırken, Android’in özellikle daha ucuz cihaz seçenekleri sunması sayesinde düşük ve orta gelirli bölgelerde çok daha erişilebilir olduğu ifade edilmektedir. Buna karşılık iOS cihazlarının daha pahalı olması, bu işletim sistemini ekonomik açıdan daha güçlü bölgelerde baskın hale getirmektedir. Burada çok önemli bir vurgu yapılmakta; erişilebilirliğin yalnızca teknik özelliklerle değerlendirilemeyeceği, hangi cihazların kimler tarafından satın alınabildiği sorusunun da erişilebilirlik tartışmasının merkezine konulması gerektiği savunulmaktadır. Yani bir özelliğin teknik olarak erişilebilir olması tek başına yeterli değildir; o özelliğe ulaşabilmek için gerekli cihaza erişemeyenler varsa, orada ekonomik bir erişilebilirlik sorunu da vardır.

Mobil tarayıcı tercihlerine bakıldığında Safari’nin yüzde 58,2 ile ilk sırada, Chrome’un ise yüzde 27,9 ile ikinci sırada olduğu görülmektedir. Firefox yüzde 4,6, diğer tarayıcılar ise yüzde 9,3 olarak aktarılmaktadır. iOS kullanım oranı çok yüksek olduğu için Safari’nin önde çıkması beklenen bir durumdur; buna karşın Chrome’un Android kullanım oranından bile daha yüksek görünmesi, dikkat çekici bir veri olarak değerlendirilmektedir. Bu da mobil kullanıcıların yalnızca sistemin varsayılan uygulamasına bağlı kalmadığını, alternatif tarayıcıları da aktif olarak kullandığını göstermektedir.

 

Web erişilebilirliği yeterli mi?

Anketin önemli bölümlerinden biri de web erişilebilirliği algısına ilişkindir. Katılımcıların yüzde 34,6’sı web erişilebilirliğinin daha iyiye gittiğini düşünürken, yüzde 46,8’i durumun aynı kaldığını, yüzde 18,6’sı ise daha kötüye gittiğini ifade etmektedir. Bu sonuç, dünya genelinde WCAG gibi standartların gelişmesine, çeşitli ülkelerde yasal düzenlemelerin yapılmasına ve erişilebilirlik konusundaki farkındalığın artmasına rağmen kullanıcıların önemli bir bölümünün somut iyileşme hissetmediğini göstermektedir. Özellikle “aynı” diyenlerin oranının en yüksek grup olması dikkat çekici bulunmaktadır. Bu noktada Türkiye’de de web siteleri ve mobil uygulamaların erişilebilirliğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı genelgesinin yayımlandığı hatırlatılmaktadır.

 

Erişilebilirlik bakımından en sorunlu web bileşenleri

Kullanıcılara web ortamında en sorunlu bileşenlerin ne olduğu da sorulmuştur. İlk sırada yüzde 44,2 ile CAPTCHA yer almaktadır. Form doldururken görsel güvenlik doğrulaması istenmesi, ekran okuyucu kullanıcıları için hâlâ en büyük engellerden biri olarak görülmektedir. Bunu yüzde 39,1 ile sorunlu menü yapıları, yüzde 37,6 ile erişilemeyen formlar, yüzde 34,5 ile link erişilebilirliği ve yüzde 31,8 ile dinamik içerikler izlemektedir. Bu tablo, kullanıcıların en temel etkileşim alanlarında sistematik biçimde engellerle karşılaştığını göstermektedir. Formlar, menüler, bağlantılar ve hareketli ya da sonradan yüklenen içerikler gibi webin temel yapı taşlarının hâlâ büyük ölçüde sorunlu olması, erişilebilirliğin uygulamada yeterince yerleşmediğini düşündürmektedir.

 

Genel değerlendirme

Buna göre ankete katılan kitlenin büyük bölümü ileri düzey ekran okuyucu kullanıcılarından oluşmaktadır. Dolayısıyla veriler deneyimli bir kullanıcı grubunun gözlemlerini yansıtmaktadır. Bununla birlikte bölgesel dağılımda belirgin bir dengesizlik vardır ve özellikle Kuzey Amerika ile Avrupa’nın ağırlığı sonuçları etkilemektedir. Bu nedenle anket verilerini tüm dünyanın ortak geleceğiymiş gibi okumak temkinli olmayı gerektirir. Daha dengeli sonuçlar için gelecekteki anketlerde farklı bölgelerden katılımın artırılması, mümkünse anketin farklı dillere çevrilmesi ve böylece daha kapsayıcı veri toplanması gerektiği düşüncesi dile getirilmektedir. Elde edilen mevcut tabloya göre Chrome, NVDA ve JAWS en çok tercih edilen araçlar arasında yer almaktadır. Web erişilebilirliğinde ise CAPTCHA’lar, formlar ve menüler en sorunlu alanlar olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarının dijital erişilebilirliğin gelişimi konusunda bu sorunları daha fazla gündemlerine almaları, mevcut dijital mevzuatın uygulanması ve geliştirilmesi için daha güçlü savunuculuk yürütmeleri gerektiği vurgulanmaktadır.

Paylaş: