Dijital Erişilebilirlik Hakkında Doğru Bilinen 5 Yanlış

Bu yazıda, WCAG hakkında yaygın beş yanlış algıyı ele alıyor; Türkiye’de yeni yürürlüğe giren düzenlemeler ışığında dijital erişilebilirliğin ne olduğu ve ne olmadığına açıklık getirmeyi amaçlıyorum.
16 Mayıs: Ulusal Erişilebilirlik Günü
Türkiye’de 2025 yılında erişilebilirlik alanında iki önemli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yürürlüğe girdi. İlki 15 Mayıs tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ulusal Erişilebilirlik Günü Genelgesi. Bu Genelgeye göre 16 Mayıs tarihi her yıl “Ulusal Erişilebilirlik Günü” olarak ilan edildi. 10 – 16 Mayıs tarihlerinin Engelliler Haftası olarak değerlendirildiği dikkate alındığında, bu haftanın son gününün erişilebilirliğe ayrılmış olması, kamuoyunda bu alana dair farkındalık uyandırması bakımından önem taşıyor.
Web Siteleri ve Mobil Uygulamalar için erişilebilirlik genelgesi
21 Haziran 2025 tarihinde ise 2025/10 sayılı Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Genelgesi yürürlüğe girdi. Bu Genelge, dijital hizmetlerde erişilebilirliği arttırmak, engelli ve yaşlı bireylerin web siteleri ile mobil uygulamalarına eşit, bağımsız ve etkin şekilde erişmesini sağlamak amacıyla hazırlandı. Genelge, kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri, özel sektör kuruluşları (bankalar, özel hastaneler, e-ticaret siteleri vb.) dahil geniş bir kesimi kapsıyor. bu kurum ve kuruluşların özelliklerine göre 1 ile 2 yıl arasında web sitelerini ve mobil uygulamalarını erişilebilir hale getirmeleri gerekiyor.
Dijital erişilebilirlik için WCAG standartları
Genelgede, Web İçeriği Erişilebilirlik Kılavuzu (WCAG) 2.2 esas alındı. Söz konusu uluslararası standart web ve mobil içeriklerin engelli bireyler için erişilebilir olmasını sağlayacak ilkeleri belirlerken, bu standartlarla uyumlu bir kontrol listesi de bulunuyor. Dolayısıyla erişilebilirlik uygunluğu, Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Kontrol Listesi – A Seviyesi çerçevesinde değerlendirilecek.
WCAG (Web Content Accessibility Guidelines), web siteleri ve mobil uygulamaların engelli bireyler dâhil herkes tarafından erişilebilir olmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuş uluslararası teknik erişilebilirlik standardı. World Wide Web Consortium tarafından yayınlanan WCAG, dünya genelinde dijital erişilebilirliğin temel referansı kabul ediliyor. WCAG, kurum ve kuruluşların erişilebilirlik politikalarında yer alıyor ve dünya genelindeki yasal düzenlemelerde bu standartlara atıf yapılıyor. Başta görme, işitme, fiziksel, konuşma, bilişsel ve nörolojik engelleri olan bireyler olmak üzere herkesin web içeriklerine eşit, bağımsız ve güvenli şekilde erişmesini sağlamak ve kamu ve özel sektörde erişilebilirlik için ortak bir teknik dil oluşturmak, WCAG standartlarının amaçları arasında yer alıyor.
Türkiye’de dijital erişilebilirlik gündemi
Türkiye’de yürürlüğe giren Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği Genelgesi ile birlikte dijital erişilebilirliğin ne olduğu ve nasıl sağlanabileceği gibi konular kurumların gündemine girmeye başladı. Diğer yandan engelliler için dijital erişilebilirlik çözümü geliştiren oluşumlar da web siteleri ve mobil uygulamaların kapsayıcı hale gelmesini sağlayacak teknik düzenlemeler için hizmetlerini kurumlara sunuyor. Böyle bir ortamda, web erişilebilirliğini sağlamak için geliştirilen WCAG standartlarıyla ilgili oluşan soru işaretlerine değinmenin yararlı olacağını düşündüm. Bunun için Dijital Erişilebilirlik Uzmanı Ela Golda’nın WCAG hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çektiği blog yazısından destek alacağım.
İşte dijital erişilebilirlik ve WCAG standartları hakkında doğru bilinen bazı yanlışlar:
WCAG yalnızca web sitelerini mi kapsıyor?
WCAG standardı ilk çıktığında tarihler 1999’ı gösteriyordu. Bu tarihte internete büyük ölçüde web siteleri aracılığıyla erişim sağlanıyordu. Dolayısıyla kılavuzlar büyük ölçüde HTML ile oluşturulmuş web içeriğine odaklanmıştı. Gelgelelim yeni yüzyılın ilk çeyreğini tamamladığımız bugünlerde durum hiç de 26 yıl önceki gibi değil. WCAG standardının 2.2 sürümü, web siteleri, mobil uygulamalar, bilgisayar yazılımları ve dijital belgeler gibi birçok teknolojiye uyarlanabilir nitelikte. Öyle ki, geçtiğimiz aylarda YouTube kanalıma konuk olan ve Oracle firmasında erişilebilirlik departmanında görev yapan Uğurcan Kutluoğlu’na göre WCAG, az önce saydıklarımızın dışında ATM cihazları ve hatta mikrodalga fırınlar için bile uygulanabilir temel prensipler sunuyor. Her ne kadar bazı kriterlerin yerine getirilebilmesi için HTML ve ARIA gibi teknolojilere gereksinim duyulmaktaysa da, esasen ilkeler, kılavuzlar ve Başarı Kriterleri web’in çok ötesinde. Örneğin, “kullanıcıya sunulan tüm metin dışı içeriklerin eşdeğer amaca hizmet eden bir metin alternatifine sahip olması” kriteri; web sitelerindeki fotoğraflardan PDF dokümanlardaki infografiklere, bilgisayar ve mobil uygulamalardaki simgelere kadar tüm dijital görsel içerik türleri için geçerli. Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Genelgesi web siteleriyle birlikte mobil uygulamaların erişilebilirliğini de kapsıyor. Bu yönüyle söz konusu Genelge, WCAG’nin gelecek vizyonuyla örtüşüyor.
Dijital erişilebilirlik sadece ekran okuyucularla mı ilgili?
Dijital erişilebilirlikten söz ettiğimizde bazıları bunun tamamen ekran okuyucu yazılımlar ile ilgili olduğunu düşünüyor. Esasen görme engelliler bilgiye erişim konusunda en fazla sorun yaşayan gruplar arasında yer alıyor. Bu kişiler genellikle ekran okuyucu ve ekran büyültme yazılımlarıyla dijital hizmetlere erişiyor. Öte yandan ekran okuyucuların çeşitli özelliklerinden görme engellilerin yanı sıra bazı bilişsel engelli gruplar da yararlanıyor. WCAG 2.2’deki bazı standartların dijital içeriğin ekran okuyucularla uyumlu çalışmasını sağlayan kodlama uygulamalarına odaklandığı bir gerçek. Ancak WCAG, görsel tasarım, medya içeriği, açık dil ve klavye erişimi de dahil olmak üzere çok çeşitli erişilebilirlik gereksinimlerini kapsıyor. Bu, WCAG’nin uygulanmasından içerik oluşturucuları, kullanıcı deneyimi (UX) ve kullanıcı arayüzü (UI) tasarımcıları ve medya yapımcıları gibi dijital ekibi oluşturan herkesin sorumlu olduğu anlamına geliyor.
Erişilebilir site ve uygulamalar basit bir arayüze mi sahip olmalı?
WCAG standartlarına uyan erişilebilir bir internet sitesi ya da mobil uygulamanın sade bir görünüme sahip olması gerektiği inancı öyle bir yere vardı ki, bu yanlış algı, kimi zaman alanda deneyimi olan kişiler tarafından da farkında olmadan pekiştirilebiliyor. WCAG standartları renk, resim ve multimedya içeriğinin kullanımıyla ilgili gereksinimler içerdiğinden, bazı kişiler erişilebilir web sitelerinin ve uygulamalarının, minimum düzeyde resim, multimedya kullanımı ve temel bir düzen ile yalnızca siyah beyaz metinden oluşan basit bir tasarıma sahip olması gerektiğini düşünüyor. Ancak bu şekilde tasarlanmış web siteleri ve uygulamalar bazı kişilerin bilgiye erişimini zorlaştırabilir. Görseller ve multimedya içerikler, özellikle bilişsel engeli olan bazı bireyler için bilgiyi anlamayı kolaylaştırdığı için erişilebilirliğin önemli bir parçası. Benzer biçimde, renkler de anlamı pekiştirmeye, başlıklar ve bağlantılar gibi öğelerin ayırt edilmesine ve bilgilerin daha iyi anlaşılmasına imkan veren bir unsur. Dolayısıyla erişilebilir bir içerik için görüntüden taviz vermeye gerek olmadığı gibi, böyle bir tasarım ürünü erişilemez hale getirme ihtimali taşıyor.
Erişilebilirlik için WCAG standartlarının tamamını karşılamak gerekir mi?
WCAG 2.2, her biri üç uygunluk seviyesinden birine karşılık gelen toplam 86 başarı kriterinden oluşuyor. A seviyesi Temel erişilebilirliğin sağlanabilmesi için asgari gereklilikleri, AA seviyesi yaygın ve önemli erişilebilirlik engellerini, AAA seviyesi ise En yüksek erişilebilirlik gereksinimlerini kapsıyor. Eğer bir web sitesi veya mobil uygulama AA seviyesini karşılamaktan söz ediyorsa, bu, o ürünün engelli bireylerin büyük çoğunluğu için erişilebilir olduğu anlamına gelir. AAA seviyesi başarı kriterleri ise, belirli engelli gruplarının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik daha ileri gereklilikleri içeriyor. Bu kriterlerin uygulanması, genellikle yalnızca ürün veya hizmetlerini özellikle bu gruplara sunan kuruluşlar için zorunlu olabilir. Söz gelimi, eşzamanlı medya içeren tüm önceden kaydedilmiş sesli içerikler için işaret dili çevirisi sağlanması, AAA seviyesinin bir başarı ölçütüdür. Gerçekten de ses içeren videolarda işaret dili çevirisi sunulması, ana dili işaret dili olan sağır bireyler için erişilebilirliğin sağlandığı anlamına gelir. Bundan hareketle, hedef kitlesi ağırlıklı olarak sağır bireylerden oluşan kuruluşların tüm video içeriklerinde işaret dili çevirisi sunduğundan emin olması gerekiyor. Elbette ki diğer kuruluşlar da imkânlar dâhilinde bunu yapmaya teşvik ediliyor. Ne var ki bazı durumlarda bu uygulamanın gerçekleştirilmesi mümkün olmayabilir. Günümüzde yapay zeka ile işaret dili çevirisi üzerinde yapılan deneysel çalışmalar hızla ilerliyor. Gelecekte işaret dili çevirisinde yapay zekadan yararlanılıp yararlanılamayacağı konusunu daha fazla tartışabiliriz. Hasılı, WCAG 2.2’de de belirtildiği üzere, bazı içerikler için tüm Seviye AAA Başarı Kriterlerinin karşılanması mümkün olmadığından, bu seviyenin tüm siteler için genel bir politika olarak zorunlu tutulması önerilmiyor. Türkiye’de Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesine göre A seviyesinde erişilebilirliği sağlayan kurum ve kuruluşlara 2 yıl süreyle erişilebilirlik logosu kullanım hakkı verilecek.
WCAG kriterlerinin yerine getirilmesi kapsayıcılığın sağlandığından emin olmamız için yeterli mi?
WCAG, teknik erişilebilirliğin sağlanmasına yardımcı olan geniş bir gereklilikler yelpazesini kapsıyor. Örneğin, WCAG uyumlu web siteleri ve mobil uygulamalar klavye ile erişimi destekler; ekran okuyucular ve diğer destek teknolojileriyle uyumlu çalışır; asgari kontrast oranlarını karşılayan renk kombinasyonları kullanmayı gerektirir; görseller ve multimedya içerikler için alternatifler sunmaktan söz eder. Hiç şüphesiz, bunların tamamı kapsayıcı ürünler için kritik öneme sahip. Bununla birlikte, bir web sitesi veya mobil uygulamanın tüm kullanıcıları kapsadığından emin olmak için; herkesin ihtiyaç duyduğu bilgiyi bulabilmesi, bilgiyi okuyup anlayabilmesi, görevleri nasıl tamamlayacağını kavrayabilmesi ve Sunulan hizmet süreçlerini eksiksiz ve kolay şekilde tamamlayabilmesi gerekiyor. Bunun için WCAG kriterleri yerine getirilirken farklı engel gruplarından kullanıcılarla her aşamada ürünü test etmek ve gerçekten amaca uygun biçimde kullanılabildiğinden emin olmak, erişilebilirliğin olmazsa olmaz bir aşaması olarak görülüyor.
Dijital erişilebilirlik için WCAG standartları ve kullanıcı deneyimi şart
WCAG’nin dijital erişilebilirliğin sağlanabilmesi için temel bir teknik çerçeve sunduğu doğru. Bununla beraber erişilebilirliği yalnızca standartlara uyum meselesi olarak ele almak, kapsayıcılığın özünü gözden kaçırma riskini beraberinde getiriyor. Gerçek anlamda erişilebilir ve kapsayıcı dijital ürünler geliştirebilmek için, WCAG kriterlerini karşılamanın yanı sıra farklı engel gruplarından kullanıcıların deneyimlerini sürecin her aşamasına dâhil etmek gerekiyor.
Türkiye’de yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle birlikte dijital erişilebilirlik alanında bir farkındalık oluşmaya başladı. Bu sürecin, daha eşit, adil ve herkes için kullanılabilir dijital hizmetler üretmek adına bir fırsat olarak görülmesini dilerim…
