Allianz Sigorta, bedensel engelli vatandaşın tamamlayıcı sağlık sigortasını iptal etti
Bedensel engelli olan ve Engelliler Konfederasyonu Başkan Yardımcılığı yapan Serhat Gökpınar’ın Allianz Sigorta’dan satın aldığı tamamlayıcı sağlık sigortası iptal edildi.
Serhat Gökpınar hakkında
Serhat Gökpınar, hem kamuda görev yapan bir ziraat mühendisi hem de sivil toplum alanında aktif bir isim. Engelsiz Dünya Federasyonu başkanlığı görevini yürütüyor, aynı zamanda Engelliler Konfederasyonu başkan yardımcısı olarak çalışıyor. Engellilik alanında iki kitap yazmış, uzun yıllardır hak mücadelesinin içinde olan bir kişi.
Allianz Sigorta önce poliçe yapıyor, sonra iptal ediyor
Serhat Gökpınar yaklaşık beş-altı yıldır kesintisiz biçimde tamamlayıcı sağlık sigortası kullanıyor. Daha önce farklı sigorta şirketleriyle çalışmış, bu süreçlerde ciddi bir sorun yaşamamış. Ancak daha kurumsal olduğunu düşünerek Allianz Sigorta ile çalışmaya karar veriyor. Sigortaya geçiş sürecinde “geçişli” poliçe tercih ediyor; yani önceki hastalıklarının ve geçmiş tedavilerinin de kapsamda olacağı bir poliçe satın alıyor. Bu nedenle normalden daha yüksek bir prim ödüyor ve yaklaşık 19 bin TL veriyor. Sigorta şirketi, daha önceki yıllarda yaptığı ortopedi ve fizik tedavi başvurularını gördüğünü ve buna rağmen poliçeyi kabul ettiğini açıkça taahhüt etmiş oluyor.
Hastaneye gidince engeli nedeniyle poliçe iptal ediliyor
Poliçenin başlamasından yaklaşık üç ay sonra, 16 Ocak’ta Serhat Gökpınar bir özel hastaneye başvuruyor. Omzunda kas yırtığı ve sıvı birikmesi tespit ediliyor. Aynı gün kulak burun boğaz polikliniğine de muayene oluyor. Bu iki muayene de sigorta tarafından karşılanıyor. Ancak doktorun omuz için fizik tedavi önermesi üzerine hastane sigorta şirketine başvurduğunda, sigorta bu tedaviyi karşılamayacağını bildiriyor. Serhat Gökpınar başlangıçta bunun tıbbi bir değerlendirme hatası olabileceğini düşünüyor ve itiraz ediyor. Engeli herediter spastik parapleji; yani belden aşağı kasların zayıflığına bağlı bir yürüme bozukluğu. Omuz yırtığının bu durumla doğrudan bir ilgisi olmadığını, kulak burun boğaz muayenesinin de engeliyle hiçbir bağlantısının bulunmadığını açıkça ifade ediyor.
İtiraz kabul edilmedi
İtiraz süreci boyunca sigorta şirketiyle çok sayıda görüşme yapılıyor. Telefonda ve yazışmalarda oldukça yumuşak bir dil kullanılıyor, “mağduriyetinizi anlıyoruz” deniliyor. Ancak kısa süre sonra Serhat Gökpınar’a bir e-posta gönderiliyor ve bu mesajda, e-Nabız kayıtlarında serebral palsi, spastik parapleji ve benzeri tanılar bulunduğu gerekçesiyle poliçesinin tamamen iptal edildiği bildiriliyor. Yani sadece ilgili tedavi reddedilmiyor; sigorta sözleşmesi tümüyle feshediliyor. Bu, Serhat Gökpınar’ın artık hiçbir sağlık hizmetinden bu poliçe kapsamında yararlanamayacağı anlamına geliyor.
Allianz Sigorta ayrımcılık yapıyor
Bu noktada Serhat Gökpınar durumu açıkça ayrımcılık olarak tanımlıyor. Çünkü sigorta şirketi, poliçeyi satarken engellilik durumunu biliyor, geçişli poliçeyi kabul ediyor, daha yüksek prim alıyor; ancak engelle ilgisi olmayan bir sağlık başvurusu sonrasında “engellilik” gerekçesiyle sözleşmeyi iptal ediyor. Kendisi de bunu sigorta yetkililerine açıkça ifade ediyor. Eğer engeliyle doğrudan ilişkili bir nöroloji başvurusu olsaydı ve bu karşılanmasaydı, bunu anlayabileceğini söylüyor. Ancak kulak burun boğaz muayenesi ya da omuzdaki kas yırtığı nedeniyle tüm poliçenin iptal edilmesini, “bu toplumda yer alma hakkın yok” mesajı olarak değerlendiriyor.
İban bilgisi paylaşmazsan paran hazineye aktarılır
İtirazlar devam ederken sigorta şirketi bu kez IBAN bilgisi talep ediyor. Gerekçe olarak, ödenen primin iade edileceği belirtiliyor. Ancak yazışmalarda, paranın iade edilmesi halinde herhangi bir hak talep edilemeyeceği ima ediliyor; iade kabul edilmezse bedelin Hazine’ye aktarılacağı söyleniyor. Serhat Gökpınar bu yaklaşımı açıkça tehditkâr buluyor. Bir yandan parasını geri alması isteniyor, diğer yandan hukuki yollara başvurmasının önü kesilmeye çalışılıyor. Avukatına danıştığında ise bunun açıkça ayrımcılık yasağına aykırı olduğu ve dava konusu yapılabileceği söyleniyor. Avukatı davayı hiçbir ücret talep etmeden üstlenebileceğini ifade ediyor.
Allianz Sigorta kararından vazgeçmiyor
Sigorta şirketi son yazışmasında kararın “nihai” olduğunu, risk değerlendirme kılavuzuna göre bu durumun “sigortalanamaz” statüsünde değerlendirildiğini ve kararın değiştirilmeyeceğini bildiriyor. Burada ayrıca Serhat Gökpınar’ın engeli yanlış biçimde “serebral palsi” olarak tanımlanıyor. Oysa kendisi defalarca engelinin spastik parapleji olduğunu, yıllar önce rapor düzenlenirken yapılan hataların hâlâ sistemde tekrarlandığını anlatıyor. Ayrıca engeli nedeniyle özel hastanelere sık giden biri olmadığını, esas takiplerinin üniversite hastanelerinde sürdüğünü, bu sigortayı esas olarak küçük sağlık sorunlarında ve erişilebilirlik problemleri nedeniyle tercih ettiğini özellikle vurguluyor.
Devlet hastaneleri erişilebilir değil
Programın önemli bir kısmı, devlet hastanelerinde yaşanan erişilebilirlik sorunlarına ayrılıyor. Serhat Gökpınar, Hatay’da ve başka şehirlerde engelli park yerlerinin yetersizliği, uzun yürüme mesafeleri, kalabalık ortamlar ve olumsuz tutumlar nedeniyle devlet hastanelerine fiilen erişemediğini anlatıyor. Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi’nde yaşadığı bir olayda, engelli park yeri talep ettiğinde güvenlik görevlisinin kendisine sert ve aşağılayıcı bir dille yanıt verdiğini, çözüm sunmak yerine sorumluluktan kaçtığını aktarıyor. Bu tür deneyimlerin, kendisini ücretli sağlık hizmeti almaya mecbur bıraktığını söylüyor. Yani tamamlayıcı sağlık sigortası, kamu hizmetlerindeki erişilebilirlik eksikliklerinin sonucu olarak ortaya çıkan bir zorunluluk haline geliyor.
Sigorta şirketleri engellilere poliçe sağlamıyor
Programda ayrıca bu sorunun münferit olmadığı vurgulanıyor. Daha önce görme engelli bireylerin de benzer biçimde sigorta şirketleri tarafından reddedildiğine dair paylaşımlar yapıldığı, ancak bu olayların çoğunun sosyal medyada dar çevrelerde kaldığı ifade ediliyor. Serhat Gökpınar’ın yaşadıkları ise daha görünür bir mücadeleye dönüşüyor. Kendisi sosyal medyada açıklamalar yapıyor, konfederasyon hesaplarından paylaşımda bulunuyor, bazı gazetelere ve televizyon kanallarına başvuruyor. Ancak ulusal medyanın büyük bölümünden geri dönüş alamıyor.
Serhat Gökpınar’ın hak mücadelesi
Tüm bu süreçte Serhat Gökpınar yalnızca bireysel bir hak arayışı yürütmüyor. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na, CİMER’e ve sigortacılık alanındaki ilgili kuruma başvurular yapıyor. Hukuki süreci başlatmak üzere bekliyor. Ayrıca TBMM’de engelli bireylerin sorunlarını ele alan komisyonun başkan ve üyelerine bilgi notu hazırlayacağını, bu meselenin yalnızca sigorta şirketlerinin insafına bırakılamayacağını, yasal düzenlemelerle açık biçimde yasaklanması gerektiğini savunuyor. Çünkü bu olay, sağlık hakkına erişimin önüne konulan modern ve görünmez bir bariyer olarak karşımıza çıkıyor.
Bu yaşananlar yalnızca Serhat Gökpınar’ın değil, çok sayıda engelli bireyin karşılaştığı sistematik bir sorunun parçası. Engellilik, sigortacılık sisteminde “risk” başlığı altında toptan dışlama gerekçesine dönüştürülüyor. Engeliyle ilgisi olmayan sağlık ihtiyaçları bile bu gerekçeyle reddediliyor. Bu durum, eşitlik ilkesine, ayrımcılık yasağına ve sağlık hakkına açıkça aykırı bir tabloyu ortaya koyuyor. Program da tam olarak bu yüzden, yaşananları görünür kılmayı, benzer mağduriyetler yaşayanların sesini çoğaltmayı ve mücadeleyi kolektif bir zemine taşımayı amaçlıyor.
