|

Engellilerin Gündemi (68. bölüm)

 

Engellilerin Gündemi programının 68. bölümünde son iki haftanın engellilik alanındaki gelişmeleri yine oldukça yoğun bir şekilde ele alınıyor.

 

ÖTV muafiyetinde yüzde 40 ve üzeri raporu olanlar için yeni düzenleme

Programın en geniş kısmını yine ÖTV muafiyeti oluşturuyor. 26 Mart’ta Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yayımladığı yazıyla birlikte %90’ın altında engelli raporu olan herkes için, tertibatlı araç kullansa bile ÖTV muafiyetinin kaldırıldığı açıklandı. Bu karar büyük bir şaşkınlık yarattı. Zira herkes Meclis’in yeni bir düzenleme yapacağını ve bu durumun uygulanmayacağını düşünüyordu. Ancak bu beklenti gerçekleşmedi ve karar yürürlüğe girecek şekilde duyuruldu. Bunun üzerine sivil toplumdan ve hak sahiplerinden ciddi bir tepki yükseldi. Bir hafta içinde bu tepkiler karşılık buldu ve Meclis yeni bir düzenlemeyi kabul etti.

Yeni düzenleme aslında önceki duruma göre daha geniş bir hak tanıyor. %40 ve üzeri bedensel engeli olan ve araç kullanamayacağını belgeleyebilen herkes için ÖTV muafiyeti imkânı getiriliyor. Burada önemli olan nokta şu: Artık kişinin aracı kendisinin kullanıp kullanmaması ya da tertibat taktırıp taktırmaması belirleyici değil. Önceden sadece özel tertibatlı aracı kendisi kullanabilenler bu haktan yararlanabiliyordu, şimdi ise bu şart tamamen kalkıyor. Kişiler araçlarını 10 yılda bir yenileyebilecek. Üst limit yaklaşık 2.873 bin TL civarında. Ancak bu düzenlemenin sadece bedensel engellilerle sınırlı kalması, diğer engel gruplarının beklentilerinin karşılanmaması anlamına geliyor. Ayrıca düzenleme henüz Resmî Gazete’de yayımlanmış değil, Cumhurbaşkanı onayı bekleniyor.

 

Erzurum’da sahte engelli raporuyla ÖTV’siz araç aldılar

ÖTV muafiyetiyle ilgili tartışmalarda en çok öne çıkan gerekçelerden biri de istismar meselesi. Bu noktada Erzurum’da ortaya çıkan bir olay gündeme getiriliyor. Erzurum Şehir Hastanesi’nde bazı kişilerin sağlık çalışanlarıyla birlikte hareket ederek sahte engelli raporu aldığı ve bu raporlarla araç satın aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılıyor. 13 kişi tutuklanıyor ve bu şekilde alınan araçlara şerh konuluyor. Bu gelişme olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor ama asıl tepki, sağlık çalışanlarının bu işin içinde yer almasına yöneliyor. Engelliliğin kendisinin değil, engellilik üzerinden sağlanan hakların istismar edildiği vurgulanıyor. İnsanların normalde engelli kimliğini kabul etmekten kaçınırken, iş hak kullanımına geldiğinde bu kimliği kullanmaları eleştiriliyor.

 

Mahkeme’den SGK’ya işitme cihazı kararı

Bir diğer önemli gelişme SGK ve işitme cihazlarıyla ilgili. Ankara’da doğuştan işitme engelli bir birey, konuşma işlemcisinin yenilenmesi için ödediği paranın tamamını geri almak için dava açıyor. SGK bir kısmını ödüyor, ancak kalan 50 bin lira için mahkemeye gidiliyor ve Ankara 23. İdare Mahkemesi bu farkın da ödenmesine karar veriyor. Bu kararın emsal olabileceği özellikle vurgulanıyor. Çünkü sadece işitme cihazları değil; akülü sandalyeler, protezler, beyaz bastonlar, ekran okuyucular gibi birçok yardımcı teknoloji ya hiç karşılanmıyor ya da çok düşük miktarlarla karşılanıyor. Bu da engellilerin bu araçlara erişimini ciddi şekilde zorlaştırıyor. Bu nedenle sosyal devlet ilkesinin gereği olarak bu tür araçların gerçek maliyetleri üzerinden karşılanması gerektiği açık bir şekilde dile getiriliyor.

 

Engelsiz Şarj

İstanbul’da hayata geçirilen Engelsiz Şarj uygulaması da programda yer buluyor. Bu uygulama sayesinde akülü tekerlekli sandalye kullanan bireyler en yakın şarj istasyonlarını harita üzerinden görebiliyor. Valilik, belediye ve bir sivil toplum kuruluşunun ortak çalışmasıyla geliştirilen bu uygulama olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak uygulamanın gerçekten ne kadar yaygın kullanıldığı, yeterli istasyon olup olmadığı ve en önemlisi görme engelliler için erişilebilir olup olmadığı soruları da gündeme getiriliyor.

 

Eller Konuşur

Anadolu Ajansı’nın “Eller Konuşur” projesi ise işitme engelliler açısından oldukça olumlu bir gelişme olarak aktarılıyor. Haberlerin işaret diliyle sunulması, işitme engellilerin ana dillerinde bilgiye erişimini sağlıyor. Bu durum önemli bir hak kazanımı olarak değerlendiriliyor. Ancak buradan hareketle görme engelliler için de benzer adımların atılması gerektiği hatırlatılıyor. Özellikle fotoğrafların alt metinlerle açıklanması ve videolarda sesli betimleme olması gerektiği vurgulanıyor.

 

Görme engelli öğretmenler ara dönem seminerlerine erişemedi

Programın son bölümünde görme engelli öğretmenlerin seminerlere erişim sorunu detaylı bir şekilde ele alınıyor. Kasım döneminde yaşanan erişilebilirlik sorunu nedeniyle öğretmenler seminerlerin bir bölümünden muaf tutulmuştu. Ancak bu geçici çözüm kalıcı bir iyileştirmeye dönüşmediği için Mart döneminde aynı sorunlar tekrar yaşandı. Sivil toplumun bu süreçte yeterince organize olamadığı, geç ve etkisiz tepkiler verdiği ifade ediliyor. Özellikle şeffaflık eksikliği, plansızlık ve yanlış zamanlama eleştiriliyor. Sosyal medyada yapılan kampanyaların etkili olabilmesi için doğru zamanda ve doğru şekilde planlanması gerektiği vurgulanıyor.

Paylaş: