| |

İstemediği halde görev yaptığı proje okulundan resen uzaklaştırılan görme engelli öğretmen, açtığı davayı kazandı

 

Bu söyleşide, görme engelli Türkçe öğretmeni Pınar Göcen’in yaşadığı görev yeri değişikliği süreci ve bu sürecin sonunda elde ettiği hukuki kazanım ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Programda, proje okulunda görev yapan bir engelli öğretmenin, mevzuata rağmen kendi isteği dışında görev yerinin değiştirilmek istenmesiyle başlayan ve mahkeme kararıyla sonuçlanan bir hak arama süreci adım adım anlatılıyor.

 

Pınar Göcen hakkında

Pınar Göcen, Denizli’de yaklaşık 11 yıldır Türkçe öğretmeni olarak görev yapan, aynı zamanda sivil toplum alanında aktif şekilde çalışan bir eğitimci olarak tanıtılıyor. Eğitimde Görme Engelliler Derneği başta olmak üzere engellilik ve kapsayıcılık temelli çalışmalarda yer almayı önemsediğini ve bu alanda üretmeye devam ettiğini söylüyor. Öğretmenliğe 2014 yılının Kasım ayında atanmış ve ilk görev yeri olan okulda 2025 yılına kadar kesintisiz şekilde görevini sürdürüyor. Atandığı dönemde söz konusu okul proje okulu statüsünde bulunmuyor. 2020 yılında bazı eğitim kurumlarının proje okuluna dönüştürülmesiyle birlikte bu okul da proje kapsamına alınıyor. Ancak bu dönüşümün ilk yıllarında öğretmenler açısından herhangi bir yer değiştirme süreci başlatılmıyor, pandemi koşullarının da etkisiyle mevcut kadro korunmaya devam ediyor.

 

Görev yaptığı eğitim kurumu proje okuluna dönüştürüldü, istemediği halde tercih yaptı

Asıl kırılma noktası 2024 yılında ortaya çıkıyor. Bu yıl proje okullarında görev süresi dolan öğretmenler için tercih süreci başlatılıyor ve dört yılını dolduran öğretmenlerin yeniden yerleştirilmesi gündeme geliyor. Pınar Göcen de bu kapsamda tercih yapmak durumunda kalıyor. Oysa geçmişte norm fazlası durumuna düşmüş olsa bile engelli öğretmenlere yönelik koruyucu düzenlemeler nedeniyle resen atama uygulanmadığını ve yer değiştirme konusunda kendisine dokunulmadığını hatırlatıyor. Mevzuatta yer alan düzenlemeler doğrultusunda engelli öğretmenlerin kendi istekleri dışında yerlerinin değiştirilmemesi gerektiğine dair bir uygulamanın yıllarca sürdüğünü ifade ediyor. Bu nedenle tercih sürecinde de aynı korumanın geçerli olacağını düşünüyor ve yalnızca kendi okulunu tercih ederek görevine devam etmek istiyor.

 

Engelli öğretmen istemediği halde resen atandı

Ancak tercih sonuçları açıklandığında beklenmedik bir tabloyla karşılaşıyor. Aynı durumda olan bazı öğretmenler tercih ettikleri okullara yerleşirken, kendisi tercihine yerleşemiyor ve ilçe emrine alınıyor. Bu yerleştirmelerin hangi kriterlere göre yapıldığına dair şeffaf bir açıklama yapılmadığını, puan üstünlüğü, liyakat ya da proje çalışmaları gibi ölçütlerin dile getirilmediğini, sürecin daha çok idari inisiyatif doğrultusunda ilerlediğini düşünüyor. Bu noktada kendisi açısından asıl sorunun, doğrudan bir okula gönderilmese bile ilçe emrine alınmanın da hukuken resen atama anlamına gelmesi olduğunu anlatıyor. Engelli öğretmenlerin ise mevzuat gereği kendi talepleri dışında resen atamadan muaf tutulmaları gerektiğini özellikle vurguluyor.

 

Pınar Göcen Milli Eğitim yetkilileriyle iletişim kurmaya çalışıyor

Tercih sonuçlarının ardından ilk etapta sözlü girişimlerde bulunuyor ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü Atama Birimi ile görüşerek durumunu anlatıyor. Proje okuluna atanmasından önce bu okulda görev yaptığını, engelli olduğunu ve ilgili mevzuata göre yer değiştirmeden muaf tutulması gerektiğini ifade ediyor. Ancak kendisine verilen yanıtın proje okulları yönetmeliğinin ayrı bir düzenleme olduğu ve öğretmen atama süreçlerinden farklı değerlendirilmesi gerektiği yönünde olduğunu söylüyor. Bu yaklaşımın hukuki açıdan doğru olmadığını düşündüğü için sözlü görüşmelerden sonuç alamayınca bu kez yazılı başvuru yapıyor. Sağlık kurulu raporunu, görev süresini ve mevzuat dayanaklarını içeren bir dilekçeyi resmi olarak sunuyor fakat yine olumsuz yanıt alıyor.

 

Pınar Göcen dava açmak zorunda kalıyor

Bu aşamadan sonra idari başvuru yollarının tükendiğini düşünerek dava açmaya karar veriyor. Davayı bireysel olarak açıyor, dilekçesini hazırlarken ailedeki avukatların desteğinden yararlanıyor ve Eğitimde Görme Engelliler Derneği de sürece müdahil olarak destek veriyor. Davanın temel dayanağını, proje okulları yönetmeliği ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve öğretmen atama yönetmelikleri arasında ortaya çıkan çelişki oluşturuyor. Proje okulları için yapılan özel düzenlemelerin, engelli öğretmenlere tanınan yer değiştirmeme güvencesini ortadan kaldıramayacağını savunuyor. Engelli öğretmenlerin yüzde 40 ve üzeri engel oranı bulunduğu sürece kendi talepleri dışında yer değiştirmeye zorlanamayacağı yönündeki hükümlerin bağlayıcı olduğunu dile getiriyor.

 

Pınar davayı duruşmalı açıyor

Göcen, idari davaların çoğunlukla dosya üzerinden yürütülmesine rağmen duruşmalı yargılama talep ediyor ve bu talebinin kabul edilmesi için özel çaba gösteriyor. 28 Ocak 2026 tarihinde yapılan duruşmada kendisini avukatsız olarak bizzat temsil ediyor, hem bireysel bir hak mücadelesi verdiğini hem de bu davanın engelli hakları açısından emsal teşkil etmesini önemsediğini anlatıyor. Duruşmada proje okulları ile ilgili yönetmeliğin genel mevzuata aykırı olamayacağını ve engelli öğretmenlerin korunması gerektiğini tekrar tekrar dile getiriyor.

 

Pınar Göcen davayı kazanıyor

Mahkeme kararının sonuç bölümünde özel yönetmeliklerin genel mevzuata aykırı hükümler içeremeyeceği açıkça vurgulanıyor. Devlet memurlarının yer değiştirmesine ilişkin düzenlemeler doğrultusunda engellilik durumu devam ettiği sürece memurun isteği dışında görev yerinin değiştirilemeyeceği hükmüne dikkat çekiliyor. Doğuştan yüzde 90 oranında görme engelli olan davacının çalıştığı okulda görevine devam etmek istemesine rağmen bu talebin proje okulu yönetmeliği gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılıyor. Böylece dava konusu işlem iptal ediliyor ve Göcen haklı bulunuyor.

 

Bu karar engelli hakları mücadelesi için bir emsal

Bu kararın yalnızca bireysel bir kazanım olmadığı, benzer durumda olan ya da ileride karşılaşabilecek engelli öğretmenler açısından da önemli bir içtihat oluşturduğu ifade ediliyor. Ankara’da benzer bir davada alınmış başka bir kararın da bulunduğu, bu kararın istinaf sürecinden geçtiği ve mahkemenin değerlendirmesinde emsal olarak dikkate alındığı anlatılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 30 gün içinde kararı istinafa götürme hakkı bulunmasına rağmen kararın uygulanması yönünde bir beklenti oluşuyor.

Göcen, kararın ardından önümüzdeki hafta İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşerek sürecin nasıl uygulanacağını öğrenmeyi planlıyor. Sürecin başından itibaren önce diyalog yolunu denediğini, ardından yazılı başvurular yaptığını, en son çare olarak dava yoluna başvurduğunu söylüyor. Amacının herhangi bir ayrıcalık elde etmek olmadığını, yalnızca mevzuatta tanınmış olan hakkını kullanmak istediğini özellikle vurguluyor.

 

Dava dosyası ve karar özeti

Denizli 2. İdare Mahkemesi’nce verilen bu karar, proje okullarında görev yapan engelli bir öğretmenin görev yerinin kendi isteği dışında değiştirilmesine yönelik idari işlemin hukuka uygun olup olmadığına yönelik  önemli bir emsal niteliği taşıyor.

Davacı Pınar Göcen, Denizli ili Pamukkale ilçesinde bulunan bir İmam Hatip Ortaokulunda öğretmen olarak görev yapıyor. 2025 yılı özel program ve proje okullarına öğretmen ataması sürecinde, görev süresinin uzatılması amacıyla halen çalıştığı okulu tercih ediyor. Ancak 8 Nisan 2025 tarihli işlemle hiçbir tercihine yerleşemediği bildiriliyor. Bunun üzerine davacı, doğuştan yüzde 90 oranında görme engelli olduğunu, bu duruma ilişkin sağlık kurulu raporunun bulunduğunu ve mevzuat gereği kendi talebi olmadığı sürece görev yerinin değiştirilemeyeceğini belirterek söz konusu işlemin iptalini talep ediyor.

Davalı idare olan Milli Eğitim Bakanlığı ise savunmasında, proje okullarına öğretmen atamalarının özel bir yönetmelik kapsamında yürütüldüğünü, öğretmenlerin bu okullara Bakan onayı ile dört yıllığına atandığını ve görev sürelerinin aynı usulle uzatılabildiğini belirtiyor. Bu yönetmeliğe göre proje okullarındaki görev süresinin hesaplanmasında 6 Temmuz 2020 tarihinden önceki hizmet sürelerinin dikkate alınmadığını, ayrıca proje okullarına atanacak öğretmenler açısından hizmet puanı üstünlüğü gibi kriterlerin zorunlu bir hak doğurmadığını ifade ediyor. Bu nedenle davacının tercih ettiği okula mutlaka atanmasının söz konusu olmadığını, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunuyor.

Davacı yanında davaya müdahil olan Eğitim İş Sendikası ile Eğitimde Görme Engelliler Derneği de benzer şekilde davacının engellilik durumuna dikkat çekiyor. Yüzde 90 oranında görme engelli bir öğretmenin kendi talebi dışında başka bir kuruma atanamayacağını, bu durumun açıkça yönetmelik hükümleriyle güvence altına alındığını belirterek işlemin iptal edilmesi gerektiğini savunuyor.

Mahkeme sürecinde 28 Ocak 2026 tarihinde açık duruşma yapılıyor. Bu duruşmaya davacı, davacı yanında yer alan müdahil dernek temsilcisi ve davalı idareyi temsilen bir avukat katılıyor. Tarafların sözlü beyanları alındıktan sonra dosya incelenerek karar aşamasına geçiliyor.

Mahkeme kararında öncelikle uygulanması gereken temel mevzuat ayrıntılı şekilde ortaya konuyor. Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’te yer alan hükümler aktarılıyor. Bu yönetmeliğin 28. maddesine göre kurumların çıkaracağı özel yönetmeliklerde, genel yönetmeliğe aykırı hükümler bulunamayacağı açıkça belirtiliyor. Ayrıca aynı yönetmeliğin engellilik durumuna bağlı yer değişikliğini düzenleyen ek maddesinde, en az yüzde 40 oranında engelli olan memurların engellilik durumları devam ettiği sürece kendi istekleri dışında yerlerinin değiştirilemeyeceği hükmüne yer veriliyor.

Mahkeme ayrıca, proje okullarına öğretmen atamalarının Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği kapsamında yürütüldüğünü de kabul ediyor. Bu yönetmelikte öğretmenlerin proje okullarına dört yıllığına atandığı, görev sürelerinin uzatılabildiği ve başvuruların belirlenen takvim çerçevesinde elektronik ortamda alındığı belirtiliyor. Ancak mahkeme, bu özel yönetmeliğin genel memur mevzuatına aykırı hükümler getiremeyeceğini özellikle vurguluyor.

Dosya kapsamı incelendiğinde davacının görev yaptığı okulda görev süresinin uzatılması amacıyla sadece bir tercih yaptığı, buna rağmen hiçbir tercihine yerleşemediğinin bildirildiği, ardından yaptığı itirazın zımnen reddedildiği ve bu nedenle dava açıldığı tespit ediliyor. Davacının doğuştan yüzde 90 oranında görme engelli olduğu ve bu durumun sağlık kurulu raporuyla belgelendiği de karar metninde açıkça yer alıyor.

Mahkemenin değerlendirmesinde en kritik nokta, özel yönetmelik ile genel mevzuat arasındaki ilişki oluyor. Mahkeme, özel yönetmeliklerin genel yönetmeliğe aykırı hükümler içeremeyeceğini, özellikle engellilik durumuna ilişkin koruyucu hükümlerin üstün ve bağlayıcı olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede, engellilik durumu devam ettiği sürece memurun isteği dışında yerinin değiştirilemeyeceği kuralının açık olduğu sonucuna varıyor.

Bu tespit doğrultusunda mahkeme, doğuştan yüzde 90 oranında görme engelli olan davacının görev yaptığı okulda kalmak istemesine rağmen, yalnızca okulun proje okulu statüsünde olması gerekçesiyle bu talebin reddedilmesini hukuka uygun bulmuyor. Proje okulu yönetmeliğine dayanılarak yapılan işlemin, engelli memurların yer değiştirmesine ilişkin koruyucu hükümlere aykırılık oluşturduğu sonucuna ulaşıyor.

Kararda ayrıca, benzer bir uyuşmazlıkta Ankara Bölge İdare Mahkemesi 14. İdari Dava Dairesi tarafından verilen bir kararın da aynı yönde olduğu belirtiliyor ve bu durumun değerlendirmede emsal olarak dikkate alındığı ifade ediliyor.

Sonuç bölümünde mahkeme açık biçimde dava konusu işlemin iptaline karar veriyor.

Bununla birlikte tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolunun açık olduğu da kararın sonunda belirtiliyor.

Paylaş: