Görme engelli binici Mehmet Büyük, sponsorlardan destek bekliyor
Görme engelli bir üniversite öğrencisi olan Mehmet Büyük, binicilikle, özellikle de para at terbiyesi alanıyla ilgilenen genç bir sporcu olarak bu söyleşide hem kişisel yolculuğunu hem de karşılaştığı zorlukları anlatıyor.
Mehmet Büyük Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi ve gelecekte öğretmen olma hedefi taşıyor. Büyük, küçük yaşlardan itibaren sporla ilgilendiğini, yüzmede Türkiye şampiyonluğu derecesi bulunduğunu ve görme engelliler arasında bir ilki gerçekleştirerek 16 yaşında uluslararası geçerliliği olan binicilik lisansı aldığını anlatıyor. Bu lisansı alabilmek için 2023 yılında Belçika’ya gittiğini, o dönem lise öğrencisi olduğunu ve bu sürecin hem sportif hem de kişisel gelişimi açısından çok önemli bir deneyim olduğunu vurguluyor. Mehmet, Türkiye’de görme engelliler için biniciliğin henüz çok yeni ve bilinmeyen bir alan olduğunu, bu nedenle attığı her adımın aynı zamanda ilklere karşılık geldiğini dile getiriyor.
Biniciliğe nasıl başladı?
Binicilikle tanışmasının çocukluğuna dayandığını belirten Mehmet, Kastamonu’da büyümesinin bu noktada belirleyici olduğunu söylüyor. At çiftliklerinin yaygın olduğu bir coğrafyada yaşamanın kendisini doğal olarak atlarla buluşturduğunu, ancak başlangıçta bunun daha çok destekli ve rehber eşliğinde yapılan bir etkinlik olduğunu ifade ediyor. Asıl kırılma noktasının lise yıllarında valilik tarafından yürütülen bir proje sayesinde yaşandığını, bu projede at binmeye katıldıktan sonra antrenörünün kendisine para at terbiyesi branşını önerdiğini aktarıyor. Antrenörünün, sesli yönlendirmeyle bir görme engellinin de atı bağımsız biçimde yönetebileceğini söylemesi, Mehmet için yeni bir yolun kapısını aralıyor. Bu aşamadan sonra antrenmanlara başladığını, manejde çalıştığını ve atla kurduğu ilişkinin giderek daha güçlü ve özgürleştirici bir hâl aldığını anlatıyor.
Manej ve safari nedir?
Söyleşi sırasında Mehmet, binicilikte kullanılan bazı temel kavramları da açıklıyor. Manej kavramını, atların kontrollü biçimde çalıştığı, zemini kumla kaplı, açık ya da kapalı olabilen güvenli alanlar olarak tarif ediyor. Açık manejlerin genellikle yaz aylarında, kapalı manejlerin ise kışın tercih edildiğini, profesyonel biniciliğin ve antrenmanların esas olarak bu alanlarda yapıldığını belirtiyor. Safari biniciliğini ise daha çok turistik amaçlı, açık alanlarda yapılan gezintiler olarak tanımlıyor ve profesyonel spor biniciliğinden ayrıldığını vurguluyor.
Mehmet, Belçika’da uluslararası lisans alıyor
Mehmet’in Belçika’ya uzanan lisans süreci, söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyor. Türkiye’de para at terbiyesi branşının yeni olması nedeniyle, görme engelliler için gerekli sınıflandırma ve değerlendirme süreçlerinin yurt dışı federasyonlar üzerinden yürütüldüğünü aktarıyor. Türkiye Binicilik Federasyonu ile iletişime geçtiklerini, kendisinden engel raporu, at binerken çekilmiş video ve fotoğraflar istendiğini ve bu belgelerin yurt dışına gönderildiğini anlatıyor. Başlangıçta çok umutlu olmadığını, ancak bir gün gelen telefonla Belçika’daki sınıflandırmaya davet edildiğini ve bu haberin kendisi için büyük bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. Henüz 16 yaşındayken yurt dışına tek başına gitmenin, yabancı bir ülkede doktorlarla ve yetkililerle görüşmenin, farklı kültürlerle temas etmenin kendisine büyük bir özgüven kazandırdığını ifade ediyor. Sürecin sonunda uluslararası geçerliliği olan lisansını aldığını ve Türkiye’ye bu lisansla döndüğünü belirtiyor.
Para at terbiyesinde ilerlemek için sponsor şart
Lisansı aldıktan sonra teorik olarak yarışlara katılma hakkı kazandığını, ancak pratikte ciddi engellerle karşılaştığını anlatıyor. Türkiye’de para at terbiyesi yarışlarının düzenlendiğini, ancak bu branşın pahalı olması nedeniyle sponsor desteği olmadan ilerlemenin neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor. Atların çok yüksek maliyetlere sahip olduğunu, yalnızca atın değil, antrenör, ekipman ve tesis giderlerinin de büyük bir bütçe gerektirdiğini söylüyor. Sponsor arayışı sürecinde birçok olumsuz yanıt aldığını, bazı kişilerin bu sporu yeterince ciddiye almadığını ve destek vermekten kaçındığını dile getiriyor. Bu nedenle, lisansına rağmen bugüne kadar hiçbir ulusal ya da uluslararası yarışmaya katılamadığını açıkça ifade ediyor.
Para at terbiyesi nedir?
Mehmet, para at terbiyesi yarışlarının yanlış anlaşıldığını da özellikle vurguluyor. Bu branşın bir hız ya da koşu yarışı olmadığını, belirli hareketlerin ve figürlerin manej içinde sessiz bir ortamda yapılmasını gerektirdiğini anlatıyor. Hakemlerin yalnızca pozisyon ve harflerle yönlendirme yaptığını, sporcuların antrenmanla öğrendikleri düzeni zihinsel olarak takip etmelerinin beklendiğini söylüyor. Görme engelli sporcular için bu, hem fiziksel hem de bilişsel açıdan yoğun bir hazırlık anlamına geliyor. Kendi sınıflandırmasının seviye 4 olduğunu, bu seviyede görme engellilerin yarıştığını ve farklı engel gruplarının ayrı seviyelerde değerlendirildiğini ayrıntılı biçimde açıklıyor.
Türkiye’de görme engelli binicilerin karşılaştığı sorunlar
Söyleşinin ilerleyen bölümlerinde, Türkiye’de görme engellilerin binicilik yaparken karşılaştığı yapısal ve hukuki engellere de değiniliyor. Mehmet, birçok tesisin sorumluluk almaktan kaçındığını, olası bir kaza durumunda hukuki sorunlar yaşayacaklarını düşündükleri için görme engellilerin ata binmesine izin vermediklerini aktarıyor. Bu yaklaşımın, engellilerin spor yapma hakkını fiilen kısıtladığını ve büyük bir eşitsizlik yarattığını ifade ediyor. Kendi durumunda, antrenörleri ve çalıştığı ortam sayesinde bu engelleri kısmen aşabildiğini, ancak pek çok görme engelli için biniciliğin hâlâ ulaşılması çok zor bir alan olduğunu söylüyor.
Mehmet’in para at terbiyesi alanı için gelecek hedefleri
Tüm bu zorluklara rağmen Mehmet, binicilikten vazgeçmediğini ve bu alanda büyük hayalleri olduğunu dile getiriyor. Para at terbiyesinin yaş sınırlarının diğer sporlara kıyasla daha esnek olduğunu, uygun koşullar sağlandığında 30’lu ve 40’lı yaşlara kadar üst düzeyde yapılabildiğini hatırlatıyor. En büyük hayalinin, bir gün sponsor desteği bularak yeniden düzenli antrenmanlara başlamak, uluslararası yarışlarda puan toplayarak paralimpik oyunlara katılmak ve Türkiye’ye bu branşta bir madalya kazandırmak olduğunu söylüyor. Türkiye’nin bugüne kadar para at terbiyesi alanında paralimpiklere sporcu gönderememiş olmasını da bu hayalini daha anlamlı kılan bir motivasyon olarak ifade ediyor.
